RÖPORTAJ ARŞİVİ

Kadın özgürleşirse erkek de kurtulacak

Meltem Arıkan'la yeni kitabı "Özlemin Beni Savuran" üzerine...

10 yıl önce yayımlanan ilk romanından bu yana kadının yaşadığı sıkıntıları, dolayısıyla toplumun bir yarasını farklı yönleriyle ele alıyor Meltem Arıkan. "Yeter Tenimi Acıtmayın" romanı 2004'te, Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu'nun raporu doğrultusunda "toplumumuzda yaygın olmayan, nefret ve infialle karşılanan gayri ahlâki ensest ilişkiler kurmaca birtakım olaylarla okuyucuya sunulduğu için" toplatılan ama daha sonra beraat eden Arıkan, aynı yıl Yayıncılar Birliği'nin Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü'nün sahibi oldu. Beden dili konusunda da araştırmalar yapan yazar, yeni kitabı "Özlemin Beni Savuran"da (Doğan Kitap), aşkı bulan, ancak içlerine işlenmiş genetik suçluluk duygusu yüzünden mutlu olamayan kadınları anlatıyor. Arıkan'la romanını konuştuk.

- Oğuz: Romanlarınız hep karamsar. Hiç mi içinizden "Oh be" dedirtecek bir roman yazmak gelmiyor?
Meltem Arıkan: Daha çok görülmek istenmeyen, konuşulmasından çekinilen, üstünün örtülmesine çalışılan gerçekler üzerine yazıyorum. Kadınların varolabilmesi gibi bir derdim var. Kadınlar kadın olarak varolamazsa siz erkeklerin de varolabilmesi mümkün değil. En büyük hayalim kadınların ve erkeklerin doğal cinsel kimlikleri içerisinde birbirlerinin farklılıklarını kabul ederek bu farklılıkların zenginliğini, uyumunu ve keyfini tüm gerçekliğiyle yaşadıkları bir dünya... Belki öyle bir dünyada "oh be" dedirtecek bir roman yazabilirim.

- Yoğun, zorlayıcı ve her ne kadar içinden yunuslar, denizler geçse de, "yazlık" sayılamayacak bir roman bu. Daha az okura ulaşmaktan ya da az satmaktan korkmuyor musunuz?
Ben düşünebilen, sorgulayabilen, çelişkilerden sentez üretebilen, imgelerden çağrışımları yakalayabilen okurlara ulaşmak istiyorum.

- Ensesti anlattığınız kitap toplatıldı. Bu kitapta da çocuk anne ve çocuğunu isteyen anne var. Ve sevişme sahneleri... Cezalandırılır mı?
Romanlarımda içinde yaşadığımız sosyal sistemin ahlâk adına önerdiklerinin aslında ahlâksızlığı içerdiğini işliyorum. Kutsal aile ve anne rolü rasyonel bir aile bağı oluşturmuyor, tersine aileyi parçalayıcı ve aile bireylerinin birbiriyle ilişkilerini yok edici. Anlaşılan, kendini kutsal aileyi korumakla sorumlu gören bazı kuruluşlar beni bu iddiam yüzünden tehlikeli görüyor. Ensest ilişkiler Türkiye'nin bir gerçeğiyken bu gerçeğin üstünü örtüp, 'ensest vardır' dediğimde beni Türkiye'deki aile yapısını bozmaya teşebbüs etmekle suçladılar. Bu romanımda kadınların suçluluktan kurtulup özgürleşmeleri halinde varoluşlarının doğallaşacağını ve yaşamlarıyla ilgili seçimleri korkularıyla değil gerçekten özgür iradeleriyle yapacaklarını okuyuculara sezdirmeye çalıştım. Kısacası ya hazzın özgürlüğü ya korkuların tutsaklığı...

- Dünyanın temel sorunu kadının kurtuluşu mu? Kadın nasıl kurtulur?
Dünya ve Türkiye'nin temel sorununun çözümü kesinlikle kadınların varoluşunun özgürleşmesinden geçiyor. Yaşamın temeli dişidir ve erkekler mutasyona uğramış dişiler olduğu için değişim kadından başlamak zorunda. Kadınlar kadın olarak varolabildikleri zaman yani bedenlerine, acılarına, öfkelerine sahip çıkıp kendi yaşamlarının sorumluluklarını aldıklarında, seçim yapma cesaretini gösterdiklerinde erkeklerin de dönüşümüne neden olacaklar. Erkekler de gereksiz sorumluluklardan ve erkek olabilme korkularından kurtularak özgürleşecekler. Özgür kadın ve erkeklerin sinerjisi yeni bir dünya düzeni yaratacak.

- Aşk zararlı mıdır? Aşk birini katil yaparsa, onu suçlayabilir miyiz?
Romantik aşk, aşk hakkındaki hayaller üzerine geliştirilmiş tehlikeli bir masal. İnsanlar buna sarılır, inanır ve bu masalı yaşayabilmek uğruna kendi gerçekliklerini yadsıyarak sanallaşırlar. Böylece romantik aşk kadın ve erkeğin varoluşunu yok eden bir silah haline gelir. Romantik aşkın temelinde bugüne kadar yaşayamadığımız sevgi eksikliğinin karşımızdaki tarafından yok edilmesi ve o kişinin tüm hayallerimizi gerçeğe dönüştürmesi beklentisi yatar. Bu başarısız olmaya mahkûm, çirkin bir kandırmaca çünkü bunun sonucunda kişi hem kendine yabancılaşır hem de öfke ve nefreti artar. Kendinden nefret eden, bu yüzden boyun eğmeyi seçen zavallılardan oluşan tatminsiz kadın ve erkek toplulukları ortaya çıkar. Sonuçta kişiyi katil yapan aşk değil, zavallılığı ve kendinden nefreti olur.

sayı: 35

Yorumlar
Member Comments
  • Yazan: edapamuk - 08/07/2009 11:39:12

    yazarın tüm kitaplarını okurken ilk anda acayip kızıyorum söyleniyorum resmen didişiyorum, sonrasında ise düşünmeye başladıkça içsel sorgu başlıyor ya inanılmaz bi yetenek, okurlarınıza aktardığınız, insanın o anlar da nefesi kesiliyor diyebilirim "özlemin beni savuran" hayatıma yeni bi sayfa daha açtı, hayatım boyunca hep suçlu benim hissi arkasından annemi, babamı ve karşımdakileri suçladığımı görmek, her zaman olduğu gibi uzun bir süre başucumda defalarca okumam gereken bi kitap çünkü yetmiyor.

  • Yazan: melinosa - 25/06/2009 14:47:36

    'Oh be' dedirten bir suru kitap, film, dizi zaten mevcut. Meltem Arikan'in farki bizi kitaplariyle dusunmeye ve degisime cagirmasi.. Kadinin kendine bakabilmesine tesvik etmesi... Ozlemin Beni Savuran muazzam bir roman, ve yine bir kere okumak yetmeyecek!


 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?