Acımasız katilin izinde
- Diğer Yaşam Haberleri
- "İdeal Müslüman"ın 114 kodu
- Müthiş kelimeler
- İlişkili Haberler
- Bu sizin beyniniz ve yaşlanıyor
- Adımları hızlandırın
- Bir iyi bir kötü haber
- Hani kanser tedavisi ücretsizdi?
- Bir röntgende kanser mi?
- Dikkat zehir çıkabilir
- Netteki doktorun hastasıyız
- Hastalara yer yok
- Tıbbın geleceği
- Böceklerin yükselişi
- Zekâ geliştiriciler
- Kasıktan kalbe giden tedavi
- Eski usul tedavi
- Derin acıları temizlemek
- Pardon, adınız neydi?
- Şimdi uyu, sonra hatırlarsın
- Salgın kapıda
- Bir salgının yol haritası
- Domuz gribi, kuş gribi ve İspanyol nezlesi
- Acil servislerde rakı servisi
- Protez kolla tutunmak
- Anjiyoda görülemeyen
- Bir şekerleme çek
- Yiyelim mi sürelim mi?
- Çok iyi geliyor ve herkes yapıyor
- Bakterileri püskürtün
- Beynin duygusal halleri
- Beyaz kızlardan ibaret değil
- Kendinizi evde sporla şımartın
- Hasta olmak yetmez
- Diyalizde aşk
- Türkiye'nin geleceği kuvözde
- Kalbin efendisi, akciğerin peşinde
- Vücut ritmi hakkında yedi gerçek
- Yağların içinde hazine avı
- Belleğin gizemleri
- Haydi beyin şarkı söyle
Eylül ayı sonunda, küresel sağlıkla ilgili herkes Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından düzenlenen bir dizi toplantıya katılmak üzere New York'taydı. Kalabalık içinde bir kümelenme göze çarptı. Aktivist rock yıldızı Bono katılımcıları havaya sokmak için orada hazırdı. Fakirlikle mücadele konusunda anahtar teorisyenlerden Kolombiya Üniversitesi profesörü Jeffrey Sachs da bu girişime destek veriyordu. Toplantının vesilesi, her yıl bir milyon insanın ölümüne neden olan sıtma hastalığına karşı yarım yüzyıldır verilen mücadeleler içinde en kararlısının açıklanacak olmasıydı. Sıtmaya Karşı Küresel Eylem Planı (GMAP) olarak adlandırılan program sağlık görevlilerinin sadece önümüzdeki beş veya on yıllık dönemde değil, gelecek elli yıl içerisinde üstesinden gelmeyi umdukları hususları detaylı bir biçimde ortaya koyuyor.
Bill&Melinda Gates Vakfı bir yıl önce dünyanın önde gelen sıtma araştırmacıları ve sağlık görevlilerinin neredeyse hepsini ilk defa bir odada bir araya getirmişti. Gates Vakfı'nın Seattle'da düzenlediği toplantıya daha küçük bir kitle katılmış ve toplantı bazen ateşli tartışmalara da sahne olmuştu. O toplantının aksine, BM Genel Kurulu tarafından düzenlenen toplantıya ise dayanışmacı ruh hali damgasını vurdu. Tartışmaların çoğunluğunun tam kalbinde bir temel mesele yer alıyordu: Büyük düşünüp sıtma hastalığının kökü olan çiçek hastalığını kurutmayı mı denemeli; yoksa daha gerçekçi görünen seçeneği tercih edip hastalığı kontrol altına almanın yolunu mu aramalı? Toplantının ikinci günü, Melinda Gates bu meseleyi tamamen halletti. "Dünya sıtmaya yakalananları tedavi etmek veya hastalığı kontrol altına almanın ötesinde, sıtmanın kökünü kurutmak için uzun vadeli bir rota planlamak gibi tarihi bir fırsatla karşı karşıya" dedi. O esnada katılımcılar sandalyelerinde kımıldandılar. Önemli bir dernekte hayırsever olarak çalışan bir delege Bill Gates ve eşinin bir kelimeyle "toplantının yönünü değiştirdiğini" söyledi ve ekledi "Onlar nereye giderse dünya da onları takip eder."
