Michael Jackson'ın topraksız krallığı

Bu tarafta beraat etti, çünkü bu tarafı toptan hipnotize etti. Ama öte tarafta böyle bir şansı olduğunu sanmıyorum.
Andre Durand (AFP)

Bu Regaip Kandili'nde Michael Jackson'ı kaybettik. Yok, lafı acaba gerçekten Müslüman olmuş muydu'ya getirmeyeceğim. Biliyorsunuz tam da pedofili ile suçlandığı ve davalarının görüldüğü zamanlarda çıktı o 'MJ Müslüman oldu' şayiası. O vakitler 'lütfen sapıklar dinimize girmesin' tadında bir işkillenmeye gark olmuş, yazıya da dökmüştüm bunu. MJ'nin Müslüman olmuş olması fikri bugün bile bana hoş görünmüyor.

Bugün bile, diyorum, çünkü ölümünü duyduğum anda şöyle bir sızı gelip geçti. Tüm o insanüstü varlık olma çabalarına rağmen MJ bile öldü, iyi mi?

O bir yana, çocukluğuma uzanan uçurtmanın ipi kesilmiş gibi. Liseliliğimin video kayıtları silinmiş, bir fotoğraf albümü kaybolmuş sanki.

80'li yıllarda ebeveynlerimiz ve öğretmenlerimiz en çok Michael Jackson'dan kıllanırdı. 'Kökler' dizisi sayesinde evlad-ü ıyal'dan saydıkları 'zenci kardeşlerimiz' duygusallığı, sıra MJ'ye geldiğinde işe yaramazdı. Bunun en temel nedeni herhalde estetik ameliyatlarla giderek cinsiyetsizleşmesi ve fakat danslarında durmaksızın malum bölgesine el atmasının yarattığı şok hissiydi. 'Adam emin değil, haliyle yokluyor, naapsın' gibi pişkinlikler de icat olmamıştı henüz, Michael Jackson yüzünden ele güne mahcup olurduk.

Lakin abesle iştigale indirgeyip paketleyerek çöpe atamazdık ki onu; bir dolu meziyeti vardı: Moonwalk'u icat etmişti bir kere. Billie Jean'in büyüsüne kapılmamış olana, neşeden ve ritim duygusundan nasibini almamış bir zavallı olarak bakmak mümkündür gibi gelir bana hâlâ, hakeza Thriller ölüler dünyasının çekiciliğine, çürümüşlüğün estetiğine dair bir dizi şey söyler; hortlakların dansı Moonwalk'tan çok daha eşsizdi.

Fizik kurallarına, toplumsal cinsiyet ve rol modellerine meydan okurken bir ergenin en çok ihtiyaç duyduğu şeye vurgu yapıyordu: Güç ve başkaları üzerinde bir etki bırakabilme ihtiyacı. Kırmızı ruj sürebiliyor ve hala 'sert' yapan bıçkın bir mahalle delikanlısı efekti yaratabiliyordu (bkz. The Way You Make Me Feel, You Rock May World klipleri). Bir başkasında spastik hareketler gibi durabilecek figürlerle hikâye anlatabiliyordu. Enerjik, asabi ve boşluğa yer bırakmayan, tereddütsüz bir dansı vardı.

Kısa paçalı pantolon, beyaz çorap ve bele bağlanmış saçma bir kuşak üçlüsünü dünyanın en karizmatik kostümü haline getirebiliyor, kadınlık erkeklik arasındaki en avantajsız alanlarda geçişken bir alan oluşturuyordu. Hem av hem avcıydı, hem yetişkin hem çocuk; ve 'normal insan' olmaktan başka hemen her şeye, bir diktatöre, bir lidere, hatta bir zombiye özenmenin aşırı hallerini imtiyaza dönüştüren bir star.

'Smooth Criminal'in klibi Jackson'ın kısa bir özeti gibidir. Tıpkı Thriller'da olduğu gibi, birkaç bölümden oluşan klip geçmiş yıllara yapılan melodik ve görsel göndermelerle açılır, Jackson bir gece kulübüne girer ve kalabalığı kısa sürede hipnotize eder. Şarkı eşliğinde danslarıyla ona eşlik eden hem de her zaman olduğu gibi onun 'lider' yanının altını çizen kalabalık klibin finaline doğru bir 'katharsis' anı yaşar; zaman yavaşlar, müzik durur, iki büklüm kalabalıktan zikir ayinlerinin en doruk noktasında vuku bulan türde kesik çığlıklar yükselir, kalabalığın ortasında yarı tanrısal bir edayla ayakta duran MJ, tuhaf el ve baş trükleriyle tebaasının nedametini ve beyatını kabul eder, onaylar. 'Modern olalım, ama bir şeye de tapalım' arzusu hakkıyle tatmin edilirken tüm bunlar topluluğu kırık bir pencereden izleyen iki çocuğun gözlerinden aklanır, ve bina silahlı timlerce sarılır, kalabalık başka bir otoritenin nüfuz alanına iltica etmiştir çünkü.

