Müthiş konuşma. Eee sonra?
Barack Obama epik hikâyelerin gücüne inanıyor. Gençken Barbar Conan ve Örümcek Adam'ın kahramanlıklarını anlatan çizgi romanları severdi; büyüyüp bir yetişkin olduğunda çok satan bir otobiyografi yazarak rüştünü ispat etti. Yaklaşık 20 yıldır politika danışmanlığını, ilk defa 1983'te Chicago Tribune gazetesi için çalışan genç bir muhabirken tanıştığım David Axelrod yapıyor. "Axe" hayatının atlatma haberlerini yakaladı, ama bunları mükemmel birinci sayfa haberlerine de dönüştürebilirdi. Basın danışmanı olarak, hikâye anlatma konusunda çok yetenekli. Axelrod gününü bir romancının kullanacağı türden büyük kara bir not defterine kaydediyor.
ABD Başkanı Obama'yı yaratan şey, hikâyesi -Obama'nın hayatı ve hayatının hikâye edilmesi- oldu. Tamamı değilse de en önemli anlarının pek çoğu konuşmalardan oluşuyordu: Chicago 2002, Boston 2004, Philadelphia ve Denver 2008. Bu hikâyenin yaratılması her zaman bir Obama-Axelrod ortak yapımıydı. Ocak sonunda efsanenin yeni bir bölümünün perdesini açtılar. Kahramanımız Washington'daki kötü güçlerin saldırısına uğruyor ve hem cazibesi hem de çıplak elleriyle kötülerin dersini vereceğine yemin ediyordu. İstihdam yaratmayı, hesap açığını azaltmayı, vergileri daha çok düşürmeyi (ama zenginlerin vergilerini arttırmayı) ve sermayenin yozlaşmış, yavan ve bencil yöntemlerine son verme sözünü tutmayı vadediyordu.
Konuşması, Kongre'nin ortak oturumunda ve televizyonda işe yaradı. Obama güçlü ve zeki, samimi ve mantıklıydı. Salondakileri (Yüksek Mahkeme'nin taş suratlı üyeleri dışında) kolaylıkla idare etti. Hemen o gece yapılan kamuoyu yoklamalarından anlaşıldığı kadarıyla halk konuşmayı sevdi. Politik sahne eseri olarak beni etkiledi. Ancak salim kafayla düşündüğümde, aklımda pek çok "ama" var.
Öncelikle konuşmaya gücünü veren özellik, beni duraksatıyor. Konuşma bazı anlarda ülke hakkında olmaktan çok Obama'nın kendisiyle ilgili gibi geldi. Sanki ülkenin durumu üzerine düşüncelerinden ziyade kendi başkanlığının durumuna dair fikirlerinden ve bizim ona dair görüşümüzden bahsediyordu. "Şimdi, ben naif değilim," dedi Başkan. "Seçilmiş olmam gerçeğinin tek başına barış, uyum ve bir tür partizanlık sonrası dönemin öncüsü olacağını düşünmedim asla." Ve sonra: "Değişimin kolay olacağını ya da bunu tek başıma yapabileceğimi iddia etmedim." (Bunu bize şimdi söylüyor!) Ardından kapanış gösterisinde: "Vazgeçmiyorum." (Öyle olsa iyi edersin, zira dört yıllık kontratın var.)
Oprah Winfrey hayatımıza girdiğinden beri, liderlerimizin ve toplumsal figürlerimizin samimi, itiraf niteliğinde bir üsluba sahip olmalarını kabul etmekle kalmıyoruz, hatta bunu talep ediyoruz. Pek çok Amerikalı insan olarak Obama'dan hoşlanıyor ve pek çoğu da başkan olarak başarılı olmasını istiyor. Ama Obama bizim hikâyemizde bir karakter olması gerektiğini hatırlamalı; biz onun hikâyesinin karakterleri olmamalıyız.
Mükemmel bir şekilde düzenlenmiş anılarının aksine Obama'nın başkanlığı, konusunu dikte edebileceği, hatta kontrol edebileceği bir hikâye değil. Bir James Cameron filmi ya da bir tür kişisel gelişim romanı da değil. Bu, gerçek dünyada (bazıları beklenmeyen ve hoş karşılanmayan) hareketlerin, kararların ve çekişmelerin bir bütünü. Gerçek, özellikle de bürokrasi ve hükümet gerçekleri, akıcı epik hikâyelere direnir; gerçek can sıkıcı derecede yavandır. Bu noktada artık Obama taraftarları bile bir süper kahraman istemiyor. Ülke yetkin bir yönetimle yetinmeye hazır ancak bu hükümetin o olup olmadığı net değil.
Dik başlı Cumhuriyetçiler'i göreve çağırmak bir şey; zira iyi bir gösteriydi. Senato'nun Lex Luthor'u (Super-man'in azılı düşmanı) ve Senato'daki Cumhuriyetçiler'in en güçlü ismi Ken-tuckyli Mitch McConnell'a üstünlük sağlamak başka bir şey. Bu hareketin manası McConnell ve diğer Cumhuriyetçiler'i anlaşma yapmaları için bir şekilde tuzağa düşürmekti - ya da bunda başarısız olursa, onları ciddiye almak anlamına geliyordu. Obama hiçbirini beceremedi.
Aynı şey başka cephelerde de geçerli. Obama hükümet harcamalarını kontrol edeceğine yemin edebilir, ama yönetimin şu ana kadar ortaya koyduğu performansı karışık. Bizi güvende tutma sözleri verebilir, ancak Noel bombacısı savunmamızdaki boşlukları açığa çıkardı. İstihdam yaratmaya adayabilir kendini, ancak bir yıl boyunca sağlık hizmetleri yasa taslağına kilitlenmenin yanlış olduğunu kabul etmeli. Sanki tek sorunu yeterince ifade edilememiş olmasıymış gibi, Obama sağlık yasası taslağını yetersiz açıkladığını kabul etti; (hafif bir kendini övme edasıyla) ve yedi başkanın kaçındığı bir hedefe ulaşmaya çalıştığını söyledi. Ancak politika ve hesaplaşmalara feda edilmiş olduğu gerekçesiyle geniş çevrelerce ve doğru biçimde eleştirilen bir yasa parçasının herhangi bir kusurunu kabul etme noktasına gelemedi. Kesinlikle hatasını kabul etmedi. Hikâyede böyle anlatılmıyordu.



















