Kulüp büyüyor

Yeni "yeni dünya düzenini" yükselen piyasalar belirleyecek.
Fotoğraf: Konstantin Melynitskiy (Kommersant)

Geçen hafta Washington'da yapılan G20 zirvesinden hemen önceki günlerde, Rus hükümeti bir ön değerlendirme toplantısında biraraya gelmek için sessiz sedasız Çin, Hindistan ve Brezilya hükümetleriyle görüştü. Bu, 21. yüzyılın gerçeklerine dayanan yeni bir dünya düzeninin, İkinci Dünya Savaşı sonrasında doğan uluslararası düzenin yerini almakta olduğunu gösteren çok sayıdaki işaretten sadece biri. G20 zirvesinin kendisi de, dünyanın yerleşik güçlerinin bugün hayati önemde ortaklar haline gelen potansiyel rakipleriyle etkin işbirliği olmadan dünya ekonomisinin sorunlarıyla baş edemeyeceklerinin kanıtı.

Amerika'nın önde gelen yatırım bankalarından biri olan Goldman Sachs'tan Jim O'Neill, ekonomileri en hızlı büyüyen dört ülkeyi ifade etmek üzere "BRIC" (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) sözcüğünü türettiğinde, bu ülkelerin 2050 yılına kadar dünyanın en büyük altı ekonomisi sıralamasında Avrupa ülkelerini liste dışı bırakacağını öngörmüştü. Ama tabii, BRIC'lerin ekonomik güçlerini bu kadar hızla jeopolitik güce dönüştürebileceklerini tahmin edemezdi. Tabii Bush yönetiminin diplomatik yanlışları, yüzyılda bir görülecek bir mali kriz ve Obama çağının birleşiminin BRIC'in yükselişini böylesine süratle kalıcı hale getireceğini O'Neill'ın da tahmin etmesi mümkün değildi. Dengelerdeki bu değişim, 1940'larda Birleşmiş Milletler (BM), IMF ve Dünya Bankası'nın kuruluşundan bu yana uluslararası sistemde gerçekleşmiş en kapsamlı dönüşüm.

Bundan sadece altı ay önce BRIC ülkelerinin dışişleri bakanları, kulağa hoş gelen bu kısaltmayı hesaba katılması gereken uluslararası bir güce dönüştürmek yönünde önemli bir adım atmak üzere Rusya'nın Ekaterinburg şehrinde biraraya geldi. "Daha demokratik bir uluslararası sistem" düşüncesi zemininde ortak hedefler belirlediler. Putin yönetiminin antidemokratik eğilimleri, Çin yönetimininse demokrasi konusunda sınırlı açılımların ötesine geçmeye çok hevesli olmayışı dikkate alındığında, bu söylem pek de gerçeklerle uyumlu görünmeyebilir. Fakat bir zamanlar savunduğu birçok uluslararası hukuk ilkesini göz ardı eden kontrolsüz tek bir süper güç ihtimalinden ciddi rahatsızlık duyan bir dünyada, gezegenin nüfusunun yarısını oluşturan ülkelerin liderlerinin bu söylemi güçlü bir etki yarattı. Ekaterinburg tebliğinde dört ülkenin "uluslararası güvenliği tehdit eden sorunlarla mücadelede çok taraflı diplomasiyi güçlü bir tercih" olarak benimsediği belirtildi. Tebliğde ayrıca, terörle mücadeleden enerji güvenliğine, sosyoekonomik gelişimden iklim değişikliğine kadar uzanan ve BRIC ülkelerinin ortak amaç olarak benimsediği alanlar dile getirildi. Grup özellikle Güney-Güney işbirliğinin öneminin altını çizdi. Böylece, G8 kuzey ülkeleri için ne anlam taşıyorsa gelişen bu yeni ittifakın da güney ülkeleri açısından öyle bir anlama sahip olduğu açıkça ifade edilmiş oluyordu.

Grup, BM Genel Kurulu'nun Eylül ayındaki toplantısından ayrı olarak maliye ve ekonomi bakanları seviyesinde G20 toplantısı öncesinde Sao Paulo'da tekrar toplandı. Ayrıca gelecek sene için Hindistan'ın ev sahipliğinde yeni bir BRIC liderler zirvesi de planlandı. Bu artan hareketlilik büyük oranda son küresel mali krizin bir ürünü. BRIC ülkeleri sürece dâhil edilmeden soruna çözüm bulunmasının mümkün olmadığı ortadaydı. Kimi değerlendirmelere göre, 2009'da dünyadaki büyümenin dörtte üçünden fazlası yükselen piyasalardan kaynaklanacak. Çin dünyanın en büyük sermaye rezervine sahip. (Çin'in geçen hafta açıklanan 586 milyar dolarlık teşvik paketinin yanında ABD'nin benzer girişimleri küçük kalıyor.) Sonuçta, daha yüksek bir temsil yeteneğine sahip olan G20 bir zamanların dünyaya hâkim zenginler kulübü G8'in yerini alıyor.

