Ekonomik panik atak
Şükran Günü'nün kutlandığı uzun hafta sonu boyunca, Basra Körfezi'nden bazı kötü haberler geldi. Dubai, Dubai World'ün alacaklılarına olan borçlarının altı aylığına askıya alınmasını istediğini duyuruyordu. Devlet kontrolündeki şirket 26 milyar dolarlık cari borcunu ertelemekte zorluk çekiyordu. 2008'de yaşanan ekonomik çöküş görüntüleri bunun işaretlerini veriyordu: Panik halinde dolara, devlet tahvillerine ve altına hücum yaşandı; gelişmekte olan piyasalardaki hisse senedi fiyatları düşüşe geçti, bankacılar hükümetlerinin bir kurtarma paketi yürürlüğe koyması için yalvardı.
Dubai'nin çöküşü tamamen sürpriz değildi. Şeffaf işlemeyen şeyhlik sadece finansal bolluk için finansal bolluk elde etmeye çalıştı. Dubai'de yedi yıldızlı otel, kapalı kayak tesisleri ve dünyanın en uzun binaları inşa edildi. Fakat beraberinde tuhaf yan etkiler doğurdu. Acaba Dubai'nin borç sorunları Yunan devlet tahvillerine verilen garantinin fiyatını neden uçuruyordu? Yine de; Dubai'nin devlet tarafından işletilen ve başı dertte olan iki büyük şirketi Dubai World ve Nakheel birbirlerine yaklaşık 80 milyar dolar borçluyken, Emirlik trilyonlarca dolarlık borcu olan Lehman Brothers, AIG, Fannie Mae ve Freddie Mac kadar kötü durumda değil. Lehman'ın 600 milyar dolarlık borcu yatırım bankası gibi maskelenen bir hedge fon tarafından makyajlandı. Bunun aksine, Dubai World ve Nakheel gayrimenkullere sahip. Bunlar arasında limanlar, oteller, Barney's mağazaları ve Scotland's Turnberry golf tesisleri var. Citigroup'a başekonomist olarak yeni atanan ve 2008'in sonlarında Dubai'ye 8 milyar dolar borç verip yardım eli uzatan Willem Buiter "Dubai sistem açısından önemli değil" diye yazdı.
Öyleyse niye piyasalar küçük bir ekonomik erimeyle karşı karşıya kaldı? Psikolojide olduğu kadar piyasalar için de önemli bir kavram olan kas hafızasının çetelesini tutun. Finansal davranışlar önceki sarsıntılar tarafından belirlenir. Bir kere yıldırım çarptı mı, insan yıldırımın tekrarlanabileceği ihtimalini abartır. Wharton School'da felaket getiren riskler uzmanı ve "Mantıksız Ekonomist" (Irrational Economist) adlı kitabın yazarlarından Erwann Michel-Kerjan "Karşılaşılmamış riskler, gerçekleşmeden önce, bir dereceye kadar düşünce sürecinizden çıkarılır" diyor. "Fakat bu riskler bir kez gerçekleştiğinde, göze çarpmaya başlar ve onların yeniden ortaya çıkma ihtimali abartılır."
1929'daki büyük çöküşten sonra Dow Jones endeksi yüzde 80'den fazla çakılmıştı. Bu yıllarda yaşanan yatırım çılgınlığının en üst seviyeye vardığı dönemde muhtemelen nüfusun yüzde 10'undan azı hisse senedi sahibiydi. Fakat hasar büyük sarsıntıya neden oldu ve derin izler bırakarak risk almaya gösterilen ulusal hoşgörüyü uzun süre baltaladı. 1950'lerin başlarında, Dow yeniden 1929 yılındaki zirvesine çıktı ve Amerika uzun süre büyüyen zenginliğin ve düşük enflasyonun keyfini çıkardı; fakat çoğu Amerikalı'nın istediği tek finansal varlık onları kayıplara karşı koruyacak olandı. 1952'de ailelerin yüzde 82'sinin hayat sigortası vardı fakat nüfusun sadece yaklaşık yüzde 4,2'si hisse senedi sahibiydi. 1980'lere kadar bu böyle devam etti, Büyük Buhran'dan sonra doğan nesil finansal olgunluğa eriştikten sonra hisse senedi sahiplerinin sayısı hızla arttı.
1970'lerin sonlarında, enflasyon çirkin yüzünü göstermeye başladığında, Paul Volcker'ın yönettiği ABD Federal Merkez Bankası (FED) enflasyonun ateşini devlet fonlarının faizini yüzde 20'ye çıkararak çözdü. Derin bir ekonomik durgunluğa giden süreci hızlandırsa da bu acı ilaç işe yaradı. 1984'ün sonlarında, FED fonlarına uygulanan faiz yüzde 8,25'e geriledi ve enflasyon tek haneli rakamlara kadar düştü. Fakat 30 yıllık devlet tahvilleri hâlâ yüzde 13'lük bir kazanç getiriyordu. Enflasyonun uzun zamandır kontrol altında olduğu kanıtlansa dahi, yatırımcılar sanki hâlâ o artmaya devam ediyormuş gibi davranıyordu.
Bugün yatırımcılar travma sonrası stres bozukluğundan muzdarip. Her yeni fiyasko insanlara son ekonomik çöküşte yaşananları hatırlatıyor ve onları kaçınma davranışlarına itiyor. Dubai hakkındaki kaygılar aslında Dubai'den kaynaklanmıyor; tabii Emirlik'ten borçlarını ödemesini bekleyen şanssız hedge fonlardan veya bankalardan değilseniz. Bu kaygı daha çok Lehman, AIG, Fannie Mae ve İzlanda'da yaşananlarla ilgili.
Bu tip aşırı hassasiyet kriz sonrası dünyanın psikolojisinde temel etmenlerden biridir. 2001'de aşağı Manhattan'dan yükselen gürültü, insanların iki kere düşünmesine neden olmadı; o zaman yaşanan bir arabanın infilak etmesi veya bir inşaat malzemesinin düşmesi gibiydi. Üç ay sonra, aynı ses paniğe sebep oldu. Aynen 11 Eylül'ün ulusal güvenliğe bakışımızı şekillendirmesi gibi, Eylül 2008 finansal güvenliğe yaklaşımımızı etkiledi. Küresel ekonomi kendini bu çukurdan çıkarabilir ve tekrar büyüme yoluna girebilir fakat dikiz aynasında aniden görünen risklerden hâlâ kaçınmaya çalışıyor.




















