Bir salgının yol haritası
- Diğer Dosya Haberleri
- Allah aşkına söyleyin...
- İlk göç dalgasından bugüne
- İlişkili Haberler
- Belleğin gizemleri
- Haydi beyin şarkı söyle
- Yağların içinde hazine avı
- Kalbin efendisi, akciğerin peşinde
- Türkiye'nin geleceği kuvözde
- Kendinizi evde sporla şımartın
- Diyalizde aşk
- Hasta olmak yetmez
- Vücut ritmi hakkında yedi gerçek
- Acımasız katilin izinde
- Beyaz kızlardan ibaret değil
- Bakterileri püskürtün
- Beynin duygusal halleri
- Çok iyi geliyor ve herkes yapıyor
- Bir şekerleme çek
- Yiyelim mi sürelim mi?
- Anjiyoda görülemeyen
- Protez kolla tutunmak
- Acil servislerde rakı servisi
- Hanta virüsü daha başlangıç
- Soru-Cevap: Domuz Gribi krizi
- Domuz gribi, kuş gribi ve İspanyol nezlesi
- Salgın kapıda
- Korku Şehri
- Şimdi uyu, sonra hatırlarsın
- Pardon, adınız neydi?
- Derin acıları temizlemek
- Domuz Gribi'nde yeni ilaç
- Eski usul tedavi
- Kasıktan kalbe giden tedavi
- Zekâ geliştiriciler
- Tıbbın geleceği
- Böceklerin yükselişi
- "İki gün sonra öksürmeye başladım"
- Hastalara yer yok
- Grip Savaşçısı
- Haydi Türkler aşıya
- Domuz gribi el kitabı
- Domuz gribini atlatmak
- Haydi Türkler aşıya
- Gribal resesyon
- Kritik saatler
- Ukrayna virüsü
- Domuz gribinde tepe noktası ne zaman?
- Doktorların aşı referandumu
- Netteki doktorun hastasıyız
- H1N1 grip pandemisi ve Türkiye
- Dikkat zehir çıkabilir
- Söylentiler yayılıyor
Bir genç 2005 Şükran Günü öncesinde, ABD'nin Wisconsin eyaletindeki bir yerel mezbahada 31 domuzu keserken eniştesine yardım etti ve bir hafta sonra 17 yaşındaki bu genç başka bir domuzu içi temizlenirken sıkıca tuttu. Çocuğun ailesi yaklaşan tatil için hazırlık yaparken bir tavuk satın aldı ve yaşadıkları eyaletin Sheboygan şehrinde sert sonbahardan korumak için tavuğu evlerinde besledi. 7 Aralık'ta bu genç grip olup, üç gün yattı. Daha sonra yerel bir klinikte tedavi oldu ve tamamen iyileşti. Bu arada ailesindeki hiç kimse hastalanmadı.
Bu olay aslında çok da dikkate değer gözükmüyor. Tek farkı Wisconsin'li gence bulaşan grip virüsünün daha önce görülenlere benzemiyor olması. Bir tür yabani kuş gribi virüsünün, insanda bulunan bir virüs tipinin ve domuzda bulunan bir virüs soyunun karışımı gibi duruyor. Bu, H1N1 domuz gribiydi. O zaman büyük ölçüde ciddiye alınmasa da Wisconsin'de görülen bu virüs, dört yıl sonra tüm dünyayı şoka uğratan virüsün ortaya çıkmasına kadar uzanan evrim merdivenlerinde bir basamaktı.
Wisconsin'den çok uzaklarda, Meksika'nın La Gloria köyünden genç Edgar Enrique Hernández'in grip nöbeti geçirdiği 2009 Nisanı'na dönelim. Bu hastalığa da benzer biçimde domuz, kuş ve insan grip virüslerinden oluşan karışımın neden olduğu anlaşıldı; bu da H1N1. Ve yine binlerce kilometre ötedeki Kahire'de, Mısır hükümeti domuzların hastalık nedeni olduğuna karar verdi. Nüfusun çoğunluğu Müslüman olan Mısır'da (dolayısıyla domuz eti tüketmeyen bu toplumda) hükümet 300 bin domuzun öldürülmesini emretti.