Klipleri bir topluluğa tesir etme, hipnoz, kaos ve itaat temalarının erotik bir sarmal içinde örgütlenmesinden ibaret gibidir. Hemen her zaman akıl almaz bir uyum içinde en zor figürleri aynı estetik bütünlük-birlik içinde sergileyen ve çeteyi, orduyu, bir inanmış topluluğu temsil eden o kalabalığın her zaman MJ'nin arkasında saf tutuyor olması tek bir şeyi ima eder: MJ'nin topraksız krallığını. Bu durum, Michael Jackson History DVD'sinin girişinde, 'Rus ordusunu arkasına almış Michael Jackson' görüngüsünde artık şahikaya varır. Yok, bir Amerikan çıkartması filan da değildir bu, heykeli dikilen Michael'dır. Düpedüz Michael'ın, bizzat şahsının emperyalizmidir söz konusu olan. 'Beyaz olma isteği' Amerika'daki beyazları da, siyahları da sinir ettiğinden, Amerika o kadar da çok sevmemiştir Michael'ı. Dünyanın 'Beyaz olmak isteyen' diğer yarısı daha çok sevmiştir onu, en azından bu 'beyaz olma' arzusunda büyük ve anlaşılamaz bir tuhaflık görmemişlerdir.

Hızlı değişti, hızlı demode oldu. Zamanın önüne geçerek, zamanla yürümenin avantajlarını ıskaladı. Çılgınlıkta aşırı giderek sıradanlığa vardı. 80'lere ve 90'lara hakkıyla damgasını vuran MJ'nin derisi de müziği de 2000'lere geldiğinde iflas bayrağını çekmişti. Diana Ross'a aşık olduğu ve ona benzemeye çalıştığı, bütün ameliyatların nedeninin bu olduğu söylenir. Delice, ama romantik olmadığı söylenebilir mi? Özendiği vücuda benzeme, benzediği vücuda özenme. Bir türlü yetişkin olamayan adamın çocuk sevgisini yozlaştıran ve pedofilinin sularına sürükleyen şey de belki bu paradokstu .

Bu tarafta beraat etti, çünkü bu tarafı toptan hipnotize etti. Ama öte tarafta böyle bir şansı olduğunu sanmıyorum, zebani dediğin sonuçta, her türden 'artizliğe' bağışıklık kazanmış bir görevli. Dolayısıyla Allah yardım etsin diyorum.

sayı: 36

Yorumlar
Member Comments
  • Yazan: Misafir - 05/05/2010 03:36:03

    Çok seviyesiz buldum bu yazıyı. 21. Yüzyıl Türkiyesine yakışmayacak bir yazı. Michael Jackson eminim ki müslüman olarka geçinen bir çok kişiden daha çok hayra vesile olmuştur ve onun öbür taraftaki seceresini Allahtan başka kimse bilemez. Dünyaya mal olmuş dev bir sanatçıyı bu şekilde aşağılamak size hiç yakışmadı Nihal Hanım. Biraz seviye lütfen.

  • Yazan: sude - 03/07/2009 15:18:31

    Nihal Bengisu Hanım'ın başörtülü kadınlar haricindeki bir konuya ilk temas edişi. Gerçekten sevindirici bir gelişme bu. Ben onun sadece baş örtülü mü örtüsüz mü konularıyla ilgilendiğini sanıyordum. MJ hakkında yazdıklarını üzüntüryle okudum. Nasıl bir önyargılar silsilesi, ne garip gözlemler, ne kadar insaniyetsiz cümleler. Zebanilerin kazandığı bağışıklık sadece artisliğe mi acaba kendisine sormak iserim; yazarlara iltimas mı geçilecek ha bir de önden kendisine haber mi veriyorlar: "şunu alıyoruz, bunu almıyoruz" diye onu merak edttim


 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?