RÖPORTAJ ARŞİVİ

"Sihire inanmayın"

Dünyanın en önde gelen çevrecisiyle karbon vergileri, temiz kömür ve yanılsamanın tehlikeleri üzerine.

ABD'nin eski başkan yardımcısı ve 2007 Nobel Barış Ödülü'nün sahibi Al Gore kendine Washington'da başka bir iş aramıyor. Fakat küresel iklim değişikliğinin tehlikeleri üzerine yaptığı etkili uyarıların, göreve başlayacak Barack Obama yönetiminin önceliklerini şekillendirmesinde yardımcı olduğu açık. Gore, Newsweek'ten Fareed Zakaria'yla konuştu.

- Fareed Zakaria: Otomobil üreticilerini kurtaracak mısınız?
Al Gore: Yapılabilecek yardım her şekilde şirketlerimizin küresel pazardaki rekabet gücünü sağlama alacak gerekli temel değişiklikleri hızlandırmaya odaklanmalı. Başkan yardımcısı olduğum dönemde, "Yeni Nesil Taşıtlar İçin Ortaklık" isimli programı başlattım. Federal hükümet, General Motors (GM), Ford ve Chrysler'den oluşan üç büyüklerle işbirliği içinde modern ve yüksek verimli taşıtların geliştirmesini hızlandırmaya odaklanarak bir milyar doları aşan yatırım yaptı. Ama 2000'in sonunda kendilerini zor durumdan kurtulmuş hissederek, bu işten ellerini eteklerini çekip gittiler.

- Bunu nasıl yapacaksınız? Otomobil üreticilerine kredi sağlayıp onları yakıt verimliliğini arttırmaya mı zorlayacaksınız yoksa hibrid üretimini mi hızlandıracaksınız?
Bu endüstrinin bütünüyle dönüştürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Örneğin GM'in, Prius'un hibrid aktarım organları için Toyota'nın yedi yıllık bir avantaj sağlamasına göz yumması gerçekten trajik. ABD'nin otomobil filosu mümkün olan en kısa sürede elektrikle şarj edilebilen hibrid araçlara yönelmeli.

- Petrolün varil fiyatı 50 dolara düştü. Petrol fiyatlarının ucuzladığı ve alternatif enerjiye talebin kalmadığı eski duruma mı döndük?
Bu kez faka basacağımızı sanmıyorum. Müstakbel ABD Başkanı Obama'nın "60 Dakika" programında kullandığı dilden çok etkilendim. Bizim özelliğimizin şoktan transa geçmek olduğunu söyledi. 1973'te Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nden (OPEC) Araplar'ın ambargosu geldiğinde ve 1979 OPEC Krizi'nin ardından fiyatlar yükseldiğinde bu aciliyet hissini yaşadık. Sonrasında fiyatlar düştüğünde, gerilim hemen dağıldı. Artık buna karşı savunmasız kalamayız.

- Başkan yardımcısıyken benzin vergisini artırmayı denediniz.
1993'te başkan yardımcısı olduğumda, istihdam vergisinde indirim yaparak ve gelir vergisindeki indirimi arttırarak dengelenebilecek geniş kapsamlı bir karbondioksit vergisi alınmasını önerdim. Toplam devlet gelirlerinin artması anlamında ne olumlu ne de olumsuz bir etki söz konusuydu. Bu bir vergi artışı değil, petrole bağımlılığımızdan kurtulmamıza yardımcı olacak bir sinyal gönderecekti. Teklif, Temsilciler Meclisi'nden geçti. Ama Senato'da bir oy farkla reddedildi. Ve bu süreç ne yazık ki insanları çıldırtan, sorunun çözümü üzerine hiçbir etkisi olmayan bir şekilde, benzin vergisinde küçük bir artışla sonuçlandı.

- Ekonomik bunalıma rağmen bunu yeniden denemeli miyiz?
Gerçekleşeceğini sanmıyorum ama benim öncelikli seçeneğim bu.

- Yani yoksullara vergi indirimiyle dengelemek kaydıyla karbon üzerinden vergi alır mıydınız?
Sadece yoksullar için değil orta gelirliler için de. Kazandığımızı değil yaktığımızı vergilendirmeliyiz. Planımın Amerikan siyasi sistemi için neden çok zor bir kaldıraç olduğunu anlıyorum. Karbonu fiyatlandırmak için farklı, dolaylı yollar da var. Obama'nın onayladığı sera gazı salımının azaltılması için piyasaya dayalı bir mekanizma da (Salım Üst Sınırı ve Ticareti) bu işi halletmenin etkili bir yolu. Ayrıca Çin'in de kendisi için aynı sistemi yasalaştırmaktan söz etmeye başlamasını çok dikkat çekici buluyorum.

- Çin ve Hindistan karbon salımlarını kontrol altında tutmayı amaçlayan anlaşmalardan çekildi. Bu sorunun onlar için de geçerli olduğuna onları nasıl ikna edeceksiniz?
Çin, Hindistan ve diğer gelişmekte olan ülkelerin hepsi, iklim değişikliğinin yarattığı kriz için adım atmama konusunda aynı bahaneye sahip. Onlar ABD'nin hiçbir şey yapmadığını söylüyor. Amerika'nın bu konuda adım atması hiç şüphesiz ki onların da harekete geçmesinin en etkili yolu olacak. Ayrıca bu sorunla mücadele etmenin kendilerinin de çıkarına olduğunun bilincindeler.

- Yine de Çin ve Hindistan her hafta yeni bir kömür santrali inşa ediyor.
Evet, ama eskilerin söylediği gibi karanlığa lanet okumaktansa, bir mum yakmak gerek. Oralarda olumlu yönde bir hareketlilik var. Çin şu anda bir tür Salım Üst Sınırı ve Ticareti'ni yasalaştırmaya çalışıyor. Çin'in üst düzey yöneticileri bu konunun önemini kavramış görünüyor. Dünyanın en büyük ağaçlandırma programına sahipler. Güneş panelleri ve rüzgâr tribünleri inşa ediyor, karbon tutulması ve depolanması konusunda araştırmalar yapıyor. Uzun vadede yaptıkları yeterli değil ama daha fazlası için onları yüreklendirmenin yolu ABD'nin bu konuda önderliği ele almasından geçiyor.

- Bir çözüm olarak "temiz kömür"e bakışınız nedir?
Sanayi sektöründe çalışan çok sayıda insan, şu anda var olmayan ama gelecekte yeni bir teknolojiyle iyileştirileceği varsayımından hareketle kömür santrallerinin binlercesinin yapılmasını öneriyor. Ama Amerika'da temiz üretim yapan bu kömür santrallerinin büyük ölçekli tek bir örneği bile yok. Bu teknoloji bir şeyler vaat etse de bu, yeni kömür santrallerinin inşasını haklı kılmıyor.

- Sanayiciler acilen daha fazla kömür santrali inşa etmek için yersiz bir iyimserlikle mi hareket ediyorlar?
Bu durum, otomobil şirketlerinin yıllardır yaptıklarına benziyor. Bize birkaç yıl arayla hidrojen ya da başka bir enerjiyle çalışan geleceğin otomobillerini gösteriyorlar. Kirliliğe yol açmayan ve mucizevî olacaklarını söyledikleri bu arabaları sergileseler de üretmiyorlar. Yanılsamanın, insanın hayatta kalma stratejisinin temeli olmasına izin veremeyiz.

sayı: 6

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?