Bu üç olay da bugün yaşanan grip salgını kriziyle bağlantılı. Korkunun hüküm sürdüğü ortamda bir suçlu aramak insanoğlunun doğasında var. Şu anda da parmaklar ya "evcil domuzları" ya da Meksika'yı işaret ediyor. Bu tarz suçlamalar sadece bilimsel olarak yetersiz olmakla kalmıyor, aynı zamanda yetkilileri, salgını kontrol etmek için en iyi ihtimalle gereksiz, en kötü ihtimalle de zararlı çabalara sürükleyebilirler.
Paylaşılan mikrobik tehditlerin tek bir noktadan çıkıp yayıldığı küreselleşmiş bir dünyada yaşıyoruz. Bu tehditler, insan faaliyetleri ve hareketlerinin de yardımıyla herhangi bir bölgede artıyor, ardından yeryüzünün bir ucundan bir diğer bölgesine günler hatta saatler içinde ulaşıyor. Eğer suçlanacak biri varsa o da Homo Sapiens'dir. Ekolojiyi yeniden şekillendiren insan grip virüsü gibi virüslere evrimleşme, mutasyona uğrama ve yayılmaları için olağanüstü fırsatlar sunuyor.
2005'e dönelim. Wisconsin eyaletinin Halk Sağlığı Dairesi Sheboygan kasabasındaki hasta domuzları araştırmaya başladı. Fakat yazının başında hikâyesi anlatılan gencin kesilmesine yardımcı olduğu domuzlar bu bölgedeki farklı çiftliklerden getirilmişti ve her çiftçi kendi sürüsünün sağlıklı olduğunu iddia ediyordu. Wisconsin'deki yetkililer enfeksiyon kapmış gencin ve ailesinin kan örneklerini Georgia eyaletinin Atlanta şehrindeki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'ne (CDC) gönderdi. Bu merkezdeki bilim adamları H1N1'in RNA genetik yapısını çıkardı. İlk kez 1999'da Pasifik Adaları'ndan New Caledonia'da görülen bir insan gribi, birkaç yıldır Asya ve ABD Wisconsin'de dönüp duran iki tür domuz gribi ve bilinmeyen bir kuş gribi virüsünden örnekler taşıyordu.
2006'da ABD Domuz Veterinerleri Derneği, insanların kendi H1N1 virüslerini domuzlara geçirdiğini bildirdi. Raporda bunun özellikle Amerika'nın Orta Batı bölgesindeki domuz sürüleri arasında salgın hastalığa sebep olduğu yazıyordu. Bir yıl sonra Ohio eyaletindeki bir kasabada gerçekleştirilen etkinlik sırasında çok sayıda domuzun hastalandığı fakat sahiplerinin hastalanmadığı bir salgın patlak verdi. Bu salgının nedeni Wisconsin'deki türe çok yakın bir çeşit H1N1'di ve insanlardan domuzlara geçerek yayılmış olması muhtemeldi.
Geçen sene ABD'de Iowa Devlet Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, sanayi tipi üretim çiftliklerinde domuzların kümes hayvanlarından, vahşi kuşlardan ve sahiplerinden influenza (grip) kaptığı uyarısında bulundu. Eileen Thacker ve Bruce Janke, Enfeksiyonel Hastalıklar dergisindeki yazılarında "Domuzlardaki grip virüsünün genetik yapısı sürekli değiştiği için, ABD domuz endüstrisi farklı üretim sistemleri içinde dolaşan grip virüsleriyle devamlı uğraşıyor" dediler.
Bir şeyler değişiyordu. Domuzlar, önlerine atılan herşeyi yerler, sürekli birbirlerine sürtünürler ve tüylerini yalarlar. Bu nedenle de sürü içinde birbirlerine her an enfeksiyon geçirmeye yatkınlar. Mideleri, çok eski zamanlardan beri domuzları çiğ veya pişirmeden yiyen insanlarda hastalıklara sebep olan mikroplar için çok konuksever ortamlardır. 1918'de dünya genelinde 18 ayda 100 milyon insanı öldürdüğü tahmin edilen grip salgınına yönelik araştırma, bu viral suçlunun domuzlara enfeksiyon bulaştıran ve sonra tekrar insanlara dönen H1N1 insan gribinin bir türü olduğunu ortaya çıkardı.
