KAPAK KONUSU ARŞİVİ
Salgın kapıda
- Diğer Kapak Konusu Haberleri
- Yeni Türk ordusu
- İlişkili Haberler
- Bu sizin beyniniz ve yaşlanıyor
- Adımları hızlandırın
- Bir iyi bir kötü haber
- Hani kanser tedavisi ücretsizdi?
- Bir röntgende kanser mi?
- Söylentiler yayılıyor
- Dikkat zehir çıkabilir
- H1N1 grip pandemisi ve Türkiye
- Netteki doktorun hastasıyız
- Doktorların aşı referandumu
- Domuz gribinde tepe noktası ne zaman?
- Ukrayna virüsü
- Gribal resesyon
- Kritik saatler
- Haydi Türkler aşıya
- Domuz gribi el kitabı
- Domuz gribini atlatmak
- Grip Savaşçısı
- Haydi Türkler aşıya
- Hastalara yer yok
- "İki gün sonra öksürmeye başladım"
- Tıbbın geleceği
- Böceklerin yükselişi
- Zekâ geliştiriciler
- Kasıktan kalbe giden tedavi
- Domuz Gribi'nde yeni ilaç
- Eski usul tedavi
- Derin acıları temizlemek
- Pardon, adınız neydi?
- Şimdi uyu, sonra hatırlarsın
- Korku Şehri
- Bir salgının yol haritası
- Domuz gribi, kuş gribi ve İspanyol nezlesi
- Soru-Cevap: Domuz Gribi krizi
- Hanta virüsü daha başlangıç
- Acil servislerde rakı servisi
- Protez kolla tutunmak
- Anjiyoda görülemeyen
- Bir şekerleme çek
- Yiyelim mi sürelim mi?
- Çok iyi geliyor ve herkes yapıyor
- Bakterileri püskürtün
- Beynin duygusal halleri
- Acımasız katilin izinde
- Beyaz kızlardan ibaret değil
- Kendinizi evde sporla şımartın
- Hasta olmak yetmez
- Diyalizde aşk
- Türkiye'nin geleceği kuvözde
- Kalbin efendisi, akciğerin peşinde
- Vücut ritmi hakkında yedi gerçek
- Yağların içinde hazine avı
- Belleğin gizemleri
- Haydi beyin şarkı söyle
Uzmanlar, dünyayı sarsacak, milyonlarca insanı hasta ve ekonomileri alt üst edecek bir grip pandemisi konusunda yıllardır uyarıyordu. Bu salgın uyarısı, insanlığın en büyük kâbuslarından biri haline gelmişti. Nisan ortasında Meksika'da ortaya çıkan grip salgını, beklenen pandemi mi, diye sordum.
"Korkarım, öyle" dedi. "Herkes bunun, beklenen pandemi olduğunda hemfikir."
Boyutları nereye varır, dedim. "Endişeyle bekliyoruz. Sonbaharda derginizin kapağı 'Kabus' başlığıyla çıkabilir ve hastanelerin dolup taştığını gösteren fotoğraflar kullanabilirsiniz" diye yanıtladı. Klinik Mikrobiyoolji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Haluk Eraksoy, bölgesel çapta salgınlar için kullanılan "epidemi" kavramından değil, kıtalararası yaygınlığı olan bir salgından yani "pandemi"den söz ediyor. Bu, filmlerde gördüğünüz karantina çadırları, mahşer yerine dönen havaalanları, terkedilmiş sokaklar, bir doz aşı için birbirine giren insanlar anlamına gelebilir.
30 Nisan- Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), grip salgınının, artık "Domuz Gribi" değil, "2009 H1N1 Gribi" olarak adlandırıldığını bildirdi. Gerekçe, virüsün domuzdan insana değil insandan insana bulaştığının ispatlanması ve tüm dünyada domuz ithalindeki çöküş.
Söyleşimizden iki saat önce Eraksoy, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ ve diğer uzmanlarla Ulusal Pandemi Planı ve H1N1 gribiyle ilgili İstanbul'da basına bilgi verdi. Bakan Akdağ, virüsün Türkiye'ye sıçrama olasılığına karşı hazırlıkların yapıldığını belirtirken, "en büyük amaçlarının virüsün ülkeye girmesini geciktirmek olduğunu" söyledi.