Yıllarca süren ihmalden sonra, Afrikalı ve Batılı uluslar bugün artık saplantı düzeyine ulaşan bir gayretle sıtmaya karşı mücadele veriyor. Batılı ülkeler 2000 yılında bu hastalıkla mücadeleye ayırdıkları 50 milyon dolarlık kaynağı bu yıl 1,1 milyar dolara çıkardılar ve bu sonuç vermeye başlıyor. Daha önceden hastalıktan kırılan Etiyopya'daki sıtma hastalığı tanısı 1,2 milyon'a düşerek 2001'den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Daha önceki yıllarda bu sayı dokuz milyon kadardı. Ülke şu anda dünya çapında gelişme modellerinden biri olarak gösteriliyor. Sıtmayı haritadan silme hedefi cesurca bir amaç. Çünkü sıtma en dirençli hastalıklardan biri. Fakat bu hedefe ulaşmayı amaçlayanlar dünyanın en güçlü insanları; İngiliz Başbakanı Gordon Brown, News Corp'un şefi Peter Chernin ve sıtma ile mücadeleyi "küresel sağlık alanında en çok yenilgi alınan" girişimlerden biri olarak tanımlayan Bill Gates bu insanlar arasında. Gates bu sefer yenilmeye niyetli değil.
Eğer yeni girişimler başarılı olursa, milyonlarca hayat kurtulacak ve bütün bir kıta fakirliğe karşı soluk alacak. Dahası, HIV/AIDS, tüberküloz ve zatürree gibi diğer birçok hastalıkla gelecekte yapılacak mücadeleye kapı aralanmış olacak. "Malaria No More" (Sıtmaya Geçit Yok) yardım derneğinin icra kurulu başkanı Scott Case, "Bu biraz insanoğlunun ilk memeliyi kendi etki alanına sokmasına benziyor. Bunun yapılabildiğini gördüğünüzde, tamamen yeni bir takım olasılıklara kapı aralar" diyor.
Fakat başarı garanti değil. Bir hastalığın kökünü kurutmak belki de en büyük meydan okuma; enfeksiyon oranları düşse, hastalığa yol açan diğer nedenlerle baş etmek daha zormuş gibi görünmeye başlasa dahi kararlılıktan vazgeçmemek gerekir. Ayrıca aşılamada ortaya çıkan gelişmeler de hayal kırıklığı yaratacaktır; çünkü bağışıklık sistemini sıtma paraziti kadar beceriyle aldatabilen çok az sayıda emsal var. Öte yandan sıtma ile mücadelede yapılması gerekenler için yeterli paranın toplanmasında büyük bir engel söz konusu. Geçen hafta, GMAP kampanyasında tanıtımın bir parçası olarak dünya liderleri sıtmanın önlenmesi için 3 milyar dolar bağışta bulundu. Fakat planı tamamıyla uygulayabilmek için 2009'da 5,3 milyar dolara, ardından 2010'da 6,2 milyar dolara ve bunlara ilaveten bilimsel araştırmaların sürdürülmesi için de her yıl 900 milyon dolarlık paraya ihtiyaç olduğu söylendi. Hastalığı ortadan kaldırmak bizim gücümüzün yetmeyeceği bir lükse dönüşebilir.
Dünya sıtma hastalığının peşine ilk kez düşmüyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, böcek ilacı DDT'nin (diklor âÂ" diphenyl-tirchlorethane) yaygın kullanımı pek çok gelişmiş ülkede sıtma paraziti taşıyan sivrisinekleri öldürdü. 1963'te gelişmekte olan ülkelerden en azından biri sıtmadan kurtulmanın eşiğine gelmişti: 1955'e kadar yılda milyonlarca sıtma vakasına ev sahipliği yapan Sri Lanka'da vaka sayısı önemsenmeyecek bir sayıya, 18'e kadar geriledi. Dünya buna çok sevindi ve sonra mücadeleyi aniden bıraktı.