Viral düzeyde, influenza daima mutasyona uğrayan ve evrilen çok kaygan bir mikroptur. Genetik maddesi (insanlardaki gibi DNA formunda değil) kromozomların içinde gevşekçe toplanmış RNA formundadır. Bir virüs bir hücreye bulaştığında hücrenin kromozomu dağılır ve daha fazla virüs yapmak için kopyalanır, kopyalanan bu virüsler de vücutta yayılmak üzere dolaşım sisteminin içine girer. Bu kopyalama süreci esnasında hücrelerin içinde olması muhtemel diğer genetik maddeler ortaya çıkan bu binlerce kopyalanmış virüsün içine yerleşir. Eğer virüs insan hücresi içinde bu biçimde üreyecek olursa, Homo Sapiens'in genetik maddesini toplar, tavuk hücresinden kanatlı genlerini, domuz hücresinden domuz RNA'sını depolar. Gribin evrim sürecindeki büyük ikramiye durumu, iki değişik tipteki grip virüsünün şans eseri aynı hayvan hücresine girdiği zaman gerçekleşir. Bu da bütün kromozomları "yeniden düzenlenmiş" virüsler yaratmak için komple değiştirir.
Sheboygan'daki gence bulaşan virüs üçlü bir yeniden düzenlemeyle oluşmuştu. Sonucunda aralarında Homo Sapiens de olan üç hayvan türünün genlerinden yeni bir virüs doğdu.
Ama böyle bir şey kimin umurunda ki? Kamu sağlığı, hükümet ve tıp çevreleri bununla pek ilgilenmiyor. Aile çiftlikleri ve endüstri tipi devasa domuz eti merkezlerinde dolanıp duran bu dört ayaklı virüs mikserleri hakkında veterinerler, domuz yetiştiricileri ve bazı tesadüfi durumlarda da virologlar dışında konuya kafa patlatan kimse yok. Thacker ve Janke'nin 2008'de yazdıklarının ne denli öngörülü olduğu bugün acı bir tecrübeyle ortaya çıktı: "Domuzlar, insan nüfusu açısından salgın potansiyeline sahip; yeni tür kuş ve memeli gribi virüslerinin ortaya çıkmasına yol açan ideal bir virüs karıştırıcı olacaktır. (...) Öyle anlaşılıyor ki, ABD'deki domuz endüstrisinde, domuzlar ve insanlar arasında grip virüsü geçişleri oldukça yaygın ve virüs iki yönlü de bulaşabiliyor."
Dokuz ay önce Teksas Eyaleti Sağlık Departmanı, CDC'ye hastalıklı domuzlarla temasta bulunmuş bir kişiyi rapor etti. Bu Teksaslı, grip yüzünden yatağa düştü ama hastalığı kimseye bulaştırmadı ve birkaç gün içinde de iyileşti. CDC'den bilim insanları hastanın kanında "üç bileşenli domuz virüsü gribi A (H1N1), A/Wisconsin/87/2005 H1N1" buldu ve bu üç yıl önce Sheboygan kasabasındaki çocuğa bulaşanla aynı virüstü. Ardından bu Mart ayında 2009 salgını patlak verdi. Doğrusu, işler eskiden olduğu gibi kuş/insan/domuz şeklinde bir gelişim gösterseydi -ki daha önce Wisconsin, Ohio ve Teksas'ta pek fazla dikkat çekmemişti- belki de kimse farkına varmayacaktı. Ama bu kez insanlar öldü.
Mart ortasında Meksika'nın birkaç eyaletinde bildirilen grip vakalarının sayısı birden arttı. Aşağı yukarı aynı dönemde Güney Kaliforniya'da halk sağlığı yetkilileri, San Diego'da 10 yaşında bir erkek çocukla Imperial kasabasında 9 yaşında bir kız çocuğunda grip vakası tespit etti. Her iki çocuk da hastalığı atlattı ama aile mensuplarına bulaştırdıkları yönünde güçlü belirtiler vardı. Çocukların kan örnekleri Nisan başında CDC'de incelendi. Ve tombala! Üç bileşenli H1N1 gribi. Bu arada Meksika'da aynı dönemde 50'nin üzerinde ciddi grip vakası ortaya çıktı. Hükümet kan örneklerini Winnipeg'e, Kanada'nın en iyi bulaşıcı hastalıklar laboratuarına gönderdi. Kanadalılar'ın Meksika'daki gizemli virüsün H1N1 olduğunu teyit etmelerinin ardından olası bir salgın hastalık efsanesi kulaktan kulağa yayılmaya başladı.
