Protez kolla tutunmak
- Diğer Yaşam Haberleri
- "İdeal Müslüman"ın 114 kodu
- Müthiş kelimeler
- İlişkili Haberler
- Bu sizin beyniniz ve yaşlanıyor
- Adımları hızlandırın
- Bir iyi bir kötü haber
- Hani kanser tedavisi ücretsizdi?
- Bir röntgende kanser mi?
- Dikkat zehir çıkabilir
- Netteki doktorun hastasıyız
- Hastalara yer yok
- Tıbbın geleceği
- Böceklerin yükselişi
- Zekâ geliştiriciler
- Kasıktan kalbe giden tedavi
- Eski usul tedavi
- Derin acıları temizlemek
- Pardon, adınız neydi?
- Şimdi uyu, sonra hatırlarsın
- Salgın kapıda
- Bir salgının yol haritası
- Domuz gribi, kuş gribi ve İspanyol nezlesi
- Acil servislerde rakı servisi
- Anjiyoda görülemeyen
- Bir şekerleme çek
- Yiyelim mi sürelim mi?
- Çok iyi geliyor ve herkes yapıyor
- Bakterileri püskürtün
- Beynin duygusal halleri
- Acımasız katilin izinde
- Beyaz kızlardan ibaret değil
- Kendinizi evde sporla şımartın
- Hasta olmak yetmez
- Diyalizde aşk
- Türkiye'nin geleceği kuvözde
- Kalbin efendisi, akciğerin peşinde
- Vücut ritmi hakkında yedi gerçek
- Yağların içinde hazine avı
- Belleğin gizemleri
- Haydi beyin şarkı söyle
Sürücüsünün hareketleriyle yönünü tayin edebilen iki tekerlekli pilli taşıt Zencefil'in mucidi Dean Kamen, sorunlarını sadece onun çözebileceğini düşünen insanların başvurmasına alışık. O bu isteklere genellikle "hayır" diyordu; ta ki 2005'te Savunma Bakanlığı'ndan bir yetkiliyle görüştüğünde söz konusu sorunu çözeceğine tamamen inanana kadar. Kamen o görüşmeyi "Bir adam beni ziyaret etti ve özetle 'Kolunu Irak'a bırakan 1.600 çocuğumuz var. Bu çocuklardan 24'ü iki kolunu birden yitirdi' dedi" sözleriyle anlatıyor. "Amerikan İç Savaşı'nın sonunda bu tür engellilere ucu çengelli bir sopa vermiştik. Şimdiyse ucu çengelli plastik bir boru veriyoruz" diyen ziyaretçi ondan istediği geliştirilmiş takma kolun özelliklerine dair talepleri sıraladı: Mafsallara tamamen eklemlenebilen, insanlara özgü esnek bir başparmağa sahip, hareketleri iyi kontrol edebilen, küçük, hafif ve tamamen kendine yeten bir takma kol. Kamen gülerek "Bütün bunları sıraladı ve 'bunu iki yıl içinde istiyoruz' dedi" diye ekliyor.
Sonuçta Kamen ve kendi ARGE şirketi DEKA'daki ekibi, protezi yapma işini üstlendi. Üstelik Walter Reed Askeri Tıp Merkezi'ndeki hastalara sunulacak bir prototipi şimdiden tamamladı. Herşey iyi giderse, bu modeller bir yıl içinde bazı savaş gazilerinin eli olabilir. Kamen "Bu görüşmeden bir sonuç çıkacağını beklemiyordum, ama durum olağanüstü teknolojiler yaratmak için olağanüstü bir fırsata dönüştü" diyor.
Kamen'in cihazı Irak'ta yaralanan askerler için geliştirilen tek protez değil. Pentagon'un İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) kendi protez programına 50 milyon dolar yatırdı. DARPA'dan Jan Walker "Sağlık hizmetleri ve zırh teknolojisindeki gelişmelerle insanlar, daha önce hayatlarına mal olan yaralanmalardan artık sağ kurtulabiliyor" diyor. Uzuvları eski haline getirmek sadece bir merhamet meselesi değil. Yaralanan bazı askerler görevde kalmak istiyor ve ordu onlardan yararlanabilir. Walker, bugün ayak protezleri tasarım ve işlev açısından çok daha ileri düzeyde olduğundan ayaklarını kaybeden askerlerin aktif görevde kaldığını anlatıyor. "Şimdi amaç; daha zor olsa da aynı imkânı kolunu kaybetmiş olanlara da sağlayabilmek" diyor.
