Trilyonlarca veri
Bir dahaki sefere Blackberry'nize göz attığınızda o anda sadece epostanızı kontrol etmekle kalmayıp dünyanın sinir sistemiyle işbirliği yaptığınızı bilmeniz yararlı olabilir. Bir mobil telefon, en nihayetinde, bir çeşit alıcıdır: Gönderdiğiniz her mesajda, yaptığınız her aramada ya da bir eposta indirdiğinizde baz istasyonları yerinizi tespit eder. Dünya çapında kullanılan 4 milyar cep telefonu düşünüldüğünde bu, her ay trilyonlarca verinin şebekeden geçtiği ve bizim zaman ve mekân içindeki rotamızın dijital bir çizelgesinin yaratıldığı anlamına gelir. Biraraya getirildiklerinde bu bireysel rotalar bir mahallenin, bir semtin, bir kentin hatta tüm bir toplumun resmini oluşturabilir. MIT'nin (Massachusetts Institute of Technology) Medya Laboratuarı'ndan Prof. Sandy Pentland'ın tanımladığı gibi, cep telefonları, "halihazırda oluşmakta olan, gerçekten de küresel bir sinir sisteminin nöronları haline geldi."
Mobil cihazlarımızdan taşan bilgi yakın zamana kadar bir şekilde görmezden gelindi. Ne var ki, son iki yılda mobil cihaz şirketlerinin yeni gelir kaynakları arayışına girmesi ve daha akıllı, daha güçlü telefonların, yeni kuşak program tasarımcılarını yüreklendirmesi sonucunda bir yaklaşım değişimi yaşandı. Hepsinin biraraya gelmesi de veri mahzeninin çatlamasına yol açtı. Gerek Nokia, Microsoft ve Google gibi kendini kanıtlamış şirketler, gerekse de yeni başlayan hevesli şirketler ve akademik araştırmacılar, dijital benliklerimizden ortaya saçılan verileri yorumlamaya başladı. İlk internet arama motoru şirketleri, 1990'ların sonunda web siteleri için her ne yaptıysa şimdi de gerçek dünyanın 'siteleri' için aynı şeyi yapıyor: Onları indeksliyor, ilişkilerinin grafiğini çıkarıyor ve bu esnada bu siteler arasında hareket eden insanlar hakkında bilgi ediniyor. Dünya, bir kuşağın tanık olduğu en büyük finansal çöküşü yaşarken, bu yeni teknoloji, ileriye giden yolu şöyle bir görmemizi sağlıyor.
Arama motorlarıyla kıyasın yerinde olmasının başka bir nedeni daha var. Çok az kişi bunu öngörebilmiş olsa da, web arama endüstrisi devleşti ve endüstrinin lideri Google, hızla 21. yüzyılın ilk yıllarının en önemli başarı hikâyesi haline geldi. Uzmanların beklentilerine göre, dijital benliklerimiz giderek artan biçimde cep telefonu merkezli olacak ve bu dönüşüm gerçekleşirken de uyanık işletmeler fırsatın kokusunu alacak. Forrester Araştırma'nın analistlerinden Charles Golvin, "Teknoloji odaklı işlerde yeni öncü gerçekten de taşınabilir cihazlar," diyor. "Eğer yakında online olacak 1 ila 3 milyar yeni kullanıcıya bakarsanız bu insanların telefon üzerinden online olacaklarını görürsünüz." Bu fikir, yer saptamayı Google ve benzerleri için daha ilham verici bir veri haline getiriyor. Örneğin geçen yıl, Nokia dijital harita üretici Navquest'i satın almak için 8.1 milyar dolar harcadı. Bu Nokia'nın merkezinin bulunduğu Finlandiya'nın tarihindeki en büyük şirket satışıydı ve Nokia'nın yer saptama işinde aktif bir oyuncu olacağını gösteren bir işaret olarak yorumlandı. Şirketin toplumsal yer saptama hizmetleri bölümünün başkan yardımcısı Michael Halbherr, "Bizce bu iddialı ve gerekli bir hamleydi," diyor. Halbherr, Google'a atıfta bulunarak "insanlar bir sihirli kutunun var olduğuna ve bu kutunun gezegendeki tüm problemleri çözebildiğine inandı" diye de ilave ediyor. Ancak, eldeki karışıma yer saptamayı eklemek, arama da dahil olmak üzere herşeyi farklılaştıracaktır. "Biz insanları insanlarla ve mekânlarla yeni bir şekilde ilişkilendiren hizmetlerden kurulu bir ekosistem yaratmak istiyoruz."
