Hulki Aktunç'la 40 Yıl
- Diğer Kültür-Sanat Haberleri
- Barışçıl intifada
- Cilalı ve parlak
- İlişkili Haberler
- 2027... Nano-İstanbul'da terör
- Osmanlı'ya opera geldi
- Futbolcu, araştırmacı, yazar
- Dostoyevski light
- 112 kitap
- Soğuk İsveç'ten ateşli polisiye
- Frankenstein aşkları hâlâ canlı
- Bu (1) yazı (2) sayılı (3) kelimeli (4) öyküler (5) hakkındadır (6)
- Sokak köpeği kriteri
- Aç tırtılın karanlık yanı
- Bana masal anlatma baba
- Krize birkaç iyi kitap
- Hazırlayan da yemekle pişmeli
- "Türkiye buluşma noktası"
- El Kaide kitaplığı
- İnançlılar inanmadığı için mi halifelik kalktı?
- Türkiye'de kim, neyi, neden okuyor?
- Bakın biz oğlumla gittik!
- Nabokov yazmadan okumuştuk
- Lolita 50'sinde ve daima genç
- Bazı renkler silik çıktı
Öykücü, şair, romancı, denemeci, sözlükçü, günlükçü ve ressam Hulki Aktunç, kırk yıllık sanat hayatının tanıklığı olan "Yoldaşım 40 Yıl"la okurlarının karşısında. Say Yayınları'ndan çıkan kitap Rıza Kıraç'ın gerçekleştirdiği bir nehir söyleşi. Kıraç, okurları Hulki Aktunç'un çocukluk anılarından başlayarak, kırk yıllık bir yaşam ve edebiyat gezisine çıkarıyor.
Kitap, 12 Eylül ve dönemin yasakları, Büyük Argo Sözlüğü'nün oluşum serüveni, cinselliğin ele alındığı Erotologya?, erotizm ve günümüzdeki Türk edebiyatı gibi bir çok konuda geniş açıklamalarla dolu. Kitapta ayrıca '68 kuşağı Hulki Aktunç tarafından bir kez daha değerlendiriliyor.
Gençlik yıllarından itibaren Aktunç'u severek okuyan ve takip eden Rıza Kıraç, bir Hulki Aktunç kitabı olan "Yoldaşım 40 Yıl"ı neden hazırladığının öyküsünü, kitabın giriş bölümünde şöyle anlatıyor:
"Ten ve Gölge'yi okuduğumda yirmili yaşlarımın başındaydım; kitaptaki öyküler o saate kadar ne okuduysam okuduklarımdan başka bir yere gidiyordu. O yıllarda tuttuğum deftere Hulki Aktunç'un okuduğum tek kitabı olmasına rağmen iki paragraflık bir not düşmüşüm; doğrusu o gün yazdıklarımla bugün düşündüklerim arasında çok büyük bir fark olmadığını gördüm.
22 Ocak 1991'de, Hulki Aktunç'u o günlerin popüler mekânlarından Bil-Sak'taki edebiyat toplantısında dinlediğim notunu düşmüşüm. Türk edebiyatının yabancı dillere yeterince çevrilmediğine ilişkin bir soruya, 'Bizim eserlerimizin yabancı ülkelerde yeterince yayınlanmaması bizim için değil, onlar için bir kayıptır' demiş.
Söylemeye gerek var mı; Hulki Aktunç, edebiyatta, dilde inatçı biridir. Belki de o yüzden aynı gün yazdığım notta Ten ve Gölge'den onun ruhunu yansıtan bir paragraf alıntılamışım:
'Bir yanlışım ben. Hep de böyleydim. Sizin doğrularınızı yargılamaya geldim. Var olmam yetiyordu buna. Nice yıl boyu yanlış olarak kalsam da bunu yapacağım, yargılayacağım, çünkü kara sorguç bile sorgucuları ele vermeye yetecek. Ben de, yaban kedisinin kulağındaki gür tüylere dönüşeceğim. Boynum parmaklıklara sıkışırken, tüylerim tozan olup uçacak.'
Sonraları, Ten ve Gölge'nin Hulki Aktunç edebiyatında bir istisna olmadığını gördüm. (Evet, bir 'Hulki Aktunç edebiyatı' var.) Bu bir dil arayışının, edebiyata dünya görüşüyle, edebi anlayışıyla kendini dikte etmenin, dik durmanın ve "buyum ben," demenin yöntemiydi. Belki de yazar yaşadığı coğrafyanın hakkını ancak böyle verebilirdi.
Kırk yıllık edebiyat hayatı boyunca hep adından söz ettiren ama hiçbir zaman okurun sevgisini kazanmak için cıvık duygusallıklara, günün moda edebiyatına ve ucuz iltifatlara yüz vermemiş olması da bunun bir göstergesi ve yine bunun en önemli kanıtı Hulki Aktunç'un yazın yaşamında verdiği ürünlerdir. Resmiyse, ayrı keyfiyet, ayrı oluşum. Şiirleri, öyküleri ve romanlarıyla, resmiyle oluşmuş bir Hulki Aktunç imgesi var ve okuyup yazan herkes hemen hemen benzer sözcüklerle bu imgeyi anlatır. Resmi, yine ayrı, ayrı görünen ama yazısına hayli bitişik bir keyfiyet.
Hulki Aktunç'un edebiyatına dair teorik açılımları yapmak edebiyat eleştirmenlerinin, edebiyat tarihçilerinin işi kuşkusuz ama yazarı besleyen, onun edebi görüşünü belirleyen, dünya görüşünü biçimlendiren olgular, olaylar, düşünceler nelerdir, diye merak ediyor okur. En azından, bir okur olarak edebiyatından etkilendiğim bütün yazarlar için geçerli bu.
Hulki Aktunç '68 kuşağının bir üyesi. Bir yanıyla '68 kuşağına dair sevgi, sempati (empati!) ve önyargılarımızın karşılığı onun hayatına bir yoluyla sirayet etmiş. Bilgiyi sistematik derleyip kullanan, öğrencilik hayatında sol militan unsurlarla, savaşçılarla iç içe olan, Türkiye İşçi Partisi'ne yakınlık duyan, bir partili olarak onlarla çalışan, uzun yıllar düzeltmenlik, redaktörlük ve reklamcılık yapan, edebiyat dışında daha ilk gençliğinden bu yana resimle uğraşıp sergiler açan, kendini ifade edebileceği yaratım türlerini kendince bir yoluyla kendisi oluşturabilen bir sanatçı."
Edebiyatta 40. Yılında Hulki Aktunç altbaşlığını taşıyan "Yoldaşım 40 Yıl", Hulki Aktunç'un kırk yıllık yaratma hayatına bir saygı duruşu olduğu kadar, onun sanatını besleyen, hayatını yönlendiren olay, olgu, insan ve anılara dair uzun bir döküm niteliğinde. Kitap aynı zamanda edebiyat ve sanat dünyasının renkli kişiliklerinden Hulki Aktunç'la tanışmak için iyi bir fırsat.
sayı: 6



















