27. Tüyap İstanbul Kitap Fuarı başladı. Bu yıl yaklaşık 550 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılımcı. Tema "1968: 40 Yıl Önce, 40 Yıl Sonra." Söyleşi, şiir-dinletisi ve çocuk etkinliklerinin de yapılacağı fuarda 750 yazar imza dağıtacak. Aralarında ben yokum, korkmayın. Belki son gün -ibret olsun diye- pastırmalı kuru fasulye falan yapıp götürebilirim.
Bahçeşehir'de oturduğum için (yakınım yani) TÜYAP güzergâhına (Beylikdüzü) gitmek normal şartlarda -en fazla- 10 dakika sürerken, kitap fuarı olunca bu süre bir saati buluyor. Uyanık olanlar işin aslının kitaba ilgi olmadığını tahmin eder.
Ben kitap fuarındaki insanları (gruplama yapmayı sevmem ama) farklı kategorilerde değerlendiriyorum. Aralarında en sakıncalı grup 'çocuğu için' orada olanlar. Şöyle söyleyeyim: Bebek arabasıyla fuar alanına gelen çocuklar, bir müddet sonra havasızlık ve kalabalıktan nöbet geçirmeye başlıyor. Garipler bir saatin sonunda kontrolden çıkıp sağa sola saldırıyor ve sonları ya azar ya da çimdik oluyor. Sonuç belli, bağırış çığırış fuar alanı terkediliyor. Bu koşullarda zorla "kitap sevgisi aşılamak" nasıl olacak?
Annesi, suratı beş karış ve şakaklarından ter akan dört yaşlarındaki oğlan çocuğunu kendince "şaşaalı" bulduğu bir noktaya dikmişâ¦
Anne: Oğlum, hadi şurda dur, bana bak, resmini çekicem.
Çocuk: McDonald's'a gidelim.
Anne: Bir resmini çekelim gidicez, gül bakalım anneye.
Çocuk: Acıktım ben gitmek istiyorum yaaa.
Anne: Bi gül bakiim öyle.
Çocuk: Gülmiycem işte.
Anne: Gül, bak alıcam şimdi ayağımın altına.
Ben: Hasta kadın, çektiği resimleri gidip komşulara gösterecek, "bakın biz kitap fuarına gittik, Bilgican da çok güzel vakit geçirdi, çok seviyor kitapları" yapacak, dert bu yani.
Sahran (Eşim yani): .......
Ben: Çocuk üzerinden kendini 'markalaştırmaya' çalışan sorunlu anne modeli işte.
Sarhan: Çocuğun adı da iddialı ama.
Ben: Neymiş adı?
Sarhan: Bilgican dedin ya.
Ben: Ha, ben attım onu kafadan.
Sarhan: .......
Konuya dönecek olursak, TÜYAP Kitap Fuarı'nda olduğu gibi -kimilerince uzak mesafe- organizasyonların beklenmedik bir şekilde beni eğlendiren senaryoları da oluyor elbet. Mesela yol bilgisi çok zayıf olan kızkardeşim gibiâ¦
Duygu: Sanırım kayboldum!
Ben: Nasıl?
Duygu: Valla yoldayım, arabada. İlerde göl gibi bişi var, yolda çanak çömlek satan amcalar var. Hangi çıkışı alıyoduk?
Ben: Sen ilk çıkışı alıp dön yoksa Tekirdağ'da bulursun kendini. Yok köfte yiycem diyorsan, dümdüz devam et.
Duygu: Ya senin sorunun ne? Niye kendini sürekli komik olmak zorunda hissediyorsun?
Ben: .......
Duygu: 'Nan-stap komedi' kompleksi. Bi derinine inelim bunun.
Ben: Şimdi mi iniyoruz?
Duygu: Komik de değilsin ayrıca, ben sana kayboldum diyorum, daha fuara gidicem, işim gücüm var. Çocukluğuna dönüp bunun altındaki travmayı bulalım.
Ben: Tamam, her şey senin doğduğun gün başladı.
Duygu: Nasıl?
Ben: O zamana kadar annem sadece bana aitti, derken sen geldin, ühühühüüü⦠Artık annem eve yeni gelen küçük bebeği benden çok seviyordu, Her şeyi mahvettin.
Duygu: ......
Ben: Tavır ha, peki! Sen şimdi Edirne'yi takip ediyosun, "Edirne'ye hoşgeldiniz" tabelasına kadar gidiyorsun, tabelayı görünce durup altında bir resim çektiriyorsun, sonra e-postayla bana yolluyorsun. Ben terapiye o resim üzerinden devam ediyorum.
Duygu: ÇAT! (huysuz kızkardeş)
Ben: Alo, Duygu, kızdın mı? Aloooooo. Anneme söyleyecek!
Kardeşimin yaşam alanı Tarabya-Taksim hattından öteye geçmezken senede bir kez kitap alıcam diye Beylikdüzü'ne gelmeye kalkarsa (haftasonu ablama gideyim, varsa ütülerini yapayım falan yok) olacağı budur.
Sonuç olarak, hâlâ Tüyap Kitap Fuarını ziyaret etmek konusunda caydıramadığım cesur yürekler varsa, 9 Kasım'a kadar kitaplar, kitapçılar ve imza dağıtacak birtakım önemli şahsiyetler sizleri bekliyor olacak. Ancak gitmeden önce aklımızda tutmanızda fayda olan ve hayatı kolaylaştıran bilgileri kısa notlar haline sizinle paylaşmak isterim:
1) Gittiğimiz yerlerde çocuklarımıza gereksiz eziyet yapmıyoruz.
Naapmıyoruz? Eziyet yapmıyoruz.
2) Bir yere gitmeden önce bir bilenden yol bilgisi alıyoruz.
Ne alıyoruz? Yol bilgisi alıyoruz.
3) Bir de ablaya saygılı oluyoruz.
Herkese bol kitaplı günler...