İstanbul üstü az caz

İstanbul'u bu yıl daha hafif ve melez bir caz festivali bekliyor.

Şehirde festival zamanı yaklaştı mı köşe başlarında kulisler başlar. Bu sene gelenler, kaçırılmaması gereken konserler, ilk defa duyulanlar, tekrar tekrar izlenmesi gerekenler festival gününe kadar didik didik edilir. Bu yılsa bir ramazan nostaljisi esiyor kulislerde. Hani ramazan geldiğinde "Nerede o eski ramazanlar" denmeye başlar ya nesilden nesile aktarılan bir "ah" çekişiyle; işte bu yıl caz festivaline ilişkin yorumlara da benzer bir serzeniş hâkim.

İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı) tarafından, 2 - 15 Temmuz arasında 16'ncısı düzenlenen Uluslararası İstanbul Caz Festivali, 1994'te bu yola iki mekânda (Açıkhava Tiyatrosu, Esma Sultan Yalısı) verilen on konserle çıktı. Bu yılsa sekiz mekân (caz vapuru dahil) ve 30'dan fazla konserle İstanbul'a caz keyfini yaşatmaya devam ediyor. Festival geçen yıllarda Eric Clapton'dan Sting'e, Patti Smith'ten Bryan Ferry'e dünyaca ünlü birçok sanatçıyı İstanbullular'la buluşturmuştu. Ancak caz dinleyicilerinin şu sıralar en çok dillendirdiği konu bu yıl festivalin geçen yıllara göre çok zayıf olduğu. Program öncekilerle karşılaştırıldığında gerçekten biraz cılız duruyor (İki yıl önce Bryan Ferry, Norah Jones, Michael Bolton ya da dört yıl önce Evis Castello ve Tori Amos'un geldiğini hatırlatalım). Aslında İKSV Genel Müdürü Görgün Taner krizin festivali etkileyeceğini Ocak'ta Newsweek Türkiye'ye söylemiş, nitelik bakımından ödün verilmese de niceliğin ister istemez değişeceğini belirtmişti. Sanki ikisi de değişmiş.

Ama zaten ülkedeki caz festivali sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini düşünürseniz, sahip çıkmakta fayda var. Üniversitelerin ya da derneklerin özel caz günlerini bir kenara koyarsak akıllara kazınan uluslararası nitelik kazanmış sadece Ankara Caz Festivali, Akbank Caz Festivali ve bir de gezici Efes Pilsen Blues Festivali var. Bunların içinde en geniş müzik yelpazesine sahip olan festivalse yine İstanbul'daki. Zira her ne kadar "mainstream" (ana akım) cazdan uzak olduğuyla ilgili eleştiriler alsa da İstanbul Caz Festivali'nin misyonları arasında "cazın sözcük anlamlarını zorlamak" öne çıkıyor. Bu da festivalde cazın yanı sıra pop, blues, reggae, new age, etnik müzik gibi tarzları da dinleyebileceğiniz anlamına geliyor. Örneğin bu yıl Caz Vapuru'nun bir kardeşi oldu: Balkan Vapuru. Belli ki festival organizatörleri her yıl daha büyük dalgalar halinde yayılan Balkan müziği hayranlığını görmezden gelmemiş. Bundan önce Balkan aşıkları için festivalin belki de en keyifli yılı Taraf De Haidouks ve Laço Tayfa'nın aynı sahneyi paylaştığı 2001'di. Caz severlerin bam teline basacak seslere gelince. Cazın efsane ismi Nat King Cole'un unutulmayan şarkılarını seslendirecek George Benson, elektrik basın üç dev ismi Stanley Clarke, Marcus Miller ve Victor Wooten, cazın en genç seslerinden Melody Gardot, müzik eleştirmenlerine göre 60'lardan bugüne caz dünyasına girmiş en yaratıcı piyanist Brad Mehldau... (Ayrıntılı etkinlik takvimi için www.iksv.org). Festivalin en keyifli kısımlarından biri de ansızın İstanbul sokaklarında karşınıza çıkacak "yürür gezer" caz gruplarının performansları. 2010'da İstanbul "gerçek" bir kültür başkenti olabilecek mi olamayacak mı hâlâ bilemiyoruz ama öyle ya da böyle önümüzdeki günlerde cazın kenti olacağı kesin. Darısı diğer şehirlerin başına.

sayı: 36

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Avrupa ve ABD'de yüksek kakao içerikli çikolata tüketimi yüzde 43 oranında arttı. Önceleri en pahalı ürün gamında sütlü çikolatalar yer ...

 

The Peek
 
 

Yılın en büyük güncel sanat etkinliğindeki provokasyona karşı koymak kolay değil.

 
 
 
 

Neden Andorra'lılar, Sardinya'lılar ya da Okinawa'lılar dünyadaki herkesten daha uzun yaşıyor?