Gümrükte havlayan bavullar

Türkiye'ye evcil hayvan kaçakçılığını, bir kurye ve diğer tanıklar anlatıyor.
AA

Soğuk bir şubat akşamında kiev-istanbul uçağına bindiğinde, Ukraynalı kadının bavulu ve el çantası tıka basa doluydu. Annelerini emmeleri gerekirken sakinleştiricilerle uyutulmuş beş Fransız Buldog, iki Pekinese cinsi köpekle birlikte dokuz İran, üç Birman ve bir Chinchilla cinsi kedi yavrusu, bebek bezlerine ve kumaş parçalarına sarılarak bir bavulun içine tıkılmış Türkiye'ye kaçak olarak sokulacaktı. Daha önce defalarca işlenen bu suç, görünüşe göre yine tereyağından kıl çeker gibi gerçekleşecekti. Ne var ki bu kez işler hesaplandığı gibi gitmedi, kadın İstanbul Atatürk Havalimanı'nda yakayı ele verdi. Adının açıklanmasını istemeyen kadın da, bu yasadışı trafiğin oyuncusuydu. O, evcil hayvan kaçakçılığı trafiğinde kullanılan çok sayıda kuryeden sadece biri. Tüm dünyada kriz yüzünden sokağa bırakılan evcil hayvan sayısında yaşanan artış haberleri medyada yer almaya başladı. Geçen hafta İngiltere Londra'daki Battersea Kedi ve Köpek Yurdu'na bağlı kurtarma ekipleri, 2007'nin aynı dönemine kıyasla binden fazla terk edilmiş köpeği sokaklardan topladıklarını açıkladı. Türkiye'de de 1996'da gösterime giren "101 Dalmaçyalı" filminin etkisiyle evlerine Dalmaçyalı köpek alanlar bir süre sonra aşırı ilgi isteyen bu köpeklere bakamayıp sokağa bırakmışlardı.

Kriz yüzünden aynı manzaraların yaşanmasının beklendiği Türkiye, bir yandan da hayvan kaçakçılığında Avrupa'nın zirvesine oynuyor. Doğa ve Hayvanları Koruma Derneği'nden (DOHAYKO) Sema Mandev sadece Atatürk Havalimanı'ndan yılda 200'den fazla evcil hayvanın kaçak olarak yurda sokulurken yakalandığını söylüyor. Bu konuda tek yetkili kurum olan Gümrükler Genel Müdürlüğü ısrarlı sorularımıza rağmen elde veri olmadığını söyleyip somut rakam veremese de, her yıl Türkiye'ye kaçak sokulan evcil hayvan sayısının binlerle ifade edildiği belirtiliyor.

Bunun bir ispatı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yayımladığı resmi bir belgede saklı. "2006 yılında evcil hayvan ithali yapılmamıştır" ibaresinin yer aldığı belgeyi hazırlayan Bakanlığın Koruma Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Habip Can, 2007'de yalnızca 184 köpeğin yasal olarak ithal edildiğini söylüyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Basın Müşavirliği'nden Mehmet Sarı'nın Newsweek Türkiye'ye verdiği yazılı bilgi ise Can'ın ifadeleriyle çelişiyor, ama daha da ilginç: "Ülkemize 2006 yılında kedi köpek ithalatına izin verilmemiş olup, aynı zamanda 2006 yılı dahil olmak üzere 2007 ve 2008 yıllarında da Bakanlığımız veri tabanında kedi köpek ithalatına ilişkin bir bilgiye rastlanmamıştır." Oysa, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'na göre yeni açılan her pet shop'tan (evcil hayvan satış yeri) haberdar edilmesi gereken Veteriner Hekimler Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Murat Arslan'ın "Artık her mahallede bir tane var" dediği pet shop'larda satış tam gaz sürüyor. O halde, buralarda satılan yabancı cins pek çok evcil hayvan nereden geliyor?

Arslan'a göre "Milyonlarca dolarlık bir kayıt dışı sektörü döndüren bu pet shop'larda satılan hayvanların yüzde 95'i yurtdışından, kaçak geliyor ve İstanbul'daki pet shop'ların en fazla yüzde 20'si ruhsatlı." Üstelik sadece başka hayvanlara değil insanlara da bulaşabilecek kimi hastalıkların denetlenmeyen bu pet shop'lardan yayılması ihtimali var. Bu, durumu çok daha tehlikeli hale getiriyor.

