Barbie 'Matematik zor' dedi
Bir daha "donanıma bağlı kapasite yetersizliği" deyimini, elektrik sistemleri dışında bir şeyi âÃÂ"örneğin insan beynini- tanımlamak için kullanıldığını duyarsam çığlık atacağım. Bilimde eski fikirler, destekçileriyle birlikte gömülene kadar yaşıyor ne yazık ki. Beynin kapasitesini "donanımıyla sınırlı" gören dogma, ona karşı ortaya çıkan kanıtlar göz önüne alındığında yine de haddinden fazla dayandı. Motor korteksin "doğası gereği değişmez" olduğu kabul edilir; korteksin sol yarısı vücudun sağ tarafını, sağ yarısıysa sol tarafını kontrol eder. Ama felçli hastalar için geliştirilen bir tedaviyle, sol motor korteksin hasarlı olan sağ taraftan görevi devraldığı ve vücudun sol tarafını da hareket ettirebildiği görülüyor. Hatta fiziksel yapısı nedeniyle asla değişemeyecek görme merkezi olduğunu düşündüğümüz görsel kortekste bile işler değişebiliyor: Harvard'dan Alvaro Pascual-Leone ve ekibi Ağustos'ta bu konuda bir rapor yayımladı. Rapora göre bir hafta boyunca gözleri bağlı ve dokunma algılarını güçlendirerek, örneğin kör alfabesi olan Braille noktalarını hissederek yaşayan insanların görsel korteksi, gözün gönderdiği sinyaller yerine parmak uçlarının gönderdiği sinyalleri işleme tabi tutuyor. Benzer bir durum doğuştan kör olan insanlarda da gerçekleşiyor.
Yani görsel korteks gibi temel bir yapının işleyişi bile değiştirilebiliyor. O zaman lütfen erkek beyninin "doğası gereği" matematiğe daha yatkın olduğu ama kadın beyninin kapasitesinin buna uygun olmadığı iddiasından vazgeçebilir miyiz?
İnkâr edilemez bir şey varsa o da matematiğin en iyileri arasında erkeklerin kadınlardan sayıca fazla olduğu. 1993'ten 2002'ye kadar Amerikan üniversitelerinde matematik doktorası yapmaya hak kazananların sadece yüzde 27'si kadındı. İlerleme hâlâ acınacak kadar yavaş, zira geçen yıl bu oran ancak yüzde 29'a yükseldi. Fakültelerin matematik bölümlerindeki profesör ve doçentlerinse yüzde 19'u kadın. Şimdiye kadar hiçbir kadın, matematik Nobel'i sayılan "Fields Madalyası"nı kazanamadı.
SAT'taki (tüm dünyadaki öğrencilerin Amerikan üniversitelerine girebilmek için geçmek zorunda olduğu sınav) matematik sorularında 700 veya daha üstü puan alan, 13 yaş altı çocuklarla ilgili yapılan "Matematiksel Olarak Erken Gelişmiş Gençler Çalışması"nda, erkeklerle kızlar arasında 13'e 1 gibi bir orantısızlık ortaya çıkıyor. Bu sonuç, araştırmacılar tarafından "erkeklerin matematikteki üstün kabiliyeti" ifadesiyle tanımlanıyor.
Şimdi sırada "gel gör ki" kısmı var. Bu oran 1983'te doğruydu. 2005'teyse denge 2,8'e karşı bire düştü. Beyinde "doğası gereği" olan hiçbir şey bu kadar çabuk değişemez. Amerikan Matematik Topluluğu Bülteni'nin gelecek ayki sayısında açıklanacak standart ötesi matematik yeteneğine sahip farklı kültürlerden gençlerle ilgili veriler daha da çarpıcı. Araştırmacılar, ABD ve Uluslararası Matematik Olimpiyatları ile Putnam gibi yarışmaların son 20 yıldaki dünya birincilerini taradı. Özellikle Putnam Yarışması'nda ilk 12 soru o kadar zordu ki, üniversite öğrencisi olan 3 bin 500 kişiden pek çoğu bu soruların hiçbirini doğru yapamadı. İlk 25'e girenler bile yaklaşık 5 soruya doğru cevap verebildi. Şaşırtıcı olansa en iyi skorların kızlardan gelmesi. Geçen 16 yılın en iyi 25 Putnam skorunu yapan 11 kızın sekizi ABD dışında bir ülkede doğmuş.