Bilgi arama hizmetleri sadece bir başlangıç. Mekân verileri, pazarlamacı ve reklamcıların müşterilerini daha iyi kavramalarını sağlayacak. Yatırımcılar bunu perakende trendlerini daha iyi tahmin etmekte ve stoklarını düzenlemekte kullanıyor. Araştırmacılarsa bir mahalledeki ya da bir semtteki insanların hareketlerini anlamanın, politikacıların çok daha etkili bir yönetim programı izlemesini ve bir bulaşıcı hastalığı ya da başka bir toplumsal tehlikenin belirtilerini önceden görmesini sağlayacağını söylüyor.
Trafik tıkanıklığı gerçek zamanlı yer saptama verisine net bir şekilde ihtiyaç duyulan meselelere güzel bir örnek. Yol kenarı kameraları ve yeraltı alıcıları halihazırda trafiğin durumunu gözetliyor ama bu sistemler gerçekten yaygınlaşamayacak kadar pahalı. Navigasyon şirketleri, cep telefonlarını izleyerek anı anına ve neredeyse evrensel bir erişime ulaşabilir.
Bu fikir boş bir hayalden ibaret değil. Hollanda merkezli GPS cihaz üreticisi TomTom, Batı Avrupa'da 2007'den beri en güncel trafik bilgisi için cep telefonlarından sağladığı verileri kullanıyor. Şirketin pazar gelişiminden sorumlu başkan yardımcısı Tom Murray "yollarda neredeyse tam bir görünürlük sağlayabiliyoruz" diyor. "Bu değişim, portföyümüzdeki navigasyon aygıtlarının sonunu getiriyor." Tıpkı Nokia gibi TomTom da 4.2 milyar dolar harcayıp Teleatlas'ı havada kaparak, konusunda uzman bir dijital harita üreticisini satın alma sürecini tamamladı. Nokia ise Kuzey Kaliforniya'da başlattığı cep telefonu tabanlı bir trafik sistemine yatırım yapıyor. Şirket, Berkeley Üniversitesi'nin ortaklığıyla 10 bin cep telefonu kullanıcısının dahil olduğu bir alan araştırması yaptı ve bu şekilde bu insanların işe geliş gidiş alışkanlıkları ve takvimleriyle mevcut trafik akışını senkronize edecek. Yani böylece geç kalacağınız zaman telefonunuz sizi uyarabilecek.
Cep telefonu taşıyan sürücülerin ortalama trafik koşullarıyla ilgili yarattığı zengin veriler, Microsoft'un araştırma departmanındaki bilgisayar uzmanı Eric Horvitz'in "sürpriz modelleme" dediği şeyi hazırlamasını sağlıyor. San Francisco'daki 101 No'lu otoyolun cuma günü 18.30'da sıkışık olduğunu söylemenin hiçbir manası yok. (Zaten 101, cuma 18.30'da hep sıkışıktır.) Yararlı bilgi, yolun ne zaman beklenmedik derecede kalabalık ya da akıcı olduğunu söylemektir. "İşin ana fikri bu veri kümelerini bir sürprizin gelmekte olduğunu önceden haber verecek şekilde kullanmak" diyor Horvitz. 2004'te Microsoft'tan kopan Inrix, navigasyon şirketlerine ve haritalama programlarına bu türden bilgiler sağlıyor.
