Hasta olmak yetmez
- Diğer Yaşam Haberleri
- "İdeal Müslüman"ın 114 kodu
- Müthiş kelimeler
- İlişkili Haberler
- Bu sizin beyniniz ve yaşlanıyor
- Adımları hızlandırın
- Bir iyi bir kötü haber
- Hani kanser tedavisi ücretsizdi?
- Bir röntgende kanser mi?
- Dikkat zehir çıkabilir
- Netteki doktorun hastasıyız
- Hastalara yer yok
- Tıbbın geleceği
- Böceklerin yükselişi
- Zekâ geliştiriciler
- Kasıktan kalbe giden tedavi
- Eski usul tedavi
- Derin acıları temizlemek
- Pardon, adınız neydi?
- Şimdi uyu, sonra hatırlarsın
- Salgın kapıda
- Bir salgının yol haritası
- Domuz gribi, kuş gribi ve İspanyol nezlesi
- Acil servislerde rakı servisi
- Protez kolla tutunmak
- Anjiyoda görülemeyen
- Bir şekerleme çek
- Yiyelim mi sürelim mi?
- Çok iyi geliyor ve herkes yapıyor
- Bakterileri püskürtün
- Beynin duygusal halleri
- Acımasız katilin izinde
- Beyaz kızlardan ibaret değil
- Kendinizi evde sporla şımartın
- Diyalizde aşk
- Türkiye'nin geleceği kuvözde
- Kalbin efendisi, akciğerin peşinde
- Vücut ritmi hakkında yedi gerçek
- Yağların içinde hazine avı
- Belleğin gizemleri
- Haydi beyin şarkı söyle
Ayşe Yıldız, 23 yaşında. On yıldır böbrek hastası ve her gün diyaliz makinesine bağlanmak zorunda. O sabah ilaçlarını almak için Dudullu'daki evinden Altunizade'deki eczacı odası bürosuna gitti. Bürodakiler reçetesini bıraktıktan iki saat sonra kendisini arayacaklarını ve ilacını alabileceğini söyledi. Yıldız, yakınlardaki bir parkta üç buçuk saat geçirdikten sonra büroyu aradığında, ilaçların gelmediğini öğrendi. Gecikme yüzünden diyalizini de aksatan Yıldız, gerekli iğneyi ancak ertesi gün alabildi. Pazartesi günü irtibat noktasına reçetesi teslim edilen 12 yaşındaki Fatih Güvenilir'e ise ilacı ancak çarşamba akşamı ulaştı.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türk Eczacıları Birliği (TEB) arasında imzalanan 2008 yılı protokolü çerçevesinde, böbrek hastalarının diyalize bağlanmak için kullandığı solüsyonları ve ilaçlarının bir kısmını ihtiva eden reçetelerin İstanbul'da Eczacı Odası büroları aracılığıyla eczaneler arasında sıralı dağıtımı, Ekim'de başladı. Sistem Ankara, Bursa, İzmir, Gaziantep, Kocaeli gibi illerde de uygulanıyor. Bir eczacının, rekabet kurallarına aykırı olması nedeniyle itiraz ettiği uygulama, Adana'da mahkeme kararıyla iptal edildi. Diğer illerdeyse eczacı ve hastaların açtığı davalar halen devam ediyor ve bu davalara her gün bir yenisi eklenecek gibi görünüyor. Aslında uygulamada kâğıt üzerinde bir sorun yok gibi: Diyaliz hastası reçetesini aldığı zaman önce Eczacı Odası bürolarından birine müracaat edecek. Kentte hangi eczanenin sırası gelmişse reçete ona e-mail yoluyla iletilecek ve ilaçlar o eczanede hazırlanıp iki saat içinde irtibat bürosuna gönderilerek hastaya teslim edilecek. Ama hastalar, özellikle İstanbul gibi -trafik sıkışıklığının da eksik olmadığı- bir metropolde bu işleyişin pratikte mümkün olmadığından şikayetçi.
