Fawcett, Karpat

Her biri ayrı birer sabah kahvesi kıvamında...
AP

Duvardaki Poster

Farah Fawcett

"Charlie'nin Melekleri" dizisini izleyen biz 80 kuşağı için o Farah Favset'ti tabii. Tıpkı Bruce Lee'nin Bruşli olması gibi. Adını hâlâ yanlış telaffuz etsek de, Türkiye'de gerçek adıyla takip edilen ilk yabancı aktrislerden biriydi o. Aynı dönemin müzik ilahı Michael Jackson'la aynı gün ölmesi, belki daha az konuşulmasına yol açtı, ama bir dönemin kapandığının gerçek bir kanıtı oldu. Fawcett her şeyden önce bir saç modeliydi. Kabarık meçli saçıyla 80'lere damga vurmuştu. Genç kızlar kuaförde "Farah Favset" saçı isterdi. Life Dergisi'nin 1976'da verdiği kırmızı mayolu posteri, tüm dünyada sayısız dergi ve gazete tarafından okurlarına dağıtılmış, duvarları süsleme rekoru kırmıştı. Kansere yenik düşen Fawcett'in o posterini kafe'mizin en görünen duvarına asıyoruz şimdi. (Yazı: Mustafa Azizoğlu)


Bir Fincan Kahve
Kemal Karpat

TBMM Onur Ödülü bu yıl tarihçi Prof. Dr. Kemal Karpat'a verildi. "Beni önce Batı tanıdı ve anladı. Türkiye'de ancak son 15 senede yazdıklarım daha iyi değerlendiriliyor ve anlaşılıyor" diyen Karpat'a göre bunun nedeni, Türkiye'nin son yıllarda yeni bir gelişme ve düşünce çizgisine girmesi; eskiden söylenmeyen, düşünülemeyen şeyler söylenmeye, düşünülmeye başlaması. İşte bu nedenle Karpat'ın İngilizce eserleri artık daha çabuk Türkçe'ye çevriliyor. Elbette onun AK Parti'ye, hatta bir cemaate yakın olduğunu, TBMM'nin verdiği ödülün bunu ifade ettiğini düşünenler de var. Bir yayınevinin, Karpat'la yapılan söyleşi kitabını bu endişelerle yayımlamadığı da biliniyor. 15 yıl önce başkaları, bugün yine başkaları ondan endişe etse de kırk yıllık bu kahvenin tadının hatırlanması fena olmadı. (Yazı: Kürşad Oğuz)

sayı: 36

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?