Kamu Sağlığı Örgütü'nün sıtma ile mücadele sürecini geri plana atmış olmasının nedeni kısmen DDT kullanmayı sürdürmekteki isteksizliğiydi. Fakat bu girişimin başarısız olmasının kesinlikle bir nedeni de başarmaya çok yaklaşılmış olmasıdır. Politikacılar aslında işlerini tamamlamamış oldukları halde, öyleymiş gibi davrandılar. Sıtmayı yok etmek adına başka kampanyalarda çalışan Harvard Üniversitesi risk analisti Kimberly Thompson "kaynaklarını, daha fazla vaka görülen hastalıklar için kullanmak istediler" diyor. DDT kullanımı durunca, sıtma yeniden sahneye çıktı.
Sri Lanka'da 18 vakaya kadar düşen sıtma 1969'a gelindiğinde bir yılda yarım milyon vakaya fırlayarak geri döndü. Umudunu kaybeden kamu sağlığı çalışanları mücadeleden vazgeçti. Gates Vakfı'nda bulaşıcı hastalıklar üzerine program yöneticiliği yapan David Brandling-Bennett "İnsanları bu programa katılmaya ikna etmek için en önemli kozlardan biri bunun belirli bir zamanla sınırlı bir girişim olacağının söylenmesiydi. Kamu Sağlığı Örgütü'nün sıtma ile mücadeleyi geri plana atmasının tek sonucu sıtma bilimcilerin imha edilmesi oldu" diyor.
Araştırma topluluğu dağılmaya maruz kalınca, sıtma paraziti yeni bir zemin kazandı. Kötü nam salmış, şekil değiştiren bu parazit 5 bin genden oluşan ve çok aşamalı bir hayat döngüsüne sahip karmaşık bir organizma. İnsan derisini bulmak, deriye sızmak ve kendisine karşı kullanılan doğal veya ilaç olarak herhangi bir silahtan kaçmak için tasarlanmış. Sivrisinek akşam insanları ısırdığında parazit kurbanlarının bedenine sızıyor. Kan dolaşımına karışıyor ve bağışıklık sisteminin kendisini tespit edemeyeceği proteinlerin içine gizleniyor. Böylece kendini gizleyerek karaciğere ulaşıyor ve burada bağışıklık sisteminin radarlarına yakalanmadan kendisini hızla üretiyor. Bağışıklık sistemi karşılık verdiğinde artık çok geç oluyor.
İlaçlar yeterli olmayabilir çünkü tehlikeli diğer hastalıklar gibi sıtma da hayatta kalabilmek için değişen koşullara uyum sağlayıp değişime uğruyor. Sıtmanın pek çok türü tedaviye rağmen varlığını sürdürebiliyor ve sonra da bahtsız doktorların gözleri önünde insanlar arasında yayılıyor. Bu durum 1980'de yaşandı. Sıtma paraziti kendisine karşı en yaygın kullanılan ilaç Chloroquine'e direnç kazandı. Aynı zamanda HIV, Afrika'yı kırıp geçirmeye başladı. Kamu sağlığının kaynaklarını kendine çeken sıtma, HIV sayesinde kendine yeni zayıf kurbanlar buldu. Batılılar genelde bu durumun farkında değildi: Gates Vakfı'nın bulaşıcı hastalıklar bölümünde yöneticilik yapan Rejina Rabinovich'a göre Batılılar'ın çoğu için 2000'in başında yüzde doksanı Afrikalı olmak üzere 1,1 milyon insanı öldüren bu hastalık "bir problem değil"di.
