Propagandayı aşınca
- İlişkili Haberler
- Konuşmalı mı konuşmamalı mı?
- Tahran masada mı?
- Şiddet açılımı
- PKK nereye?
- Artık bir aile meselesi
- BDP'yi de aşan şey
- Ya örgüt bölünürse?
- Açılım neden devam etmeli?
- Kandil sayfiye yeri olabilir mi?
- Açılım'a kaçış
- Dönüşün perde arkası
- Günlerin sonu
- Bir çocuğun seçimi
- PKK'dan korucu açılımı
- Açıldıkça özgürleşiyor
- Yanlış anlaşılmasın
- Bomba kimin elinde patladı?
- Bir yol haritası
- Öcalan ne dese beğenirsiniz?
- Bu ağaç çiçek açar mı?
- "Ümmetçi" liderin dönüşü mü?
- En zorlusu
- "Elimdeki tek silah anayasa olacak"
- "Eve dönüş" korkusu
- "Hatalarımız oldu"
- Çözüm için enerji
- Sessizliğe dikkat
- PKK'ya sessiz tasfiye
- Terörle mücadelede PKK'ya karşı dersler
- "Boğucu, yıkıcı, öldürücü bir ortamda büyüdüm"
- Aynadaki düşman
- Amerikan faktörü
Diyarbakır, Mustafa'nın bildiği o eski Diyarbakır değil artık. Arkadaşlarıyla futbol oynadığı sahanın üzerinde şimdi apartmanlar yükseliyor. Yüzdüğü ve balık tuttuğu Dicle Nehri, eskisi kadar gür çağlamıyor. Komşuluk ve akrabalık bağları desen, onlar da hak getire. Oysa sadece beş senedir uzak. Ama yabancı bir şehre gelmiş gibi. Neyse ki Diyarbakır'ın surları var. "Surlar hep aynı. Hiç değişmemiş" diyor.
Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağı'ndan ve Mahmur Kampı'ndan Türkiye'ye dönen 34 kişilik grubun içinde yer alan 25 yaşındaki Mustafa'nın tek alışması gereken, Diyarbakır'ın yeni hali değil. Zira ona ve grupta yer alan üç arkadaşına kışla yolu da gözüktü. 34 kişiden, hakkında araştırmalar tamamlanan 15'i nüfus müdürlüklerinden yeni kimliklerini aldı. Dördünün (Mustafa Ayhan, Bülent Aka, Musa Tümeg ve Nizar Buldan) "asker kaçağı" olduğu ortaya çıktı ve askere alınmaları için işlem başlatıldı. Kandil'den, bugüne kadar çoğunlukla dağda karşılaşma ihtimalleri bulunan askerlerle aynı kışlaya. 8'i Kandil'den, 26'sı Mahmur'dan olmak üzere 34 kişilik grubun Türkiye'ye dönmelerinin üzerinden yaklaşık bir ay geçti. Güneydoğu'nun değişik yörelerinden olmalarına rağmen şimdilik hepsi Diyarbakır'da barınıyor. Çoğu henüz ailelerini bile göremedi. İşlemlerin tamamlanmasını, hayatın kendileri için normalleşmesini bekliyorlar. Bu arada çevrelerinde neler görüyorlar?
Dağda ya da mülteci kampında geçen yılların ardından şehre ve yeni hayata alışmak kolay olmayacak. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kandil'den yeni gelişler yaşanacağını, dönenlerin sayısının yakında 150'yi bulacağını söylüyor. O halde, açılımın en az diğer başlıkları kadar önemli olan bir ayrıntısı, vakit kaybedilmeden hayat geçirilmeli: Rehabilitasyon. Ama 1999'da teslim olan PKK'lı grubun içinde yer alan ve bugün dağdan dönüşlerin de koordinasyonunu üstlenen Seydi Fırat, hükümetin bugüne kadar bu yönde herhangi bir girişimi olmadığını savunurken "İleriye dönük bir planları olduğuna dair emare de yok" diyor.
Kamuoyunda tepki çeken, bir örnek yeşil kıyafetlerini üstlerinden çıkarmışlar. Ama "dağ psikolojisini değiştirmek o kadar kolay görünmüyor. Karşılaştıkları hemen her şeyin abartılı şekilde politik eleştirisini yapmak çoğuna epey cazip geliyor sanki. Akrabaları, Dicle Nehri, çocukluktan aşina bir futbol sahası, bir asansör ya da alışveriş merkezindeki yürüyen merdiven; fark etmiyor. Aynı kalemden çıkmış gibi klişe reflekslerle yaklaşıyorlar. Sosyolog Nurhayat Kızılkan'a göre, uzun süre şiddetle iç içe bulunan bu insanların o mantığın dışına çıkmaları zaman alabilir. "Gittiklerinde bıraktıkları ile geldiklerinde buldukları arasındaki fark kapatılmalı. Mevcut psikolojilerinden uzaklaşmaları için de, ilgi duydukları alanlara yönelmelerine yardım edilmeli." Ruhsal travma alanında çalışan Kocaeli Üniversitesi'nden Doç. Ayşen Ufuk Sezgin ise, "Hangisinin uyuma ne kadar ihtiyacı olduğu dağda kaldıkları sürelere ve ruh hallerine göre değişir" diyor, "ihtiyaçları, kendilerine de sorularak tespit edilmeli."
