Şimdi uyu, sonra hatırlarsın

Araştırmacılar hafıza ve uyuklama arasındaki esrarengiz ve önemli bağlantıları araştırıyor.
Yıllarca beynin tıpkı vücut gibi uykuda dinlendiğine inandık. Ne de olsa uyku sırasında bilinçsiz bir haldeydik. Belki beynin günde birkaç saatliğine de olsa düşünmeyi bırakmaya ihtiyacı var, diye düşünülüyordu. Yanlış.
İllüstrasyon: Christopher Buzelli (Newsweek)

Uyku sırasında beynimiz (yani bizi uykuya yönlendiren organ) aslında her zamankinden de aktif oluyor. Ve bu aktivitenin büyük bir kısmı beynin öğrenmesine, hatırlamasına ve kavramlar arasında bağlantılar kurmasına yarıyor. Yakın zamana kadar "Herkes uykuyla hafıza arasında bir ilişki olduğunu bilir tabii" lafı (uyku ve hafıza konularını araştıranlar hariç) araştırmacılar arasında bir şakaydı. Sonra, 1994'te İsrailli araştırmacılar bir hafıza testine katılan katılımcıların test sonucu ortalamalarının birkaç saatlik bir moladan sonra öncekine oranla yükseldiğini bildirdi. Bu molada katılımcıların bir kısmı uyumuş, diğerleri uyumamıştı. 2000'de Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir başka araştırmaysa bu yükselmenin sadece uyku sırasında yaşandığını gösterdi.

Pek çok hafıza türü var. Bildirimsel hafıza (hatırlanabilir, olgulara dayalı bilgiler), epizodik hafıza (yaşanan olaylar) ve prosedürel hafıza (bir şeyin nasıl yapıldığı ile ilgili bilgiler) için bilim insanları ayrı ölçme teknikleri tasarladı. Katılımcılardan kelime çiftlerini hatırlamaları, numaralandırılmış anahtarları dizmeleri ya da bir hava tahmin oyununun kurallarını çözmeleri istendi. Her hafıza türü testinde görevi öğrendikten sonra bir müddet uyumanın performansı yükselttiği görüldü. Sanki beynimiz uyuduğumuz süre içinde fazladan alıştırma yapıyordu.

Uyanıkken hafızamıza yeni bilgiler ekleyemeyeceğimiz anlamına gelmiyor bu. Biri size adını söylediğinde bu adı hatırlamak için uyuyakalmanıza gerek yok. Ama uyursanız hatırlama ihtimaliniz daha yüksek oluyor. Uykusuzluk araştırmalarının gösterdiğine göre yorgun bir beyin her tür anıyı kaydetmekte güçlük çekiyor. İlginç bir şekilde uykusuzluk pozitif hislerle bağlantılı anılarımızı negatif hislerle bağlantılı anılarımıza oranla daha kolay unutmamıza sebep oluyor. Bazı insanlarda uykusuzluğun neden depresyona yol açtığının kısmi açıklaması bu olabilir: Negatif hislerle alâkalı hafıza parçaları uykusuz bir beyne "yapışmaya" pozitif olanlara oranla daha fazla eğilimli.

Diğer yandan, uyku beynin iki hafıza sisteminin (hipokampus ve neokorteks) birbiriyle "konuştukları" bir zaman dilimi. Anılara dönüşen deneyimler daha önceki bilgileri silerek hipokampusa yerleşiyor. Eski bir anıyı tutmak istersek bunu beynin kalıcı hafızasının bulunduğu bölge olan neokortekse, yani beyindeki detaylı düşünme aktivitesinin yaşandığı kıvrımlı dış yüzeye gönderiyoruz. Hipokampusun aksine neokorteks eskiyle yeniyi birlikte dokuma işinde tam bir usta. Uyku sırasında dışarıdan gelen yeni bilgiler kısmen uzakta tutulduğu için bu süreç, "kafası karışmamış" hipokampusun yeni hafıza parçalarını neokortekse aktarması ve neokorteksin de bunları var olan hafıza parçalarıyla ilişkilendirmesi için en uygun zaman.

Yine de uykunun anıları güçlendirmedeki etkisi hâlâ bir sır. Almanya'nın Lübeck Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırma bazı ipuçları sunuyor. Araştırmaya katılan deneklere uyumadan hemen önce ezberlemeleri için 46 çift kelime verildi. Denekler uykuya daldıktan kısa bir süre sonra da, uykularının en derin yerinde 'yavaş beyin dalgalarını' uyarmak amacıyla kafalarına bağlı elektrotlardan elektrik akımı verildi. Bu yavaş beyin dalgaları araştırmaya katılan deneklerin bir kısmında harekete geçirilirken diğerlerinde geçirilmedi. Ertesi sabah beyin dalgaları harekete geçirilen grubun hatırlama oranının daha yüksek olduğu görüldü. Öte yandan diğer hafıza türlerinde bir gelişme gözlenmedi. Ayrıca yavaş beyin dalgalarının gecenin daha ileri saatlerinde uyarılması da aynı sonucu yaratmadı. Yavaş beyin dalgalarının hafızayı neden ve nasıl güçlendirdiği henüz anlaşılamadı ama bu dalgaların beyindeki sinir hücresi çiftleri arasındaki kimyasal bağlantıları (sinapsis) güçlendirdiği tahmin ediliyor. Anılar bu sinapsislerde "depolanıyor". Sinapsisin gücünün değişmesi buralarda depolanan hafıza parçalarının da gücünün değişmesine neden oluyor.