Fakat ufukta değişim gözüküyordu. 2002'de önemli yeni bir finansal kaynak ortaya çıktı: AIDS, Tüberküloz ve Sıtma ile Savaş için Küresel Fon bugün dünyada sıtma ile mücadeleye en fazla kaynak ayıran organizasyon. Buna ilaveten teknolojik atılımlar da oldu. Sivrisineklerden korunmak için kullanılan en yaygın cibinlik tipi böcek ilaçlarının bulunduğu sıvıya batırılıp çıkarılan ve etkisinin sürmesi için bu işlemin her üç ayda bir yapıldığı tüllerdi. Gerçek hayatta bu cibinlikler genelde kullanışsızdı. 2000'lerin başında, bilim adamları etkisi beş yıla kadar süren, böcek ilaçlarının dokuma liflerine enjekte edildiği yeni cibinlikler geliştirdi. Ayrıca 2000'lerin başında yeni bir ilaç öne çıktı. Artemisinin adlı bir Çin bitkisinden üretilen Coartem. Çok pahalı ve zahmetliydi. Birden çok doz alımını gerektiriyordu. Fakat Chloroquine'ın aksine işe yaradı. Aniden sıtmaya karşı pasif kalmanın önemli mazeretlerinden biri yok oldu. Başbakan Brown "Geçmişte 'kullanışlı cibinliğimiz yok, teknolojimiz yok' diyebilirdik artık gün geçtikçe bilimi ve teknolojiyi geliştiriyoruz, böylece bahane kalmadı" diyor.
Sıtma ile savaş, iyi şeyler yapmaya istekli tanınmış şirket sahiplerini ve yöneticileri kendine çekmeye başladı. Kendini toplumdan soyutlayarak yaşayan milyarder Raymond Chambers şunu söylüyor: "Jeff (Sachs) bana bir odada uyuyan çocukların fotoğrafını gösterdi ve ben çocukların ne kadar şirin olduğunu söyledim. Bunun üzerine bana 'Anlamıyorsun, onların hepsi sıtma komasındalar. Hepsi akabinde öldü' dedi." Chambers, sıtmanın "duyarsızlığın soykırımı" olduğunu düşünmeye başladı ve mücadeleye katıldı. Bu arada News Corp'un operasyon direktörü Chernin, "Malaria No More" girişiminin eş başkanı oldu ve kendi profesyonel kaynaklarını harekete geçirdi: 2007'de "Amerikan İdolü" adlı programın bir bölümü hayır amacıyla sıtmaya karşı mücadeleye ayrıldı. Chernin'in yapımcılığını üstlendiği bölümde hastalık anlatıldı. Ünlüler sıtma ile mücadele kapsamında Afrika'ya gitmeye başladı. 2007'nin başında Seattle'da yapılan toplantıyla sıtmayı önleme mücadelesi büyük ivme kazandı. Hastalığın kökünü kazımak için dünyanın ikinci girişimi iyiden iyiye yoldaydı.
Günümüzde tek başarı hikayesi Etiyopya değil. Birçok ülke kendi planını hazırladı ve elde edilen bağış paralarını bu planların gerçekleştirilmesinde kullandı. Eritre, Sao Tome ve Principe, Zanzibar 2000'den bu yana sıtmadan kaynaklanan ölümleri yüzde elli veya daha fazla azalttı. Kenya'da sivrisinekten koruyan tüllerin on kat artmasıyla çocuk ölümlerinde yüzde 44 düşüş yaşandı. Yakın tarihinde vahşete sahne olan Ruanda'da bile sıtmadan kaynaklanan ölümler üçte iki azaldı. Başkan Paul Kagame bunu yerel liderlerin denetleniyor olmasına bağlıyor: "Belediye başkanları, danışmanlar, bütün hepsi performans kontratı imzaladı. Evlere gidiyorlar ve sivrisinek tüllerinin fiilen kullanılıp kullanılmadığından emin olmak için araştırma yapıyorlar."
Henüz Afrika'dan gelen her haber iyi değil. Çoğu Afrika ülkesinde insanların yatak tülü ve böcek ilacı spreyinden yararlanma oranı yüzde 10 civarında. Özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Nijerya'da durum vahim. Her iki ülkede de sağlığa ayrılan bütçe yetersiz. Kongo şu anda yatak tüllerini kamyonlar, bisiklet ve kanolarla yolluyor, fakat bu bile zarar görüp aksayabilir. Hal böyle olunca, bir atasözünde dendiği gibi "sivrisinekler sınır tanımaz", yani bütün kıta kötü yola düşebilir.