30 Nisan / saat 18.00- 11 ülkede toplam grip vakası 257. ABD, Meksika, Kanada, İngiltere, İspanya, İsviçre, Yeni Zelanda, İsrail ve Almanya dışında Avusturya ve Hollanda'da da ilk vakalar görüldü.
DSÖ'nün 1 ile 6 arasında derecelendirdiği salgın alarm düzeyi sıralamasında H1N1 gribi şu anda 5'inci evrede. 5'inci evre, pandeminin ortaya çıkmasından bir önceki aşama. Yani, hastalık artık insandan insana bulaşma kabiliyeti kazandı ve 6'ıncı aşama dünya çapında bir salgın demek. 5'inci evrede alarm verilmesi için, DSÖ bölgelerinden birinden iki ya da daha fazla ülkede virüsün insandan insana geçtiğinin bildirilmesi gerek. Sadece bu bile durumun ciddiyetini anlamak için yeterli. Son yıllarda bu düzeyde başka bir salgın görülmedi. 2003'ten bu yana 15 ülkede toplam 421 kişiye bulaşan kuş gribi için dahi alarm seviyesi en fazla 3 olarak belirlenmişti. Ancak gidişata bakılırsa, H1N1 virüsünde 6'ıncı evreyi görmemiz uzak bir ihtimal olmayabilir.
30 Nisan- Mısır'ın, ülkedeki 300 bine yakın domuzu itlaf etme kararının ardından Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), hastalığın domuzlardan bulaştığına dair bir bulguya rastlanmadığını belirterek domuzların itlaf edilmemesi çağrısı yaptı.
Bir grip salgını ihtimali uzun zamandır dünya sağlık otoritelerinin gündeminde ama H1N1 beklenmeyen bir dönemde beklenmeyen bir bölgede patlak verdi. "Salgının, Kuzey Yarımküre için grip mevsimi olarak bilinen sonbahar aylarında Asya ülkelerinden kaynaklanacağı düşünülürken, baharda Batı'dan gelmesi sürpriz oldu" diyor Eraksoy. Geçmiş salgınları inceleyen bilim adamlarının en büyük endişesi, öldürücü kuş gribi virüsünün insandan insana hızla bulaşan insan gribi virüsüyle mutasyona uğrayacağı ve bunun da domuzlar aracılığıyla gerçekleşebileceğiydi. Bu sebeple, Asya'daki kuş ve domuz çiftlikleri takip altında tutuluyordu. Ne var ki, geçen yıl Şubat ayında Nature dergisinde yayınlanan bir çalışma, bugünkü salgına dair 14 ay önceden yapılan bir uyarı niteliğindeydi. 1940 ile 2004 arasında dünyada gerçekleşen tüm enfeksiyon salgınlarını inceleyen bilim adamları, olası bir salgının ortaya çıkacağı sıcak bölgeleri gösteren bir harita hazırladı. Harita, Asya dışında, önemli bir tehlike arz eden ama göz ardı edilen bir bölgeyi de işaret ediyordu: Kuzey ve Orta Amerika. "İnsanların yabani kuşlar ve memelilerle temasta bulunduğu bu sıcak bölgeleri dikkatle gözlemleyerek, geleceğin AIDS'i ya da SARS'ını gelmeden kontrol altına alabiliriz" diyordu araştırma ekibinden Dr. Peter Dazsak. O'na göre, virüs ABD'ye düşünüldüğü gibi Asya'dan değil, ABD'nin güneyindeki ülkelerden girebilirdi. Nitekim bu öngörüler gerçekleşti.