Washington'daki Aspen Enstitüsü'nde geçen hafta gerçekleşen bir etkinlikte izleyicilerden biri, ekonomiyle ilgili konularda G20'nin devreye girmesi, BM ve diğer uluslararası kurumlarda daha fazla sayıda ülkenin üyelik hakkına sahip olmasına giden bir sürece işaret edip etmediğini sordu. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) yıkılmasından sonra "yeni dünya düzeni" tabirini türeten eski ABD ulusal güvenlik danışmanı Brent Scowcroft'un soruya verdiği yanıt "evet" oldu ve yeni formülün temel bileşenleri olarak özellikle BRIC ülkelerinin isimlerini saydı.
Bretton Woods II görüşmeleri bağlamında BRIC ülkelerinin gündemi net. Yeni ya da yeniden yapılandırılan kurumlarda daha büyük bir rol üstlenme peşindeler. Tabii, bu da 2. Dünya Savaşı sonrası dönemin güçlü ülkelerinin oylama mekanizmalarında hâkimiyetlerini kaybetmeleri demek. BRIC'in bir diğer talebiyse küresel ölçekte daha güçlü bir düzenleyici mekanizma. Bush ekibinin karşı çıktığı bu öneriyi Obama yönetimi değerlendirebilir.

BRIC ülkelerinin her biri ortak çabanın bir parçası olmayı aynı zamanda kendi ulusal çıkarları olarak görüyor. Brezilya ve Hindistan zaten bugün de Doha ticaret müzakerelerinde Avrupa Birliği (AB) ve ABD'nin baskılarını azaltmak için etkin işbirliği yürütüyor. Ayrıca, bu iki ülke BM Güvenlik Konseyi'nde, Rusya ise Dünya Ticaret Örgütü'nde yer almak istiyor. Diğer yandan Çin kendi rolünü süper güç olarak tanımlama, Hindistan ve Brezilya gibi demokratik ülkelerle ittifak içinde hareket ederek kendi konumu meşrulaştırma gayretinde. Bu ülkelerin hepsi de iklim değişikliğine karşı mücadele için yeni kurumların oluşturulması, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'nın ve DTÖ'nün yeni şartlara göre gözden geçirilmesi ve BM'nin yeniden etkin bir konuma kavuşturulması süreçlerinde söz sahibi olmak istiyor. Hem mali kriz hem de diğer birçok uluslararası soruna karşı küresel mücadele yürütme ihtiyacı, Obama yönetimini büyük olasılıkla BRIC ülkelerinin sürece daha aktif şekilde katılımını sağlamaya yöneltecek. Obama ekibini ve güçlüler kulübünün bu yeni üyelerini bekleyen sorunlardan biri de gelişmekte olan bu ittifakın üyeleri arasındaki görüş farklılıklarını uzlaştırmak olacak. Örneğin Çin, Hindistan'ı BM Güvenlik Konseyi'nde görmeye pek de hevesli değil. Rusya'nın diğer BRIC ülkelerinin G8'e bir an evvel dâhil olması gibi bir derdi yok. Asya'da Hindistan'la Çin'in güvenlik kaygıları çatışma halinde. Ama bütün bu farklılıklara rağmen, koşulların biraraya getirmiş olduğu BRIC grubu artık dünyaya ilişkin hesaplarda dikkate alınmak durumunda.

BRIC ülkelerinin birinin kıdemli bir diplomatı geçenlerde grupta işbirliğinin yanı sıra görüş farklılıkları da olduğunu anlatmak amacıyla "1001 Gece Masalları"na gönderme yaparak, dünya siyasetinin yükselen bu yeni aktörlerini şöyle tarif etti: "Bazen farklı rüyalar gören, ama aynı çadırda kalan yatak arkadaşları." BRIC'lerin yükselen konumları dikkate alındığında, Obama yönetimi, AB liderleri ile 21. yüzyılda dünyanın ekonomik ve siyasi düzeninin planlanmasında görev alacak diğer kişilerin, bu yeni güçlerin hayallerinin -bu hayalleri ister paylaşsın isterse paylaşmasınlar- ortak geleceğimizi belirlemede merkezi bir rol oynayacağı yeni bir döneme girildiğini kabul etmek durumundalar.


(Rothkopf, "Superclass: The Global Power Elite and the World They Are Making" (Süper Sınıf: Küresel İktidar Eliti ve Yaratmakta Oldukları Dünya) isimli kitabın yazarı, Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'nda konuk uzman olarak görev yapıyor.)

sayı: 5

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Avrupa ve ABD'de yüksek kakao içerikli çikolata tüketimi yüzde 43 oranında arttı. Önceleri en pahalı ürün gamında sütlü çikolatalar yer ...

 

The Peek
 
 

Yılın en büyük güncel sanat etkinliğindeki provokasyona karşı koymak kolay değil.

 
 
 
 

Neden Andorra'lılar, Sardinya'lılar ya da Okinawa'lılar dünyadaki herkesten daha uzun yaşıyor?