Referans gazetesinde 2006'da yayımlanan bir haberde, evcil hayvan ürünleri sektörünün beş yılda yüzde 50 büyüyerek 2006'da 100 milyon dolarlık bir hacme ulaştığı belirtiliyor. Silk&Cashmere, Louis Vuitton, Prada, Burberry's, Neiman Marcus, GAP gibi dünyaca ünlü markalar bu büyümeye istinaden aynı dönemde pet aksesuvarları konusunda Türkiye'ye yatırım kararı aldı. Japon kozmetik firması Merry Do Products ile mamadan aksesuvara 100 çeşit ürün sunan İsveç kökenli Husse şirketleriyse ülkede franchise sistemiyle büyümeye karar verdi. Sektör yeni aktörlerle büyürken, ülkeye kaçak yollardan giren evcil hayvanlara dair hukuki önlemlerin yetersizliğini gösteren gelişmeler de göze çarpıyor.

Newsweek Türkiye'ye, şu anda bulunduğu Ukrayna'dan telefonla konuşan 44 yaşındaki Ukraynalı kuryenin 26 Şubat 2007'de yakalanmasıyla, bir evcil hayvan kaçakçılığı resmî olarak ilk kez bu kadar açık biçimde gün yüzüne çıktı. Olay, hiç evcil hayvan ithal edilmemesine karşın pet shop'larda satışın devam etmesini de açıklıyordu. Buna göre ülkeye özellikle Doğu Avrupa'dan kaçak hayvan getiren iki ayrı kurye tipi var. Yabancı uyruklu olup doğrudan Türkiye'deki büyük dağıtımcılar için çalışanlar ve Türkiye'de iş yapan küçük ölçekli yabancı işadamları. Birinci gruba girenler çoğunluğu oluşturuyor. İkinci gruptakilerse, ülkelerinden Türkiye'ye iş için gelirken uçak biletlerini bedavaya getirmek için yanlarına kaçak hayvan alıyorlar.

Ukraynalı kadın, birinci gruba dahil olduğunu söylüyor. Ülkesinde iyi bir muhasebeciyken zamanla kazandığı para yetmeyince, binlerce Doğu Avrupalı gibi o da bavul ticaretine girişmiş. Evlenip beraber İstanbul'a yerleştiği Türk kocasıyla TürkiyeUkrayna arası yolculuklardan birinde tanışmış. İyi para getirdiği için, evlendikten sonra da bavul ticaretine devam eden kadın, "bu yolculuklardan birinde hayatını değiştirecek bir başka Türk'le tanıştığını" ifade ediyor. Bahsettiği kişi (Ş.G.) Türkiye'nin en büyük hayvan dağıtımcılarından ve pet shop sahiplerinden. İkilinin uçakta başlayan arkadaşlığı önce yasak bir aşka, sonra ticarete dönüşmüş. Kadının, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'ndan ulaştığımız dava dosyasında da yer alan ifadesine göre Ş.G. uzun yıllardır Macaristan ve Romanya gibi Doğu Avrupa ülkelerinden 1520 dolara aldığı cins hayvanları uyutarak, kuryeleri aracılığıyla hava ve karayolundan kaçak olarak Türkiye'ye sokuyordu. Ş.G. beraber çalışmaları halinde çok para kazanabileceği konusunda onu da ikna etti.

sayı: 9

Sayfa: 1 2

Yorumlar
Member Comments
  • Yazan: yasemin - 27/12/2008 23:41:23

    bu masum yavruları bu koşullarda getiren kişilerin mutlaka cezalandırılması gerekiyor. yetkililer nerede. hiç mi insanlık yok bu kişilerin içinde. bu işi yapanlari ve müsaade edenleri bir bavula koyup uzaya fırlatmak gerek. bu yazıyı hazırlayıp kamuoyunu bilgilendiren kişilere ve derginize teşekkür ediyoruz.

  • Yazan: serhat - 23/12/2008 21:07:41

    dosyayı okudum. Ne yalan söyleyeyim, yanlış hatırlamıyorsam Ahmet hakan'ın söylediği bir söz aklıma geldi. "İsmini vermek istemeyen" diye yazılınca direkt atmışlar diye düşünüyorum demişti. valla bana da öyle geliyor. ismini vermeyecek adamın haberini yapmayın sizde. Okurda "ulan atıyorlar mı" hissi yaratıyor. ne demek adıonı vermek istemeyen biri. sarı çizmeli mehmet ağa. İlk paragrafta anlatılkan olay hakikaten yaşandımı, Bahar hanım atıyor mu ne bilicez biz şimdi?


 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?