1 Mayıs / saat 07.00- Virüs 11 ülkede seyrini sürdürüyor. Vaka sayısı 331.
Eraksoy'a göre, virüsün kaynağını tespit etmenin ya da hayvan itlaflarının artık önemi yok. "İnsandan insana bulaşma kabiliyeti kazandı bir kere. Şimdi amacımız, virüs taşıyan hastaları doğru tespit edip, izolasyonu sağlamak. Bu hastalar başkalarına virüs bulaştırmaya başlarsa, işte o zaman başka bir kademeye geçeriz" diyor Eraksoy. Sağlık Bakanlığı ise bu kez, kuş gribinde olmadığı kadar hazırlıklı görünüyor. Ulusal Pandemi Planı çoktan hazır. Türkiye'de görülebilecek vakalardan alınan örneklerin hangi laboratuarlarda inceleneceği, illerde hastaların hangi hastanelerde izole edileceği konusunda tüm yetkililer ve personel eğitimden geçti. Örneğin İstanbul'daki hastalar Hâseki Devlet Hastanesi'nde izole edildikten sonra, hastalardan alınan örnek İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Viroloji Laboratuarında incelenecek. DSÖ akreditasyonlu diğer laboratuar ise Ankara Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi'nde. Virüsün ülkeye girmesini kontrol altına almak amacıyla İstanbul Atatürk, Sabiha Gökçen ve Ankara Esenboğa havaalanlarına termal kamera yerleştirildi. İzmir, Bodrum ve Antalya'daki havaalanlarına konulacak termal kameraların ithalatı için talimat verildi. Termal kameralar virüsün yayılmasını önlemek açısından aslında işlevsiz. Zira hastalığın ilk evrelerinde hiçbir belirti yokken de bulaşıcı olduğu (Bir aksırıkla 15 metre uzaklıktaki bir başka insana bile bulaşabildiği söyleniyor) biliniyor. Virüsün insan vücudundaki kuluçka dönemi 1 ile 7 gün arasında değişebiliyor. Yani, hastalık belirtileri baş göstermediyse vakayı tespit etmek mümkün değil. Ama ileri safhalarda yüksek ateş yine de en önemli belirtilerden biri ve bu kameralar vücut ısısı 38.5 dereceyi geçenleri tespit ediyor.
1 Mayıs / saat 18.00- DSÖ Aşı Araştırmaları Girişimi Direktörü Dr Marie-Paule Kieny, telefonla katıldığımız basın konferansında aşı için gerekli örneklerin izole edildiğini ve ilaç firmalarına iletileceğini açıkladı. Dr. Kieny, aşının 4-6 ay içinde hazır olacağını, mevcut kapasiteyle yılda 1.2 milyar doz üretilebileceğini belirtti.
Hükümetler ilaç stoklarını gözden geçiriyor. Virüse karşı tam etkili bir ilaç henüz yok. Oseltamivir ve zanamivir etken maddeli iki antiviral ilacın, hastalığın ilk 2-3 gününde tedaviye yardımcı olduğu biliniyor. (Hemen uyaralım; vücutta virüs yokken ilaç alındığında, virüsün ilaca karşı direnci artıyor ve hastalıkta tedavi gerçekleşemiyor.) İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Osman Şadi Yenen'e göre ilaç konusunda yine de sıkıntı yaşanabilir. "Firmalar bir yıl boyunca hiç durmadan bu ilaçları üretse bile, bir pandemi halinde, eldeki miktar tüm dünyanın ihtiyacını yine de karşılayamaz" diyor Yenen. Çünkü, bir ilacın üretimi 7-8 ayda ancak tamamlanıyor. Yenen, pandemi halinde firmaların ilaçlarını ekonomik gücü olan ülkelere satacağını belirtiyor. "Oysa, bu tür pandemilerde etkilenenler çoğunlukla bağışıklık sistemleri kuvvetsiz, yeterli beslenemeyen, sağlık hizmetlerine ulaşımı kısıtlı toplumlar" diyor, "bu popülasyon dünya nüfusunun 3'te 2'sini oluşturuyor." Hastalığın atak hızı -100 kişiden kaçına bulaşacağını gösteren oran- yüzde 15 olduğunda bile, Sağlık Bakanlığı Ulusal İnfluenza Pandemi Planı'na göre sadece Türkiye'de 11 milyona yakın kişi hastalanabilir, 350 binden fazlası hayatını kaybedebilir ve yaklaşık 300 bin kişi hastaneye yatabilir. Şu anda Sağlık Bakanlığı stoklarında 1 milyon iki yüz bin kutu ilaç var. Yetkililer ilk etapta bu miktarın yeterli olacağını düşünse de, sonrası için başka çözümler gerektiğinin farkındalar. Hatta bu konuda Sağlık Bakanlığı ile çalışan bir uzman (adının açıklanmasını istemiyor), Bakan Akdağ'ın, Hindistan'daki jenerik (kopya) ilaçları kastederek "Üretici firma bize ilaç satmazsa, biz de gerekirse gider Hindistan'dan alırız. Vatandaş ilaca ulaştıktan sonra, firma isterse bizi dava etsin" dediğini iddia ediyor. Üretim izni sadece iki uluslararası ilaç firmasında olduğu için, bu ilaçları başka şirketlerin üretip satması yasak.
