Babasının rahatsızlığını teşhis için yeniden anjiyografi istendiğinde, İlknur İlkdağlı'nın doktora itiraz etmesinin bir nedeni var. Çünkü, kalp ve damarlarındaki sorun ilk anjiyoda net olarak tespit edilemediğinden, babasına bir ayda ikinci anjiyo yapılacak. Aynı zamanda diyaliz hemşiresi olan İlkdağlı'yı da bu endişelendiriyor. "Her anjiyo uygulamasında, damar yollarındaki daralmaları ya da diğer problemleri görmek için hastaya kontrast madde enjekte ediliyor. Oysa bu madde vücuttan atılırken böbrekleri çok zorladığı için böbrek yetersizliğine sebep olabiliyor." Anjiyo yapılmasını talep eden kardiyolog her ne kadar riskin çok düşük olduğunu ve boş yere kaygılandığını söylese de İlkdağlı kolay ikna olacağa benzemiyor. "Çalıştığım klinikte, diyalize bağlanan üç, dört hastanın rahatsızlıkları büyük olasılıkla anjiyoda kullanılan kontrast maddeden kaynaklanıyorken, bir başka hastamızın sadece bu nedenle akut böbrek yetersizliği çektiğini biliyoruz." Diyaliz merkezinin başhekimi Dr. Talat Örnek ise bu hastanın kalp çarpıntısı şikâyetiyle hastaneye başvurduğunu ve ikinci anjiyodan sonra damar sertliği teşhisi konduğunu anlatıyor. "Ama böbreklerindeki rahatsızlık fark edilmemiş. Bunun üzerine böbreklerini bir de kontrast madde zorlayınca, hasta diyalize bağlandı" diyor Örnek.
Türkiye'de kalp ve damar hastalıkları risk grubunda bulunan hemen herkese anjiyo uygulanması, sadece İlkdağlı'yı endişelendirmiyor. Böbrek hastalıkları konusunda uzmanlaşan nefrologlar da kaygılı. Bu uygulamalarda kullanılan iyotlu kontrast maddelerin ani böbrek rahatsızlığına yol açması durumuna, kontrast nefropatisi deniyor. Yatan hastalarda böbrek yetmezliğine neden olan sebepler arasında kontrast nefropatisi üçüncü sırada. Türk Kardiyoloji Derneği verilerine göre ülkede yılda 150 binin üstünde anjiyo yapılıyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Meltem Pekpak, "Kalple ilgili en ufak bir sorun yaşandığında, kardiyologlar hemen anjiyo istiyorlar. Bugün özellikle ticari kaygıların ön planda olduğu özel hastanelerde neredeyse kapıdan giren her hasta için anjiyo isteniyor" diyor. Uzman, kalp ve damar rahatsızlıklarının teşhisinde anjiyonun altın standart sayıldığını da ekliyor sözlerine. Ne var ki Pekpak'ın ve başka uzmanların dikkat çektiği problem, diğer teşhis yöntemleri atlanarak, ilk aşamada üstelik gerekli teşhis ve testler tamamlanmadan uygulanan anjiyo ve benzer ilaçlı görüntüleme teknikleri. İç hastalıkları uzmanı Dr. Mehmet Karaca riskleri şöyle sıralıyor: "Böbrek fonksiyonları zayıf, kan süzme yeteneği azalmış ve böbrek yetmezliğinin başlangıç dönemindeki kişiler bir kere iyotlu kontrast maddeye maruz kaldıklarında bile şiddetli böbrek yetmezliği gelişebiliyor."
Ne var ki hastalık ciddi boyutlara ulaşmadıkça, böbreklerdeki sorunların laboratuar testlerinde çıkması mümkün değil. "Örneğin, böbrek fonksiyonları yüzde 50 ve üzerinde azalmış olsa bile hasta böbreklerinde herhangi bir rahatsızlık hissetmeyebiliyor. Bu arada kalp ve damar sağlığından şüphe edip bir kardiyologa başvurduğunda çoğunlukla hemen ertesi gün için anjiyo randevusu veriliyor" diyor Dr. Pekpak, "hasta şanslıysa üre ve kreatinin tahlilleri istenir. Ama bu testlerin de yetersiz kaldığı durumlar söz konusu." Gerçekten de böbrek fonksiyonları yüzde 50'nin altına düşmedikçe, kandaki kreatinin değerleri normal oranların üstüne çıkmıyor.
Böbrek rahatsızlığı riskini yükselttiği için pek çok nefrolog kalp ve damar rahatsızlıklarıyla ilgili riski belirlemek için öncelikle stres testi, ekokardiyogram ya da sintigrafi gibi beden içine müdahale gerektirmeyen tetkikler yerine, ilk basamakta anjiyo kullanılmasına karşı çıkıyor. Diğer taraftan risk grubunda olan ve anjiyo gereken hastalar da var. "Bu insanların sadece kalp ve damarları hasta değildir ki, aynı zamanda böbrek damarları da zarar görmüş olabilir" diyor Pekpak. Şeker hastalığı, kan yağ yükseklikleri, sigara, hareketsizlik koroner hastalıklara yol açan en önemli etkenler arasında yer alırken, aynı özelliklerin böbrek hastalıklarını da tetiklediği biliniyor. Kontrast nefropatisi için en güçlü risk faktörü şeker hastalığı ve şeker hastalığının komplikasyonu olarak gelişen böbrek hastalığı. Çeşitli araştırmalara göre şeker hastalığı ve buna bağlı böbrek sorunu olan kişilerde görüntüleme amacıyla damardan iyotlu kontrast madde verilmesinin akut böbrek yetmezliğine yol açma oranı yüzde 15 50 arasında değişiyor.
Uygun koşullarda ve doğru tekniklerle uygulandığı takdirde anjiyonin komplikasyon olasılığının yüzde 5 olduğunu belirten Türk Kardiyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ömer Kozan ise son yıllarda bu yöntemlerdeki göze çarpan artışın gereksiz uygulamalardan değil, anjiyo cihazının yaygınlaşmasından kaynaklandığını söylüyor ve ekliyor: "Hastaya verilen kontrast madde kilo başına 4 santimetreküpü geçerse böbrek sorunlarına yol açabilir. Ancak daha düşük dozlarda da bu risk vardır. Tedavisi mümkündür; önemli olan, bunun olabileceğinin akılda tutulmasıdır."
Anjiyo ve ilaç kullanılan benzer uygulamalardan kaynaklanan böbrek rahatsızlıklarının "önlenebilir" olduğuna dikkat çeken Pekpak ve diğer uzmanlara kalırsa bu konuda hastalar da daha uyanık olmalı. "Bu tür tetkikler istendiğinde, hasta bir dahiliyeciye başvurup böbreklerinin kapsamlı bir şekilde incelemesini isteyebilir" Pekpak'a göre. Dr. Karaca ise yurtdışındaki uygulamaları örnek gösteriyor: "Böyle durumlarda, iyotlu kontrast ile görüntüleme yapılacak kişilerin bir gün önceden sıvı yüklemesi yapılıp, çeşitli ilaçlarla kontrast maddenin neden olabileceği risk en aza indiriliyor." İlknur hemşire de babası için ikinci kez anjiyoya karar vermeden önce bu tetkiklerin sonucunu bekliyor.
sayı:
8