Meksika'da dikkatler 2 Nisan'da bu yeni gribe yakalandığına inanılan küçük Edgar Enrique Hernández'e çevrildi. Hernández'in enfeksiyon kapmasının sorumlusu olarak çocuğun Gloria'daki evinin yakınlarında faaliyet gösteren büyük bir domuz tesisi gösteriliyor. Kasabanın sakinleri tesisten gelen pis koku ve tozdan uzun zamandır şikâyetçi ve çocuğun kaptığı enfeksiyonun kaynağı olarak da tereddütsüz bu tesise işaret ediyorlar. Hernández H1N1 virüsünü belki de solunum yoluyla bir domuzdan aldı, ama diğer vakalar Mart'ta ortaya çıktığından vakanın zamanlaması tutmuyor: 2009 salgınının ilk hastası Edgar Hernández değil.
sayı: 28
Bu virüs uzun zamandır evrim geçiriyor ve bu süreçte hiç şüphesiz Kuzey Amerika'daki endüstri tipi domuz yetiştiriciliğinin de payı var. Bazı bilim insanları, virüste geçmişi 1987'de Indiana eyaletinde faaliyet gösteren bir domuz çiftliğine uzanan genetik unsurlar bulunduğunu belirtiyor. Virüs bu bakımdan, 1990'ların başında güney Çin'de göçmen su kuşlarında rastlanan ve 1997'de Hong Kong'da insanlara bulaşan "kuş gribi"ne yani H5N1'e benziyor. O virüs son 12 yılda evrim geçirirken büyük tavuk çiftliklerinden ve başlıca kuş göç merkezlerinden faydalanarak hızla yayıldı. Bünyesine yeni genetik malzemeler kattı. H5N1'in 2005'te Sibirya ve Avrupa'ya yayılması üzerine, Birleşmiş Milletler (BM) ve Bush yönetimi, salgının görüldüğü yerleri tespit etmek ve genişlemesini önlemek için ihtiyaç duyulan mali kaynağı, bilimsel desteği ve altyapı imkânlarını seferber etti. Virüsün domuzlara ve insanlara bulaştığı Endonezya'da H5N1'in nadiren de olsa insandan insana geçebildiği ve bunun son derece tehlikeli sonuçlara yol açabildiği görüldü. Virüsün bulaştığı Endonezyalılar'ın yüzde 82'si gribe yenik düştü. H5N1 virüsünün insanlarda yol açtığı ortalama ölüm oranı dünya genelinde yüzde 63. Bu da onu yeryüzünün en korkunç mikroplarından biri haline getiriyor.
İşte bugün bulunduğumuz nokta tam burası. İnsandan insana kolayca bulaşabilen ve muhtemelen domuzdan insana da geçebilen yeni bir virüsle karşı karşıyayız. Neyse ki, Tamiflu ve Relenza (oseltamivir and zanamivir) gibi antiviral ilaçlarla tedavi mümkün, ama virüs gribe karşı kullanılan diğer başlıca ilaç grubuna (örneğin daha basit türlere kullanılan Amantidine gibi ilaçlara) karşı dirençli. Hâlâ bir evrim geçiriyor ve hareket halinde; sonunda nasıl bir seyir izleyeceğini bugünden kestirmek zor. Henüz virüsün ne derece öldürücü olduğunu bilmiyoruz. Meksika, H1N1 yüzünden ölen ya da hastaneye kaldırılan kişilerin sayısını tespit etmiş olmakla birlikte, ülkede yayılmaya başladığı Mart sonlarından bugüne virüsün tam olarak kaç Meksikalı'ya bulaştığını tespit edemiyor. Virüsün bulaştığı 10 milyon kişi içinden, mesela 150 kişinin öldüğünü söylerseniz, bu size mevsime bağlı olarak görülen normal grip vakalarına yakın bir oran verir. (Mevsime bağlı grip sebebiyle sadece ABD'de 36 bin kişi ölüyor.) Diğer taraftan, örneğin yüzde 3'lük bir ölüm oranına bağlı olarak Meksika'da beş bin kişinin ölebileceğini varsayarsak, o zaman da bambaşka bir durumla karşı karşıyayız demektir. (Bu da 1918 gribinden bir puan daha kötü bir oran.) Bu oranın ne olduğunu acilen tespit etmeliyiz.
