Eski usul tedavi

Elmas masajlarını unutun. Spa merkezleri temiz hava, egzersiz ve doğru beslenmeyi yeniden keşfediyor.

Spa tatillerine olan ilgide patlama yaşandığı dönemde bu konsept, altın yaprağı cilt bakımı, elmas masajları, şarap banyosu terapileri gibi genellikle abartılı maddeleri içeren lüks tedaviler üzerine kurulmuştu. Hiçbir aşırılık yeterince harika, hiçbir şımartma yeterince pahalı değildi. İnsanlar havyar şampuanlarından vücutlarını sıcak çikolatayla kaplamaya kadar her şekilde kendilerini şımartmayı haklı buluyordu.

Ama bu durum artık değişti. Rahatlamak, tazelenmek ve yenilenmek için temiz hava, sağlıklı beslenme, spor ve doğal güzelliğin birleşimi olan eski moda yöntemlere geri dönenlerin sayısı artıyor. Avusturya ve Alman ya'nın göbeğinde ziyaretçiler eskiden Avrupalılar'ın "şifa evleri" diye adlandırdığı sağlık merkezlerinin modern muadillerine akın ediyor. Batı'nın doğaya dönüşle tedavi geleneğine dayanan bu son spa trendi, aşırılıktan doğal unsurlara dönerek günah çıkartırken anlamsız harcamalara izin vermeyen ekonomik durgunluk kültürüne de uyum sağlıyor. Teoriye göre zorlu bir yürüyüş ya da buz gibi bir havuza dalmak, yüzü altın yaprakla kaplamaktan çok daha faydalı ve kesinlikle daha az gösterişli.

Bavyera'nın Wetterstein dağlarında yer alan Schloss Elmau Otel'de yenilenmiş bir vücut ve zihne sahip olmak için önerilen, eski moda huzurlu ve sessiz bir ortam. 1916'da felsefeci Johannes Müller tarafından inşa edilen otel, Müller'in sessizliğin ve doğal güzelliğin iyileştirme gücüne olan inancını savunmayı hâlâ sürdürüyor. Konuklarına rehberli dağ turları, yürüyüş, kürek sporu, kayak, ata binme ve rüzgâr sörfü gibi çok sayıda açık hava aktivitesi seçeneği sunuyor. Daha az aktif misafirler içinse basit teknolojiye sahip dört farklı spa mevcut: Hidroterapi kaplıcası, Türk hamamı, aile spa'sı ve masaj, termal ya da elektro tedavileri sunan açık havada doğal spa. (Odalar gecelik 170 Euro'dan başlı yor; schloss-elmau.de).

Avusturya'nın Bezau şehrindeki Otel Post'ta 'Ev gibisi yok' fikri ciddi şekilde deneniyor. Eskiden postane olan otel, 1850'den bu yana beslenme perspektifli bir misafirperverlik sunuyor. Geleneksel kulübemsi dış görünüşüyle zıt düşen gösterişli ama sıcak ve modern bir iç tasarıma sahip otelde konukların kendilerini evlerinde hissetmeleri için samimi bir ortam yaratılmış. Misafirler arka bahçede nehir raftingi, vahşi tabiatı gözlemleme ve avcılık gibi Bregenzerwald bölgesine özgü bir dizi açık hava aktivitesine katılabiliyor. Ama otelin en önemli özelliği organik ürünlere olan eğilimi. Ödüllü restoranındaki mönü yöresel sebzeler ve av etleriyle hazırlanmış taze yemeklerden oluşuyor ve spada kullanılan bütün ürünler civardaki orman ve arazilerden toplanan malzemelerin damıtılmasıyla hazırlanıyor. (Odalar gecelik 120 Euro; hot elpostbezau.com).

Ren vadisinde spa şehri Baden-Baden'in hemen dışında, bir fotoğraf karesini andıran 90 odalı Schlosshotel Bülerhöhe'nin ise daha klinik bir tedavi yaklaşımı var. Misafirler, 1,500 Euro'luk paha lı ve detaylı incelemelerden sonra rahatsızlıklarına göre, manüel lenf drenajı ya da akupunktur gibi kişiye özel tedavilerden yararlanabiliyorlar. Otel içinde bulunduğu bölgenin etrafına yayılan kaplıcalardan ötürü neredeyse mucizevi bir doğal tedavi merkezi olarak tarihi bir ün yapmış olmasından da fazlasıyla faydalanıyor. Otelin görkemli havası kale mimarisinden kaynaklanıyor ve yaklaşık 178 dönümlük verimli bahçesiyle etrafındaki Kara Orman ziyaretçileri uzun ve huzurlu yürüyüşlere davet ediyor. (Odalar gecelik 165 Euro; buehlerhoehe.de).

Ancak eski moda tedavi her zaman eski moda fiyatlar anlamına gelmiyor. Zürih'e bakan tepelere kurulu 173 odalı, çok katlı Dolder Grand Oteli, Norman Foster'in hatırı sayılır mimarlık şirketi tarafından 400 milyon dolarlık muazzam bir onarımdan geçirildi. Otel, 2008'in Mart ayında çarpıcı biçimde aydınlatılmış, yanardöner camlardan oluşan ultramodern ilavelerle yeniden açıldı. Otelin en can alıcı bölümü, ortasında yükselen, modern teknolojiyle denenmiş ve onaylanmış tedavileri birleştiren 3,900 metrekarelik spa ve sağlık merkezi. Örneğin, Dolder'in kar cenneti, dolaşım sistemlerini çalıştırmak için ziyaretçilerinin önce saunaya girip ardından karda yuvarlanmasını zorunlu kılıyor. Spanın belki de en eğlenceli bölümü, bütün ziyaretçilere açık olan açık hava banyoları. Kış gecelerinde, buhardan perdeler parıldayan şehrin ışıklarını çevrelerken fıskiyelerin ve özellikle geceleri dikkat çeken LED ışıklarının tadını çıkartmak mümkün. (Odalar 576 Euro'da n başlıyor, thedoldergrand.com).

Topraktan gelen tedavi modası sadece bir Batı fenomeni değil elbette. Japonya'da 200'den fazla kaplıca ve yerel belediye, sağlık turizmini, ziyaretçilerine fiziksel ve ruhsal sağlıklarını iyileştirmek üzere sunduğu programlara teşvik etmeye çalışıyor. 19. yüzyılda yaşayan ve çevreciliğin en önemli isimlerinden sayılan Henry David Thoreau hayranları, Tokyo'dan kısa bir tren yolculuğuyla ulaşılan Karuizawa kasabasındaki Hoshinoya adlı tesisin tadını, ormanda yürüyüş yaparak, vahşi hayvanların ayak izlerini inceleyerek, kaplıcalardan faydalanarak ve Doğu'nun tıp uzmanları tarafından hazırlanan tedavi ve yemekleri deneyerek çıkartabilirler. Doğada spor yapmanın yanı sıra, Hoshinoya özellikle uykunun üzerinde duruyor. Gece iyi uyumak için Sojourn adı verilen bir plan aracılığıyla merkezde bulunan danışmanlar ziyaretçilerin dinlenmesi için en iyi uyku koşullarını, doğru yastık seçimi ve yemekleri de sağlamaya yardımcı oluyorlar. Gezilerinin sonunda ziyaretçilere evde de derin uykularına devam edebilmeleri için bir dizi öneri sunuluyor. (Üç günlük Sojourn planı 1,2 40 Dolar'dan başlıyor; hoshinoya.com/en). Oyuncak ayı fiyata dahil değil.

sayı: 31

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?