Taliban'la barış mı?
- Diğer Dünya Haberleri
- Kolombiya: Güneyin yeni yıldızı
- Sürgün kuşağı
- İlişkili Haberler
- Afganları Afganlardan Afganlar kurtarabilir mi?
- Zekice bir Peştun oyunu
- Afgan çıkmazı
- AfPak'ta satranç oyunu
- Afganistan'daki adamımız
- Karzai Taliban'a katılır mı?
- Rusya Afganistan'ı -yeniden- işgal ediyor
- Şeytanla anlaşma
- Durun, siz barışabilirsiniz
- Taliban'ın güneyi
- Taliban'ın gövde gösterisi
- Savaşma, eğit!
- "Balayı olmayacak"
- Türk gibi Afgan
- Uzak ülke
- Taliban anlatıyor
- Yeni kabus
- Karzai'den başka herkes umutsuz
- "Küçük Amerika"da büyük operasyon
- Afganistan'da şüpheli ölüm
- Afganistan'ın "yağmacı" yönetimi
- Türkiye'nin "Dostum" hatası
- Afganistan'da kadın olmak
- Taliban masaya oturmaya hazır değil
"Adım Molla Abdul Bari, eski bir Taliban komutanıyım. 2008'de 22 adamımla birlikte hükümetin uzlaşma programına katıldım. Hepimize 15 bin Afgani (300 dolar) nakit para verildi, ev ve konut vaadinde bulunuldu. Parayı Gazne'deki aileme gönderdim ama iki yıldır hâlâ iş ve ev bekliyorum." Molla Abdul Bari'nin deneyimi, 65 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen ve Afganistan'ın geleceğinin tartışıldığı Londra Konferansı'nda Afgan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai'nin ortaya attığı Taliban'la uzlaşma planının işe yarayıp yaramayacağı konusunda bir fikir verebilir.
Saf değiştiren eski komutanını cezalandırmak için fırsat kollayan Taliban korkusundan köyüne gidemeyen Molla Bari iki yıldır Kabil'de. Şimdi araya aracılar koyarak yeniden Taliban'a dönmenin yollarını arıyor. Telefonla ulaştığımız Molla Bari, Karzai'nin önerisinin işe yaramayacağını söylüyor ve kendi durumunu örnek gösteriyor. "Köylerine dönen iki adamım Taliban'a yeniden katıldı, ben de aynı şeyi yapmayı düşünüyorum" diyor. Afgan ordusunda bir askerin maaşı son zamlarla 180 dolara çıkmışken Taliban sıradan bir militana 300-350 dolar ödüyor.
Karzai'nin Londra Konferansı'nda ortaya attığı Taliban'la uzlaşma önerisine, Washington da kuşkuyla yaklaştı. Zira Obama yönetimi, El Kaide ile ilişkisi olan radikal Taliban liderleri ile görüşme konusunda henüz bir karara varabilmiş değil. Karzai'nin önerisi uluslararası alanda ihtiyatla karşılanırken, Afganistan'da da tepki yarattı.
İşsizliğin ve ekonomik sefaletin kol gezdiği Afganistan'da birçok sıradan Afgan, Taliban'ın silah bırakması karşılığında para ve iş ile ödüllendirilmesine tepki gösteriyor. İstanbul'dan telefonla ulaştığımız Kabilli taksici Eşref, "Biz yıllardan beri işsizliğin pençesinde kıvrandığımız halde hükümete ve yasalara saygılı bir şekilde yaşarken, sekiz yıldır Afganistan'ı yakıp yıkan Taliban para ve diğer avantalarla ödüllendiriliyorsa, bu işte bir yanlışlık olmalı" diyor.
Karzai bu ayın sonunda ülkesinde Afganlararası bir büyük kurultay veya yerel deyimle Loy-i Cirge toplamayı ve ona Taliban liderlerini de davet etmeyi planlarken Tacik, Özbek, Türkmen ve Hazara gibi kuzeyli gruplar Taliban'la uzlaşma fikrine sıcak bakmıyor. Kunduz bölgesinde 3 bin kişilik bir milis kuvveti bulunan ve hükümetten bağımsız hareket eden Türkmen asıllı komutan Nebi Geçi geçen Aralık'taki görüşmemizde "Taliban'la barış olmaz, onların kökünü kazımak lazım" demiş ve eklemişti: "En iyi Taliban, ölü Taliban'dır."
Peştun gruplar da kuşkulu. Kimi Peştun aşiret reisleri, ılımlı Taliban unsurlarının para ile satın alınması girişimini, Peştunlar'ın direnişini kırmak ve Kuzey İttifakı'nın Kabil'deki iktidarını pekiştirmek amaçlı bir "tuzak" olarak görüyor.
Londra Konferansı'ndaki tek yenilik, Afganistan'da kontrolün aşamalı olarak Afgan güvenlik güçlerine devredilmesi planıydı ki bunun da zamanlanması konusunda Washington ile Kabil arasında anlaşmazlıklar var. Obama yönetimi 2011 Temmuz'undan itibaren Afganistan'daki birliklerini geri çekmeyi planladığını söylerken, Karzai ülkesinin 5 yıldan evvel kendi ayakları üzerinde duramayacağını belirterek Obama'nın erken çekilme planına karşı çıkıyor.
Türk basınında sıkça yazılıp çizilenlerin aksine, Türkiye'nin Afganistan'da barışın sağlanması konusunda iyi niyet gösterisinden başka yapabileceği pek fazla bir şey yok. Afganistan ve Pakistan liderleri Ankara'nın çabalarıyla pek çok defa Türkiye'de biraraya geldi, ancak bu görüşmelerde sorunun çözümüne yönelik bir tek somut adım bile atılamadı. İstanbul'daki son zirveden de çıkan tek sonuç, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kardeşim diye hitap ettiği her iki konuğuna hararetle sarıldığı sevgi gösterisi oldu.
Taliban'ı barış masasına oturmaya ikna edebilecek ülke ne Pakistan ne de Türkiye. Zira her iki ülke de Taliban'la (resmen olmasa bile fiilen) savaş halinde. Pakistan ordusu Afgan sınırındaki aşiretler bölgesinde Taliban'la boğuşurken, Türk askerleri de Afganistan'da Taliban hedeflerini bombalayan ISAF bünyesinde yer alıyor.
Muhaliflerle uzlaşma konusunda Afganistan'a yardım edebilecek tek ülke, Suudi Arabistan. Her ne kadar Taliban, Amerikan uydusu olmakla suçladığı Suudi Krallığı'nı yıkmaya çalışan Usame Bin Ladin'e ev sahipliği yapsa da, Suudiler Taliban'la uzun zamandır açık ve gizli temaslarını sürdürüyor. Nitekim Karzai, Taliban'la uzlaşma planını açıklarken Suudi Kralı'nı bu konuda yardıma çağırdı. 1990'larda Taliban Afganistan'da iktidardayken bu örgütün esas para kaynağı Suudi Arabistan'dı, Suudiler parasal konularda Taliban'ın bir dediğini iki etmiyordu. Bu yüzden Suudilere bir tür minnet borcu olan Molla Ömer ve çevresi, Riyad'dan gelecek tavsiye ve telkinlere özel bir önem veriyor.
(Oğuz, Orta Asya uzmanı.)
sayı: 67



