Dokuz saat süren altı problemli Uluslararası Matematik Olimpiyatı'nda da benzer örnekler var. Sınav sıralamasında üstlerde yer alan Bulgaristan, Doğu Almanya/Almanya ve Sovyetler Birliği/Rusya takımlarında sırasıyla 21, 19 ve 15 kız bulunurken, ABD takımındaki kız yarışmacı sayısı üç. Yıllar boyunca Rusya Olimpiyat takımının yüzde 20'sini, diğer takımlarınsa dörtte birini kızlar oluşturdu. ABD takımlarında 23 yıl boyunca hiç kız yarışmacı yoktu, Japonlar'sa 19 yıl içinde sadece bir kız yarışmacıyla olimpiyatlara katıldı. 1988'den beri Uluslararası Olimpiyat'ta Bulgar kızları Amerikalı kızlarından iki kat fazla madalya kazandı; Rus kızlar ise üç kat fazla. Olimpiyatlar'da kızların sivrildiği ülkelerde, matematikte kızların erkekler kadar üstün olmalarını sağlayacak sıkı bir matematik müfredatı ve kültürü var. Wisconsin Üniversitesi'ndeki çalışmayı yöneten Janet Mertz "Matematik; sosyal, kültürel ve çevre faktörlerine göre belirlenen bir yetenek" diyor. Yetenek sadece "belirlenmiyor" aynı zamanda "besleniyor" da. Zira Putnam skorcularının hepsi müfredat dışı, problem çözmeyle ilgili eğitim almıştı. Matematik yeteneği olan bu çocuklar ayrıca boş zamanlarını problem çözme taktiklerini öğrenerek geçirmek zorunda. Kızların erkeklerden geri kaldığı ülkelerde matematiğin sadece inek öğrenciler için olduğu düşüncesi hâkim. Bu birçok ABD'li kızı da matematikten uzaklaştırıyor. Zira kızlar sosyal statü konusunda erkeklerden daha hassas.
Hâlâ matematik yeteneği konusunda cinsiyetler arasındaki uçurumu biyolojik açıklamalara dayandıranlar varsa, aynı gen havuzundan gelen eski Batı - Doğu Almanya veya Slovakya - Çek Cumhuriyeti gibi birbirine komşu ülkeleri bir düşünsünler. Doğu Almanya ve Slovakya Matematik Olimpiyatları'na komşularından daha fazla kız yarışmacıyla katıldı. Doğu Almanya'nın 18 kız yarışmacısı varken, Batı Almanya takımında hiç kız bulunmuyordu. Slovakya ve Çek Cumhuriyeti takımlarındaki kız yarışmacı sayılarıysa 22'ye 10'du. Sonuçların esas olarak biyolojiye değil, tamamen farklı sosyal ve diğer çevresel etkenlere bağlı olduğunu fark etmek gerçekten bu kadar zor mu?
Sosyal faktörler beyin fonksiyonlarını ne kadar güçlü etkileyebilir? 2007'de yapılan bir araştırmada bir grup kıza, kızların uzaysal yeteneklerinin düşük olduğu söylenirken diğer gruba böyle bir bilgi verilmedi. Araştırmada, birinci grubun uzaysal yetenek testinde ikinci gruba göre daha başarısız olduğu görüldü. Bunun sebebi Smith College'den Maryjane Wraga'nın çalışmasındaki beyin taramalarında açıkça görülüyordu: Birinci gruptaki kızların beyninde kızgınlık ve üzüntü gibi olumsuz duyguları yöneten arka singulum'da aktivite yükselirken, yüksek sıralı görsel alanlarda ve hafızayla ilgili bölgelerde aktiviteler düşüktü. Çünkü, sosyal etkilerle tetiklenen anksiyete, uzaysal muhakeme için gerekli beyin aktivitesini suskunlaştırıyordu. Siz yıllarca kızlara doğaları gereği düşük kapasiteli olduklarını söyleyin, sonra da matematikle ilgili cinsiyetler arasındaki uçurumun bu toplumsal mesajlardan değil de, kız beyninin "doğasından" kaynaklandığını savunmaya çalışın.




