İnsanlarda görülen ikinci bir H1N1 virüsü de şu anda dünyada dolaşıyor. Yaygın ama çok fazla ölüme yol açmadı. Bu virüs geçen yıl Tamiflu'ya karşı tam direnç geliştirdi. 2008 H1N1 insan virüsü, yeni domuz/insan virüsüyle birleşecek olursa, bunun huzur bozan sonuçları olacaktır. Bu durumda ilaçlara karşı daha dirençli olan ve sadece Relenza'yla, yani soluk aldırma cihazıyla kullanılması gereken bir ilaçla tedavi edilebilen bulaşıcı bir grip türüyle karşı karşıyayız demektir.
Kümes hayvanlarında görülen ve nadiren insanlara bulaşan H5N1 virüsünün yol açtığı daha eski bir üçüncü pandemi (kıtalararası görülen salgın) daha var. Pandemi, ilaca direnç gösteren formlar da içeren virüsün birkaç evrim koluna ayrılmasına imkân sağlayacak kadar uzun süre dolaşımda kaldı. Mısır'da kentlerde yaşayan ailelerin evlerinin bahçelerinde tavuk beslemek yaygın olduğu için H5N1 çok sayıda insanda saptandı ve salgının yayılması kontrol altına alınamamış görünüyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) H5N1'in insanlar için daha az öldürücü olduğunu gösteren delillerden endişeli. Bu şu anlama geliyor: Kuş gribi virüsü insanlar arasında daha kolay yayılabilen ama daha az öldürücü bir virüs olmaya doğru evriliyor.
Mısır hükümetinin Nisan sonunda ülkedeki 300 bin domuzu sözde grip kontrol önlemi olarak itlaf etmeye başlaması fevkalade ironik. H1N1'in domuzlarda görülen şekli bu yazı yayınlandığı tarihte Mısır'da görülmemiş olabilir. Fakat tavuklarda görülen H5N1 kesinlikle Mısır'a ulaştı ve şu ana dek hastalığa yakalanan 68 Mısırlı'dan 23'ünün ölümüne neden oldu. Tavuk ulusal beslenme biçiminin başlıca öğesi olduğundan Mısır hiçbir zaman kümes hayvanlarının toptan itlafı politikasını seçmedi. Buna karşın domuz eti yalnızca Mısır'da azınlık olan Hıristiyan toplumu tarafından tüketildi. Mısırlı İslami bir grup, domuz gribiyle "Tanrının kâfirlerden öç aldığını" beyan etti.
Mısır'daki Müslüman Kardeşler Örgütü geçenlerde yıllardır bütün Ortadoğu'ya halk sağlığı hizmeti veren Kahire merkezli Amerikan Deniz Kuvvetleri Tıbbi Araştırma Birimi'nin (NAMRU) kapatılması isteğini ve Mısır'ın ülkede görülen H5N1 virüsünün örneklerini DSÖ'ye göndermeyi durdurması gerektiğini açıkladı. Mecliste temsil edilen Mısırlı grubun tavrı, ilk bakışta Endonezya Sağlık Bakanı Siti Supari'nin ortaya koyduğu tutumu andırıyor. Supari 2006'dan beri ülkesinin H5N1 örneklerini DSÖ ile paylaşmayı reddediyor. Supari de ayrıca başka bir NAMRU laboratuarını başkent Jakarta'dan çıkartmaya çalışıyor. 28 Nisan'da yeni domuz gribinin Amerikan ilaçlarının satışlarını dünya çapında arttırmak için genetik olarak tasarlanıp dünyaya yayılmasının sağlandığını açıkladı.
Açıklama zengin ülkelerin, özellikle de ABD'nin, ilaç şirketlerinin kârlarını arttırmak için fakir ülkeleri kullandığı iddiasıyla uyumlu olsa da, Supari böyle bir açıklama yaptığını iki gün sonra yalanladı. Supari DSÖ ve ABD'yle yaptığı hararetli tartışmalarda "viral egemenlik" kavramının geçerli olduğunda ısrar etti. Buna göre uluslar kendi sınırları içinde keşfettikleri virüslerin sahibi olduğundan bunları DSÖ veya başka bir yabancı tüzel kişiyle paylaşmamayı seçebilir, aşılardan ve bu virüslerden yapılma tüm ürünlerden sağlanan kârı talep edebilir. Endonezya bu ilke uyarınca, dış dünyanın, ülkede 2005'ten beri görülen asgari 50 H5N1 türüne erişime izin vermiyor. Farklı virüs türlerine erişimleri olmaksızın bilim insanları Endonezya'da görülen H5N1'in tehlikeli nitelikler kazanıp kazanmadığını söyleyemez. Ayrıca virüsün bulaştığı kişiler arasında görülen korkunç ölüm oranının bazı özgün viral karakterlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını da açığa çıkaramazlar. Bu nedenle "viral egemenlik" ilkesi Supari'nin kendi halkının da içinde olduğu küresel toplumu doğrudan tehlikeye atıyor. DSÖ, 30 Nisan'da, Supari'nin Endonezyalılar'ın kendilerine özgü genetik veya çevresel özelliklerinin onları yeni domuz gribinden muaf tutacağı iddiasını da reddetti.