Cep telefonları, potansiyel olarak bize trafikten daha ilginç insan motifleri veriyor. İnsanların nerede, ne yapıyor olduklarını kuş bakışı ve gerçek zamanlı gözleyebilmek, davranışsal eğilimler açısından zengin bir maden sunabilir. Manhattan'ın merkezinde bir depodan bozma havalı bir çatı katı ofiste iş gören üç yıllık şirket Sense Networks'te, beşi doktora dereceli 15 araştırmacı yer saptama verilerinden ne çıkarabileceklerini anlamaya çalışıyor. Şirketin CEO'su Greg Skibiski, amaçlarının Google'ın sanal alemi endekslediği gibi gerçek dünyayı endekslemek olduğunu söylüyor. "Google bir web sayfasının bağlamına, o siteye link veren diğer sitelere ve kendisinin verdiği linklere bakarak karar veriyor. Sonuç olarak bütün içerik hakkında çok iyi bir kavrayış sahibi oluyor. Biz de aynı şeyi mekânları ve yer saptama verilerini kullanarak yapacağız."
Çok mu soyut? İşte size gerçek hayattan bir örnek: Diyelim ki, bir caz grubu saat 22.00'de şehir merkezindeki bir barda sahne alacak. Skibiski ve araştırmacıları bütün caz meraklılarının konsere gelmeden önce nerelerde yemek yediğini ve trompetler son notayı üfledikten sonra hangi gece kulübünü ziyaret ettiklerini tespit edebiliyor. Böylece caz kulübünü ve dolayısıyla patronlarını şehrin geri kalanıyla aynı bağlama (context) yerleştiriyorlar. Bu beceri şirketin tüketicilere sunduğu ilk uygulama olan CitySense'te kullanımda. Bu uygulama herkesin nerede olduğunu gerçek zamanlı gösteriyor. Uygulamayı indiren cep telefonu kullanıcıları, hangi bölgelerin normalden daha kalabalık olduğunu, hatta insanların rağbet ettikleri popüler mekânların yerlerini öğrenebiliyor.
Bu o kadar da önemli değilmiş gibi görünebilir, ama bir işletme sahibiyseniz sizin kulağınıza tatlı bir müzik gibi gelecektir. İşletmeler müşterilerini anlayabilmek için muazzam zaman ve para harcar. Anketler ve örneklem grupları körleşmiş aygıtlardır. Sense Networks, insanların gittiğini söylediği yerlere ya da yaptığını söylediği şeylere değil, onların gerçekten nereye gittiğine ve ne yaptığına dayanan müşteri profilleri çıkarabiliyor. "Biz gerçek ve yalansız 'sizi' görüyoruz," diyor Skibiski. "Size hiçbir soru sormadığımız için taraflılık hatasını önlemiş oluyoruz." Teorik olarak müşteriler de memnun olmalı; çünkü işletmeler içeriği müşteriye özel hazırlanmış hizmetler sunabilecekler, tıpkı özelleştirilmiş web aramalarında olduğu gibi. Sense Networks, Steven Drobny gibi yatırımcılardan 3 milyon dolar toplamış. Şirket, işlemlerini geliştirmeye başladığında işadamları bu işlemleri stok tutmada kullanma olanağını fark etmiş. Skibiski "Modellerimizi perakende talebini önceden kestirmek için kullanabiliriz," diyor. "Hangi mağaza zincirine (Macy's, Saks ya da Nordstrom) kaç kişinin gittiğini öğrenebiliriz." 2006'nın ortalarından bu yana şirket bir portföyünü işletmek için San Francisco'dan gelen yer saptama verilerini kullanıyor. "Portföy kârda," diyor Skibiski. "Demek ki ortada işe yarayan bir şey var."
