Çin: Büyük beleşçi

Dünyanın yaşadığı hayal kırıklığı artık iyice belirginleşiyor.
Elizabeth Dalziel (AP)

Beleşçiliği alışkanlık haline getirmiş birinin, payına düşeni ödemesini nasıl sağlarsınız? Batı'nın şu anda Çin karşısında yaşadığı sıkıntı tam da bu. Pek çok Batılı, geçen on yılda süper güce dönüşen Çin'in mevcut uluslararası düzeyde çıkarı olması nedeniyle düzenin korunması hususunda yapıcı bir tavır sergileyeceğini ümit ediyordu. Amerikalı ve Avrupalı üst düzey yetkililer Çinli mevkidaşlarıyla samimi sohbetler yaptı, onları pohpohladı, tatlı sözlerle iknaya uğraştı. Ama maalesef, Batı emeğinin karşılığını pek alamadı. Politik ilişkiler Çin'in daha demokratik bir rejime dönüşmesini sağlayamadı. İnternetteki sansür nedeniyle Google'ın Beijing'le giriştiği mücadele Batı'nın yumuşak yaklaşımının bir işe yaramadığının son örneği. Hoş sözler Çinliler'in egosunu okşayabilir, ama bugüne kadar Beijing'i gerçek bir küresel ortak gibi hareket etmeye yönlendiremedi.

Şunu düşünün: Aralık'ta Kopenhag'da gerçekleşen Birleşmiş Milletler iklim değişikliği zirvesinde Çin'in zorunlu salım hedeflerine muhalefeti dünyanın iklim değişikliği tehlikesiyle mücadelesinde dönüm noktası olabilecek bir uluslararası anlaşmanın içinin boşaltılmasına neden oldu.

Dünyanın yavaş yavaş ekonomik durgunluktan çıktığı bu dönemde, Çin'in döviz kuru politikası küresel ekonominin yeniden bir dengeye oturtulması önünde bir engel haline geldi. Ama Beijing parasının değeriyle oynaması konusunda Batı'nın sonu gelmez telkinlerine kulak asmıyor. Çin'in kendi ekonomisini korumaya çalışırken diğer ülkelerinkine zarar veren bu yaklaşımı bugün sadece Batı ülkelerinin ekonomilerindeki kırılgan iyileşmeyi değil, dünyadaki serbest ticaret sistemini de tehdit ediyor.

Çin, enerjideki temel tedarikçilerinden İran'a karşı Batı'nın daha sert önlemlerin uygulamaya konması yönündeki çağrılarını tekrar tekrar geri çevirdi. Çin, Tahran'ın nükleer programı yüzünden yaşanabilecek askeri bir çatışmanın ya da Orta Doğu'da nükleer silahların yaygınlaşmasının yol açabileceği olası bir felaketin sonuçlarından çok İran'daki ekonomik çıkarlarıyla ilgileniyor.

Çin'in dünya barışı ve refahının sürdürülebilmesi için payına düşen sorumluluğu yerine getirmekteki isteksizliğinin nedeni, genellikle dile getirilen görüşe göre, bütün o etkileyici ekonomik büyümesine rağmen, Çin'in kişi başına gelir anlamında görece fakir bir ülke olması. Ama maalesef bu görüşün sağlam bir dayanağı yok. İmajını parlatmak için ev sahipliği yaptığı olimpiyatlara 45 milyar dolardan fazla harcayan bir hükümet yoksulluğu bahane edemez. Çin hükümetinin daha fazla sorumluluk üstlenmekteki isteksizliğinin daha derin politik kökenleri olması daha muhtemel. Beijing, Amerika'nın kontrolündeki küresel güvenlik düzeninin ve Batı'nın desteklediği serbest ticaret sisteminin ulusal çıkarlarına gayet iyi hizmet ettiğine inansa da, Çinli seçkinlerin bu sistemin içerdiği değerleri benimsediği pek de söylenemez. Batı, demokrasi ve insan haklarına bağlılığı öne çıkarırken, Çin Komünist Partisi bu değerleri açıkça reddediyor. Küresel güvenliğin köşe taşı olan Amerikan egemenliğini Çinli seçkinler jeopolitik bir gerçeklik olarak görseler de, bunu pek de meşru saymıyorlar. Tam da bu nedenle Beijing en azından söylem olarak "çok kutuplu bir dünya"nın ortaya çıkmasını teşvik ediyor.

Çinli liderler tüm dünyanın yararına olan bir hususta ülkelerinin daha etkin katkıda bulunmasının kendilerine siyasi bir fayda sağlayacağını düşünmüyor. Sadece (giderek daha milliyetçi hale gelen) halka oynayanlar Beijing'de başarılı oluyor ve Çinli yetkililerin çoğu da Batı'nın uşağı gibi görünmek istemiyor. Sonuçta Çinlilerin söylemi ve tavrı bölünmüş bir kişiliği yansıtıyor: Çin mevcut dünya düzeninin nimetlerinden faydalanıyor, ama işin maliyetini paylaşmayı reddediyor.

Ama bu günler geride kalmak üzere. Dünyanın yaşadığı hayal kırıklığı artık iyice belirginleşiyor. Çin'in para biriminin değerinin düşük tutulmasından ve korumacı eğilimlerden rahatsızlık duyan çokuluslu şirketler bile hoşnutsuzluklarını yüksek sesle dile getiriyor. Batılı hükümetler Çin'in ihraç mallarına karşı anti-damping vergileri getirdiği gibi, Beijing'in mevcut döviz kuru politikasını devam ettirmesi halinde, misilleme niteliğinde başka tedbirlere de başvurmayı tasarlıyor. İnsan hakları cephesindeki baskılar da arttırılabilir. Çin'in imajı iklim değişikliği konusundaki işbirliğinden uzak tavrından dolayı epey zarar gördü. Beijing söylenenleri dikkate alsa iyi eder.

(Pei, Claremont McKenna Üniversitesi'nde kamu yönetimi bölümünde profesör.)

sayı: 68

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Hosted Villas'taki köşkümde yüzme havuzu, iki teras, çatıda güneşlenme alanı, gül bahçesi ve ayrıca konsiyerj ve şoför bulunuyor. ...

 
The Peek
 
 

Film, coplarla dövülen, göz yaşartıcı gaza maruz kalan silahsız Filistinli protestocuları gösteriyor.

 
 
 
 

Neden artık tam demokrasi içinde yerini almalı? Ve neden askerler kadar siviller de bu konuda dersine çalışmalı?