Uzun vadede başarılı olmak için, bilim adamları yeni ilaç ve aşılar geliştirmek zorunda kalacak. İlaç araştırmaları şimdiden bir takım potansiyeller gösteriyor. İlgi çekici bir ilaç adayı Coertem'e benzer bir etki gösteriyor. Fakat onun aksine, hastalara bir doz verilmesi yeterli gelebilir ve böylece gelişmekte olan ülkelerde kullanımı çok daha pratik olabilir. Maalesef, ona karşı ne tür yeni ilaç bulunursa bulunsun sıtma eninde sonunda evrim geçirerek etrafa yayılacak. Herhangi bir tedavinin yaygın kullanımı ancak bir süreliğine işe yarayabilir. Aşı olmadan, hiç bitmeyecek bir salgın döngüsüne mahkûm edilmiş olacağız.
Sıtma aşısının geliştirilebileceğini umut etmek için bir takım nedenler var. Sachs "sıtmaya bağışıklık sistemi kaynaklı bir karşılığın yaratılabileceğine dair bir potansiyel olduğunu biliyoruz, çünkü çocukluğumuzda sürekli bu hastalığın saldırısına maruz kalırsak bedenimiz bu karşılığı verir" diyor. Bedenimizin bağışıklık sistemini nasıl inşa ettiği ise halen bir gizem. Sıtma gibi karmaşık yapılı bir parazite karşı hiçbir zaman aşı bulunmadı. Günümüzde otuz önemli aşı adayı geliştirilme aşamasında. Glaxo-Smith Kline tarafından geliştirilen bir tanesi birkaç ay içinde çok sayıda insan üzerinde denenebilir. Muhtemelen dünyada aşılamanın en büyük destekçisi olan Gates'in kendisi bile en az yirmi yıl içinde hiçbir aşının kullanımda olmayabileceğini söylüyor. O zamana kadar, sıtmaya karşı savaşın neye benzeyeceğini kim bilebilir?
Sıtmaya Karşı Küresel Mücadele Planı'nı özetlemek önümüzdeki savaşlarda insanların azmini pekiştirmeye yönelik bir hamle. Rapor, Etiyopya'da başarısı kanıtlanan bir strateji olan ilk birkaç yılda daha fazla para harcama fikrini veya "yeni programların filiz vermesi için kaynak aktarma" anlayışını destekliyor. Bu plan sıtmanın tehdit ettiği bütün ulusları kapsıyor fakat dünya çapında sıtmadan ölümlerin yarısının yaşandığı Nijerya, Kongo, Etiyopya, Uganda ve Tanzanya'ya özel ihtiyat gösteriyor. 11,5 milyar dolar bir şekilde iyi kullanılsa ve önümüzdeki yirmi yıl içinde sıtmadan kaynaklanan ölümler yüzde 95 azalsa dahi yine de gizli bir tehlike var: başarı yeniden bir başarısızlık doğurabilir. Sıtmanın kökünü kazıma sorumluluğu sadece araştırmacıların ve kamu sağlığı çalışanlarının omuzlarına yüklenmemeli. Başarı için herkes bu sorumluluğu üstlenecek: diğer hastalıklara yönelmesi muhtemel bağışçılar, sivrisineklerden korunmak için tül edinen fakat onu doğru kullanmayan veya kullanamayan köylüler, hastalığı kolaylıkla unutabilen ve bunun "bir problem olmadığını" farz edebilen Batılılar⦠Dünya bu sefer sıtmayı yok etmekte başarı sağlayacaksa bütün taraflar kavganın içinde yer almak zorunda. Zira sıtma paraziti kavgadaki yerini kesinlikle alacak.
Etiyopya'dan Jason McLure'un katkısıyla)
sayı: 4



