1 Mayıs / saat 23.30- Vaka sayısı 367'ye ulaştı. Danimarka ve Çin-Hong Kong'da da ilk kez H1N1 vakası saptandı.
Aslında mevsimsel gribe karşı yaptırılan grip aşılarının içeriğine göz atıldığında, H1N1'e karşı da koruma sağladığı görülüyor. "Ama bu yanıltmamalı" diyor Eraksoy, benzerleri daha önce görülse de "bu H1N1 virüsü, bugüne dek dünyada hiç var olmayan, Nisan 2009 itibariyle bir anda ortaya çıkan bir virüs". Zaten, uzmanlar için asıl endişe kaynağı da bu. Eraksoy'a göre, "Hiç kimsenin bu virüse karşı bir bağışıklığı yok." Bu özelliği, virüsü toplumun her kesimi için tehlikeli hale getiriyor. Mevsimsel grip virüsleri, 65 yaş üzerindekileri, çocukları, kronik hastalığı olanları etkilerken, bu H1N1 virüsünün hedefi en üretken, genç, sağlıklı popülasyon. Aslında virüs hedef gözetmiyor ama söz konusu popülasyon tüm toplumlarda en yüksek nüfusa sahip olduğu için, matematiksel açıdan en çok hasta sayısı da bu gruptan çıkıyor. Aslında pandemilerin korkutucu olması tam da bu yüzden. Avustralya Ulusal Üniversitesi'nden yayınlanan rapora göre sadece "hafif" bir pandemi, dünyada 1.4 milyon kişinin ölümüne yol açabilir, dünya çapında gayri safi yurtiçi hasılada yüzde 0.7'lik (yaklaşık 400 milyon dolar) bir azalmaya neden olabilir.
2 Mayıs / saat 07.00- Vaka sayısı 615. Kore ve Fransa'da da H1N1 virüsünden kaynaklanan grip vakaları saptandı.
Virüsün 1918'deki gibi bir felakete yol açıp açmayacağı tartışılırken, ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi'nden (CDC) gelen bir açıklama kısmen de olsa yüreklere su serpti. Merkez yetkilileri 1918'de patlak veren ve 50-100 milyon kişinin ölümüne yol açan İspanyol gribi virüsündeki öldürücü genin, H1N1'de bulunmadığını bildirdi. Ama Prof. Yenen'e göre, virüs "insandan insana bulaştıkça tecrübe kazanıyor ve evrim geçirip güçleniyor."
Eraksoy ise konumumuzdan ötürü şanslı olduğumuzu vurguluyor: "Grip virüsü yazın pek aktif olmaz. Dolayısıyla, kışa yaklaşan Güney Yarımküre'de yayılmaya devam etse bile Kuzey Yarımküre'de sahneden çekilebilir. Önümüzdeki sonbahara kadar bir aşı geliştirilirse, pandeminin eşiğinden döneriz." Belki... Ama, virüsler için dünya bir günde Meksika'dan Yeni Zelanda'ya sıçrayabilecek kadar küçüldükçe, insanlar için tehlike büyüyor.
sayı: 28



