Zamanlarının büyük bir kısmını diyaliz merkezinde ya da hastanede geçiren, zaten çok zor koşullarda hayatta kalma mücadelesi veren hastalar sistemin kendilerine hem fiziki hem de ekonomik anlamda ciddi bir yük getirdiğini söylüyor. Bir yandan hastalar, hekimler ve diyaliz merkezlerinden gelen şikâyetler devam ederken, İstanbul Eczacı Odası Genel Sekreteri Cenap Sarıalioğlu "Uygulama henüz çok yeni, hastalarımız sabırlı olsun, sistem sorunsuz bir şekilde yürüyecek biraz daha zamana ihtiyacımız var" diyor.
Sistemin amacı, her noktadaki eczanenin bu tür reçeteleri karşılayabilmesine imkân sağlayıp, eşit dağıtımını sağlamak. İstanbul Eczacı Odası eski Başkanı Zafer Kaplan 700-800 YTL'yi bulan diyaliz reçetelerinin suiistimale, haksız kazanca yol açtığını, uygulamayla sistemin güvenilir ellere geçtiğini söylüyor. Eczacı Odası'na göre Mecidiyeköy, Avcılar, Cerrahpaşa, Çapa, Kadıköy, Altunizade, Kartal ve Pendik'teki bürolar bu nedenle kuruldu. Uygulamayla ilgili yüzlerce şikâyet dilekçesi aldığını belirten Böbrek Hasta Haklarını Koruma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği (BÖHAK) Başkanı Vahap Acar ise uygulamaya şiddetle karşı çıkıyor. "Hastadan gelen rantı eşit paylaşmak istiyorlar ama usulsüzlük hastayı bağlamaz. Bunun bedelini hastaya ödetiyorlar." Acar, uygulamadan önce hastaların kan iğneleri ve tansiyon ilaçları gibi diyaliz tedavisinde kullanılan ilaçları eczanelerden anında alabildiğini hatırlatıyor. "Diyaliz sıvılarıysa, istedikleri adrese, istedikleri tarihte gönderiliyordu. Şimdiyse ilaç gelmediği için hastalar diyalize giremiyor ya da irtibat noktasında beklerken tedavi saatini kaçırıyorlar" diyor Acar. Hasta ve Hasta Yakını Derneği (HAYAD) Başkanı Leyla Ezgi'ye göre "Hasta ilaca zamanında ulaşamıyorsa bu kesinlikle bir hasta hakkı ihlali." Ülkede sayıları 50 bine ulaşan böbrek hastalarının yüzde 90'ı iş göremez raporuna sahip ve tek başına irtibat bürolarına gitmeleri zaten mümkün değil. Diyaliz Hekimleri Derneği (DİHED) Başkanı Dr. Adem Sezen de, "hastayla eczane arasına başka bir kurum ya da kişi girerse bunun yasalar karşısında suç olduğu" iddiasında.
Sorunlar bununla sınırlı değil. Özel Diyaliz Merkezleri Derneği (DİADER) Başkanı Mustafa Işık odanın reçete bedeli üzerinden yüzde 2 komisyon aldığını, bunun da yasalara aykırı olduğunu vurguluyor. Sarıalioğlu'na göre gecikmelerin sebebi, SGK'nın provizyon sisteminde yaşanan sorunlar. Genel sekreter mevcut büroların İstanbul'un durumu göz önüne alınarak mesafelere göre belirlendiğini, gerekirse yeni irtibat noktaları kurabileceklerini belirtiyor.
Tartışmalar arasında ilaç ellerine ulaşmadığı için diyalize bağlanmakta geciken küçük çocuğun annesi Fatma Güvenilir soruyor: "Ya çocuğuma bir şey olsaydı?" İşte o acının eşit paylaşılabileceği şüpheli.
sayı: 3



