Askerler DEKA'nın omuza ameliyatsız takılabilen "Luke Kolu" (Bu adı "Star Wars" filmindeki ana karakter Luke Skywalker'ın protez kolundan alıyor) ile kısa sürede işlerine geri dönebilir. Hastaların tercihlerine uygun olarak ayak petleri ve kordonlu düğmelere ve daha ileri yöntemlere kadar kolun kontrolünü sağlayan tasarımlar bu proteze uyarlanabiliyor. En önemlisiyse bu kol daha önce sunulanlardan daha fazla hareket serbestliğine, esnekliğe ve sadece bir insan kolu kadar hatta daha az bir ağırlığa sahip. Proje yöneticisi Stewart Coulter "Filmi izliyorsunuz ve ancak filmin yarısından biraz önce Luke Skywalker'ın protez bir kolu olduğunu öğreniyorsunuz" diyor. "İşte hedef buydu. Gerçek bir uzuv gibi hareket ediyor."
Protezi önemli bir etkinliğe ulaştıran unsur, Chicago Rehabilitasyon Kurumu'ndan Dr. Todd Kuiken tarafından geliştirilen kontrol mekanizmasıyla, kolun uyumlu olmasından kaynaklanıyor. Kuiken "targeted reinnervation" (hedeflenmiş sinirleri yeniden harekete geçirme) denen bu olguya öncülük ediyor. İcat, gelecek kuşağın protezlerini biyonik bir sahaya taşıyabilir. Cihaz sinirlere tutturuluyor ve sinirlerden gelen sinyalleri çözerek kolun, bileğin, elin ve parmakların nereye ne amaçla hareket edeceğini söylüyor. Luke Kolu, Kuiken'in arabirimiyle kullanıldığında kişinin sadece bir bardak suyu almayı düşünmesi yeterli. Sonra sensorlar bunu algılıyor ve bu ince elektriksel dürtüleri yorumlayarak kola bardağa uzanmasını, onu kaldırmasını ve ağza götürmesini söylüyor. Sinirler cihazı kontrol etmekle kalmıyor, cihazdan gelen bildirimleri de alıyor. Dolayısıyla engelliler, hissetme duyusundan yoksun şekilde, sadece görme duyularına bağımlı kalmıyor, bardağı tuttuklarını ve hatta ne kadar sıkı tuttuklarını hissediyor. Bir gün Kuiken'in sensorları bardağın soğukluğu gibi daha güç algılanan bilgileri de aktarabilir. Kuiken "Beş yıl içinde objeleri farklı şekillerde tutabilen, bileği iki yöne hareket edebilen, hastaların hem göğsüne çekip hem ileri uzatabileceği ve bir insan kolundan daha ağır olmayan bir kolum olmasını isterim" diyor. "Bunların hepsini yapabilirsem, harika olacak. Bir şeye dokunabilirseniz ve kendi eliniz gibi hissederseniz, bu duygusal açıdan da çok etkili olabilir."
Protez ayaklar da oldukça dikkat çekiyor. Walter Reed'deki savaş gazileri, Otto Bock Medikal Malzeme Şirketi'nin üretimi, bilgisayarla hareket ettirilen protez ayakları (Karbon Ayaklar) kullanıyor. Bu protezlerde yürüyüşün daha doğal ve daha dengeli olmasına yardımcı olan programlanabilir mikro işlemci bulunuyor. Aynı zamanda bu işlemci yürümek, koşmak ve bisiklet sürmek gibi farklı işlevleri yerine getirmek için de ayarlanabiliyor. Gelecek sürümler daha çeşitli hareketlerin bile yapılmasına imkân sağlayacak.
Başta meydan okumanın verdiği heyecan Kamen'i motive etmiş olabilir, fakat Walter Reed ziyaretleri bu işe devam etmesini sağlıyor: "Buradan suçluluk hissiyle ayrılıyorsunuz. Ama bu sizi daha fazla çalışmaya sevk ediyor. Bu çocuklara baktığınızda onlara hayatlarını geri vermiş gibi hissediyorsunuz."
sayı: 16



















