RÖPORTAJ ARŞİVİ
Şehrazad'ın izinde
Yoğun katılımın olduğu İran'daki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin üzerinden yaklaşık bir ay geçti. Bu zaman zarfında ülke, kanlı sokak gösterileri ve protestolara sahne oldu. Protestolarda özellikle kadınlar öne çıktı, 26 yaşındaki Nida'nın ölümü sembol oldu. Geçen hafta Amargi Feminist Kitabevi'nin düzenlediği bir toplantı için İstanbul'a gelen İranlı Fataneh Farahani, İsveç'teki Stockholm Üniversitesi'nde Etnoloji, Karşılaştırmalı Din ve Toplumsal Cinsiyet Bölümü öğretim üyesi. Can Özelgün'e, İran'daki kadın hareketini, sivil itaatsizlik kültürünü ve seçimleri değerlendirdi.
- Can Özelgün: İran'da feminizm ne kadar güçlü?
Farahani: İran İslam Devrimi'nin gerçekleştiği 1979'da kadın hakları ve cinsiyet eşitliği gibi konular gündemde değildi. 1980-88'de İran-Irak savaşında erkekler savaşa gidince, kadınlar sosyal hayata ve iş hayatına katılıp sorumluluklar aldı. İş kollarındaki boşlukları doldurdular. Savaştan sonra hükümet kadınları eve geri yollamaya çalışsa da kadınlar karşı çıktı. Bunlar şimdi meyvelerini veriyor. Son olayların da gösterdiği gibi kadın artık İran'da hem sloganlarda hem de günlük hayatta. Örneğin İran'da üniversite öğrencilerinin yüzde 67'si kadın ve kadın çalışmalarında okuyan çok sayıda kadın mevcut.
- Kabul edilen örtünme biçimini reddeden kadınlar, İran'daki sivil itaatsizlik hareketinin bir parçası mı?
Örtünmek bir özgürlük mü yoksa baskı aracı mı? Bu, bağlamına göre değişir. Kadınlar bazen bunu bir direnme stratejisi olarak kullanabiliyor. Devrimden önce örtünenler ve örtünmeyenler vardı. Devrimden sonra ruhani lider Humeyni bir fetva yayınladı ve İran'da örtünmeyen kadın kalmadı; geleneksel Müslüman kadınlar gücü ele geçirirken orta sınıftan iyi eğitimli kadınlar işlerini bırakmaya zorlandı. Bu uygulamalara maruz kalan kadınlar bugün kıyafetlerinin işlerini engellemediğini söyleyip doğru veya hatalı örtünme diye bir şeyin olmadığını vurguluyor.
- Batı medyası seçimlerde ağırlıkla reformculara yer vererek yanlı bir yayın mı yaptı?
Batı'daki ana akım medyanın zor sorulara kolay yanıtlar peşinde olduğunu reddetmiyorum. Ama Batı medyası yekpare değil. Örneğin BBC Farsça Servisi muhafazakâr siyasetçilerle röportaj yapmaya çaba gösterdi fakat talepleri geri çevrildi. Burada şunu unutmamak gerek; muhafazakârların kendi taleplerini dillendirecekleri iletişim kanalları mevcutken, reformcuların böyle bir imkânı yoktu. Bu koşullar altında özellikle genç reformcular sosyal paylaşım siteleri ve bloglarda görüşlerini dile getirdi. İnternet yazılımlarını ve yeni teknolojiyi etkin kullanan İranlı gençler insanların kafasındaki medya kavramını değiştirdi.
- Seçimlerin resmi sonucu İran'ın aslında bir değişimin eşiğinde olmadığına mı işaret ediyor?
Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin onay verdiği dört aday da farklı zamanlarda İran İslam Cumhuriyeti'nin parçası oldu. Onların radikal bir söyleminin ve eylem programının olması beklenemez. Ama bu son yaşanan olaylar İranlı muhaliflerin protesto ve taleplerini dile getirmesi için bir fırsat yarattı. Talep ve yakınmalarını dile getirenlerden biri de kadın hareketleri. İslami hükümet siyasi örgütleri marjinalleştirmeyi başarsa da, toplumun kadın hareketlerine yönelik ilgisini azaltamadı. 1001 Gece Masalları'nın kahramanı Şehrazad'ın izinden giden kadınlar sessiz kurbanlar olmadıklarını herkese göstermeye çalıştı (Masalda Şehrazad, eşi kendisini aldattığı için her gece, beraber olduğu bir genç kızı öldürten Pers Şahı'nı okuduğu masallarla gün be gün eğitir). Bu mücadele, Batı'daki İranlı kurban kadın imgesini göz önüne aldığımızda daha önemli hale geliyor.
- Muhafazakârlar için son seçimler bir Pirus Zaferi mi?
Cumhurbaşkanı Ahmedinejad "yumuşak devrim" isteyenler amacına ulaşamadı" diyor. Bunu anlamıyorum, yumuşak devrim yaşayan ülkelerde kimse ölmedi. Son seçimler muhafazakârlar açısından hiçbir şekilde zafer olarak değerlendirilemez. Ahmedinejad hükümeti görevine devam etse de hiçbir şey yaşanmamış gibi davranması çok zor. Çünkü bu sefer taraflar arasındaki anlaşmazlık çok aleni yaşandı. Yeryüzündeki diktatörlüklerden biri olan İran hükümetinin gitmesini umuyorum. Bu ne zaman ve nasıl olacak bilmiyorum.
- İranlılar asimilasyon veya başkaldırı ikilemini nasıl aşabilir?
Son olaylarda insanların kendilerini şiddete başvurmaksızın ifade etmeleri pek çoğu gibi beni de şaşırttı. Ama reformcuları destekleyen İranlılar Şehrazad'ın izinden gidiyor. Aynı onun gibi radikal yöntemler izlemeksizin İran'daki yasaları değiştirmek için el ele çaba veriyorlar. İranlılar'ın bu tür çabaları bu protestoların yoktan var olmadığını gösteriyor. Konunun en ilginç yönlerinden biriyse bu protestoların 1979 İslam Devrimi'nin bir ürünü olması.
sayı: 37




