Neyse ki Meksika sorumlu bir toplumun potansiyel bir salgına karşı nasıl önlem alınacağını dünyaya gösteriyor. Meksika hükümeti okulları, eğlence yerlerini ve sosyal buluşma alanlarını hızla kapatarak zaten zor durumda olan ekonomiyi ciddi bir mali sıkıntıyla yüz yüze bıraktı. Ancak belki de aldığı etkileyici önemlerle Meksikalılar'ın hayatını kurtarıyor ve 2009 salgınını yavaşlatıyor. Bu anlamda dünya Meksika'ya büyük bir "gracias" borçlu.
Dünyanın her yerinde hükümetler Meksika'nın virüse karşı aldığı tedbirlere dikkatle bakıp bu ülkenin tecrübelerinden yararlansa iyi olur. Asya'nın her tarafında hükümetler, eski SARS epidemisi zamanından kalma termal monitörlerini tozlu kutularından çıkarıp insanların ateş ölçümlerini yapıyor. Bu SARS kontrolünde işe yaradı. Çünkü SARS virüsü insanlarda ancak yüksek ateşle birlikte çok bulaşıcı olabiliyordu. Ama bu gripte durum tam olarak böyle değil. Grip, ateş şöyle dursun virüsü taşıyan kişide daha hiçbir belirti görülmeden önce de çok bulaşıcı olabilir.
Daha kötüsü bazı hükümetler gribi pişmiş sosisten kapmak mümkünmüş gibi Amerikalılar'dan gelen domuz eti ürünlerinin satışını yasaklıyor. Olay bu değil. Domuz gribine yönelik makul önlemler almanın yolu devasa insan nüfusunun et ihtiyacını karşılamak için yarattığımız garip ekolojiye bakmaktan geçiyor. Milyarlarca hayvanın çok küçük kafeslerde toplandığı, çiftlik hayvanlarının bütün dünyada üretme çiftliklerine gönderildiği ve düşük ücretli göçmen işçilerin virüs taşıyan hayvanlara maruz kaldığı garip bir dünya bu. Dünyanın bir zamanlar fakir nüfusunu teşkil eden Hintliler ve Çinliler de orta sınıfa dâhil olduğunda işler giderek daha da kötüleşecek. Çin'de 1980'lerde kişi başına et tüketimi yılda yaklaşık 20 kiloydu. Şimdi 50 kiloya yaklaştı. Dünya 1983 yılında 152 milyon ton et tüketti. 1997'de et tüketimi yaklaşık 233 milyon ton oldu. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (UNFAO) 2020 yılı itibariyle domuz eti, sığır eti, tavuk ve çiftlik balığı tüketiminin 386 milyon tona ulaşacağını tahmin ediyor. İşte bu, domuz ve tavuk vakalarında gribe neden olan ekoloji. Viral evrimi teşvik eden bir ekoloji. Ve bu konuda bir şey yapmazsak, bu ekoloji bir gün 1918 salgınını gölgede bırakacak büyüklükte ve şiddette bir salgına neden olacak.
(Garrett, New York'taki Dış İlişkiler Konseyi'nin küresel sağlık uzmanı ve Pulitzer ödüllü yazar. "The Coming Plague: Newly Emerging Diseases in a World Out of Balance" [Yaklaşan Veba: Dengesi Bozulmuş Bir Dünyada Yeni Ortaya Çıkan Hastalıklar] ve "Betrayal of Trust: The Collapse of Global Public Health" [Güvenin Boşa Çıkarılması: Küresel Halk Sağlığının İflası] isimli kitapların yazarı.)
sayı: 28



