Uyku sırasında güçlenen sadece hafıza değil. Yeni araştırmalar uykunun olguların depolanması kadar, olgular arasında bağlantılar kurulmasına da yardımcı olduğunu gösteriyor. Bilim tarihi, bilim insanlarının geceleri yaşadıkları "buldum" hikâyeleriyle dolu. Örneğin kimya alanında bir kilometre taşı olan periyodik cetvel fikri Dimitri Mendelev'in aklına gördüğü bir rüyada gelmiş. Bu tür anekdotlar belki uykunun anlayışı arttırdığını kanıtlamıyor olabilir, ama Ullrich Wagner ve ekibinin Almanya'da yakın zamanda yaptığı bir araştırma bu fikri doğruluyor. Wagner araştırmasında bir tür bulmaca kullanıyordu. Oyunculara bir rakamlar dizisi verdi ve bu rakamlarla yedi tane matematiksel işlem yapmalarını istedi. Kendisinden önceki altı işlemin sonucuna bağlı olarak, yedinci işlemin sonucu "cevaptı". Katılımcılar aynı oyunu, aynı kurallarla, fakat farklı rakamlarla defalarca oynadı. Bazılarına bulmaca sabah saatlerinde verildi. Aradan sekiz saat geçtikten sonra katılımcılardan bulmacayı tekrar çözmeleri istendi. Grubun geri kalanına oyun ilk kez akşam saatlerinde oynatıldı. Bu grup daha sonra uykuya yatıp uyandıktan sonra oyunu tekrar oynadı.

Arada uyuyanların sonuçları diğerlerine göre bir nebze daha iyi çıktı. Fakat araştırmanın asıl sonucu bu değil. Zira araştırmacılar bulmacadaki yedinci işlemin sonucunu, yani asıl cevabı, her zaman ikinci işlemin sonucuyla eşit olacak şekilde tasarlıyordu. Rakamlar değişiyor ama bu kural değiştirmiyordu. Oyuncular bu "gizli kuralı" fark ederlerse cevaba diğerlerinden daha hızlı ulaşmış oluyordu. (Oyunun amaçlarından birisi de işlemleri mümkün olduğunca çabuk bitirebilmekti.) Araştırmaya katılan grupların sonuçlarına bakıldığında, hiçbir katılımcıya böyle bir kuraldan bahsedilmemiş olmasına rağmen, uyuyan grubun gizli kuralı bulma ihtimalinin uyumayan grubun üç katı olduğu görüldü. Uyumak katılımcıların noktaları daha kolay birleştirmesini sağlıyordu.

Peki, bu neden önemli? Bazı uyku araştırmacılarına göre, örneğin iki saat uyanık kaldığımızda beynimizin bu sürede yaşadıklarını anlamlandırabilmesi için bir saatlik uyku ihtiyacı doğuyor. Bu durumda da yaşamımızın bir anlam kazanabilmesi için uyku hayati bir önem arz ediyor. Dolayısıyla uyku temelli akıl yürütme süreçlerinde yaşanacak kesintiler depresyona yol açabiliyor. Bu da korkunç travmalar geçiren insanların bir kısmının neden travma sonrası stres bozukluğu geliştirdiğini açıklayabiliyor.

Uykunun anılarımızı nasıl birarada tuttuğunun anlaşılması öğrenme, hafıza ve yaratıcılık konusunda yeni teknolojilerin geliştirilmesini ve hatta bazı psikiyatrik hastalıkların tedavisini kolaylaştırabilir. Ama belki de uykuyu araştırmanın çok daha basit ve önemli bir sebebi var: İnsan meraklı bir türdür. İnsan hayatının üçte birini uyuyarak geçirir ve insan, hayatının üçte biriyle ilgili ne kadar az şey bildiğinin farkındadır. Bu yüzden araştırmaya devam ediyoruz ve uykuyu daha iyi anlayabileceğimizi umuyoruz. Belki gerçekten bir gün başarabiliriz. Ama önce bir uyuyup uyansak iyi olacak...


(Stickgold Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi psikiyatri bölümünde doçent. Wehrweın, Harvard Health Letter dergisinin editörü.)

sayı: 30

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?