Ancak ilginç biçimde, hiç umulmadık bazı konularda kısmen hızlı oldukları bile söylenebilir. Mesela kapalı alanda sigara yasağı grupça hemen benimsenmiş gibi. Neredeyse bütün günlerini beraber geçirdikleri apartman dairesinin duvarına elle yazarak iliştirdikleri Kürtçe "lütfen içeride sigara içmeyin" notu dikkat çekici. Gruptakiler, bürokratik işlemler sırasında bazen "rahatsız edici" bakışlarla karşılaştıklarından yakınsalar da, geçen sürede herhangi bir kötü davranışa maruz kalmadıklarının da hakkını veriyorlar. PKK'nın basın-yayın işlerini yürütürken Kandil'den gönderilen sekiz kişilik gruba seçilen 34 yaşındaki Bingöl doğumlu Gülbahar Çiçekçi, Diyarbakır'da güven ve huzur açısından şu ana dek bir sorun yaşamadıklarını söylüyor.
Döndüklerine pişman değiller. "Bülbülü altın kafese de koysan, ille de vatan" diyor Siirtli 39 yaşındaki Mehmet Adamış. Ama geride bıraktıkları akrabalarından dolayı akılları halen Irak'ın kuzeyinde. İçlerinde en dertlisi belki de 47 yaşındaki Elif Uludağ. 2002'de PKK'ya katılan Uludağ'ın kendisi artık Türkiye sınırları içinde, ancak iki oğlu halen Kandil'de. Haliyle açılımın bundan sonra devam etmesini en çok önemseyenlerden biri o. Uludağ bu hasreti yaşarken, hemen hepsinin aynı hisler içinde olduğunu söylemek zor. 13 yaşında Hâkkari Yüksekova'dan ailesiyle birlikte Mahmur'a göçen ve 26 yaşında tek başına dönen Bülent Aka, bir ay geçmiş olmasına rağmen henüz buradaki akrabalarıyla görüşmemiş. Ne yanlarına gidiyor, ne de onların gelip kendisini görmesine izin veriyor. Söylediğine bakılırsa bir "misyon" için burada, özlem gibi kavramlar pek önemli değil. Aka, Irak'ın kuzeyinde Kürtçe eğitim veren Selahattin Üniversitesi'nde hukuk okumuş. Ancak bu bölgedeki üniversitelere Türkiye'de denklik verilmediği için, elindeki diploma bir şey ifade etmiyor. "Mahmur'da benim gibi yaklaşık beş bin öğrenci var. Açılım sürecinde bu gençlerin durumu da düşünülmeli" diyor.
Gruptakilerin çoğu, mecbur kalmadıkça dışarı çıkmıyor. Yine de gençler daha tez canlı. Gezmek, gazete almak, maça gitmek bahanesiyle fırsat buldukça kendilerini dışarı atıyorlar. Söz, açılım sürecinde Diyarbakırspor'a deplasmanlarda gösterilen tepkilere gelince, "Her ne olursa olsun, Diyarbakır'ın ligden çekilmesi ırkçılığı körükleyebilir" diyor Aka. Evde, PKK'ya yakınlığıyla bilinen Günlük gazetesi dışında çoğunlukla Taraf ve Radikal gazeteleri okunuyor. Bazen de Milliyet. 1993'ten beri Mahmur'da yaşayan Şırnak'lı Mehmet Kaçan, durumları normale döndükten sonra ilk iş, kendisi gittikten sonra doğan ve şimdi birer genç olan akrabalarını tanımak istiyor. 55 yaşındaki Cani Kabul, anne vasfıyla, imkân olursa şehit annelerini ziyarete gitmek istediğini söylüyor. Çiçekçi ise gençliğinde zaman geçirdiği Sultanahmet'i, Kadıköy sahilini tekrar görmek niyetinde.
Çiçekçi'nin PKK'ya katılmadan önce 1990'lar boyu üyesi olduğu "Ülke Sevdalıları," Türkiye'nin ilk Kürtçe amatör tiyatro gruplarından. Seçtikleri oyunlar çoğunlukla o dönem yaşanan çatışmalar ve zorunlu göçler üzerineydi. Köprünün altından çok sular aktı. Bugün ilk etapta, Çiçekçi'nin de aralarında olduğu 34 kişi yeniden memleketlerinde. Onlar Türkiye'ye, Türkiye onlara uyum sağlayabilirse ve açılımın devamı gelirse, hem Kürt tiyatroları hem de Türkiye yeni bir perde açabilir.
sayı: 57




