Yer saptama verisi ve ekonomik etkinlik arasındaki bağ yakın gelecekte meydana gelebilecek finansal krizleri öngörecek kadar güçlü olabilir. Şirketin analitik yazılımları, yer saptama verilerinden ayıkladığı çeşitli tüketici alışkanlıklarını finans eğilimleriyle beraber grafiğe dökebiliyor. San Francisco gece hayatı modeliyle Dow Jones endeksi aynı grafikte gösterilebiliyor. Bu bize, Temmuz 2008'deki piyasa zirvesinden hemen önce partisever kentlilerin şehre her zamankinden daha geç saatlerde inmeye başladığını ortaya koyuyor. Gece kulüpleri önündeki kuyrukların yoğunluğu belki de finansal panikleri önceden görmeyi sağlayan başlıca yeni göstergedir.
Bir kişinin nerede olduğunu ister trafik bilgisi için edinin isterse de tüketici davranışlarını grafiğe dökmek amacıyla kullanın, özel yaşamın gizliliği hemen ön plâna çıkıyor. Bu yüzden Sense Networks'ün kurucularından da olan Pentland, "verilerle ilgili yeni bir sözleşme" için çağrıda bulunuyor. Bu bir bakıma veriye bundan böyle daha fazla özel mülkiyet muamelesi yapılması demek (veriler kaynak kişiye aittir ama şirketler bunu ödünç alabilir). "Veriyi kabaca para gibi düşünebilirsiniz. Bu size ait ve başkalarına kiralayabileceğiniz bir şeydir. Bunun karşılığında da, daha kullanışlı bir arama motoru ya da gerçek zamanlı trafik bilgisi gibi şeyler talep edebilirsiniz," diyor Pentland.
Tıpkı paranın vergilendirilmesi gibi, devletin de kamu yararı için gerekli verileri sahiplenebilme hakkının bulunduğu durumlar vardır. Yetenekli bir gerçek zaman uzmanı, cep telefonu verilerini kullanarak bir iş gününde evde bulunan insan oranının ortalamadan yüksek olduğu mahalle ya da binaları belirleyebilir. Bu bilgi, bir grip ya da başka bir bulaşıcı hastalık salgınının örtülü habercisi olabilir. Bu yöntemi kullanmanın yararları muazzam. Doktorlar ve salgın uzmanları, bir hastalığın yayılmasını neredeyse gerçek zamanlı takip edebilir ve hatta belki de hasta insanların geçtiği yerlerdeki topluluklara yönelik uyarılarda bulunabilir.
Tanrı'nın gözü, başka senaryolarda da işe yarayabilir. Toplu taşımacılık yetkilileri bunu yol çalışmalarını planlarken ve altyapı onarımlarının nerelerde daha acil olduğunu saptarken kullanabilir. Benzer şekilde, yoksulluk uzmanları da herhangi bir semtte uygulanan kamu politikalarının işe yarayıp yaramadığını görmek için bu verilerden faydalanabilir. Pentland "Bu veriden yola çıkarak hiç beklemediğiniz şeyleri öğrenebilirsiniz," diyor. "İnsanlar çalışıyor mu? Çocuklar hasta mı? Bütün bunları insanların hareket ve iletişim şablonlarından çıkarabilirsiniz."
Bu durum, nüfustan sağlığa, pek çok farklı türde değişkene dair verilerin ya çok az bulunduğu ya da hiç bulunmadığı (ama bol cep telefonuna sahip) gelişmekte olan ülkelerde çok daha etkili olacaktır. Gelişmekte olan ülke hükümetleri, gerçek zaman uzmanlarını istihdam ederek gecekondu mahalleleri gibi gayriresmi gelişmeleri ya da hangi semtlerin AIDS kliniğini daha az kullandığını belirleyebilir. Kısaca bu teknoloji, kamu politikalarının genellikle üzerine inşa edildiği, çoğu zaman çelişkili ve kimi zaman yanlış olan anketler, nüfus sayımları ve araştırmaların yerini alabilir. "Bu gerçekten devrimci bir fikir" diyor Pentland. "Çünkü şu anda devletin işleyip işlemediğine dair tek bir ipucumuz bile yok." Küresel bir sinir sistemi ipucundan çok daha fazlasını sağlayabilir ve aynı zamanda iş atmosferini yeniden şekillendirebilir.
sayı: 21




















