Fanustaki Wall Street
Vergi mükelleflerinin kayıplarını telafi etmeyi ve 2008'de yaşanan paniğin tekrarlanmasını engellemeyi hedefleyen çabalar hayatta kalan yatırım bankalarının tüylerini ürpertiyor. Bu çalışmalar arasında vergi primleriyle ilgili Kongre tasarıları, Başkan Obama'nın büyük bankaların yükümlülükleri üzerinden alınmasını planladığı vergiler ve yine Obama'nın bir önerisi var: Bankaların vergi mükelleflerinin sigortalı fonları kullanarak kendi hesaplarına sermaye piyasalarında işlem yapmalarının yasaklanması. Megabankalarla çalışan bir ticaret grubu olan Financial Services Roundtable CEO'su Steve Bartlett, ikinci öneri "borçlanmayı kısıtlayacak, sistemdeki riskleri arttıracak ve istikrarı azaltacak" diyor.
Ancak bankalar işlerine burnumuzu sokmamızı istemiyorlarsa, önce kendileri işlerimize burunlarını sokmayı bırakmalı. Kökü ortaklıktan gelen yatırım bankalarının, kendilerini bize dayattıkları 40 yıllık bir dönemi zor atlattık. Tam manasıyla evlerimize yerleştiler, dolabımıza saldırdılar ve ortaklığı ateşe verdiler. Şimdi de yenilenme çabalarımızın onların tarzını kısıtladığından şikâyet ediyorlar.
Bu süreç 1971'de Merrill Lynch'in halka arzı ile başladı. Onu, 2008 borç mahşerinin dört atlısı izledi: Morgan Stanley (1986), Bear Stearns (1985), Lehman Brothers (1994) ve Goldman Sachs (1999). Bu Beşli Çete esas işlerini (halka arza aracılık ve danışmanlık) sekteye uğratan uluslararası bankacılık devleriyle mücadele edebilmek ve kendi hesaplarına sermaye piyasalarında işlem yapabilmek gibi riskli ve yoğun sermaye gerektiren ticaret faaliyetlerini arttırabilmek için halka açıldı. New York Üniversitesi ekonomi profesörü ve eski bir Goldman Sachs ortağı Roy Smith, "İhtiyaç duydukları yatırımları destekleyecek bir sermaye dayanağını elde edebilmek için halka açılmaları gerekiyordu" diyor.
Halka açılmak yatırım bankalarının büyümelerine olanak sağladı; böylece düzenleyici sistemi diledikleri gibi yönlendirecek güce eriştiler. Geçtiğimiz on yılın muhtemelen en talihsiz kararı Amerikan Sermaye Piyasası Kurulu'nun 2004'te bankaların defterlerine yazabilecekleri borç miktarını arttırmalarına olanak sağlayan kanun değişikliğiydi. Bu karar Beşli Çete'nin CEO'larının talebi üzerine alındı. Battığı döneme kadar Lehman 600 milyar dolardan fazla borç biriktirmişti. Hiçbir ortaklık ya da özel şirket bu kahramanlığı yapamazdı.
Halk ortaklığı, hissedarların sorumluluklarının yerine halka açık kurulların tehlikeli beceriksizliğini koydu - kâr yoksa prim de yok. Teoride kurulların CEO'ların faaliyetlerini denetliyor olması gerekiyor. Pratikte ise hiç düşünülmeden kararlara basılan pahalı birer damga işlevi görüyorlardı. Lehman ve Bear-Stearns'ün eski yatırım bankacılarından John Gillespie "Bu şirketler ya dikkatsiz ya da Lehman'ın yaptığı gibi, bilinçli olarak konuya dair bilgisi olmayan vasıfsız kişiler arasından seçilirlerdi" diyor. Money for Nothing: How the Failure of Corporate Boards Is Ruining American Business and Costing Us Trillions (Hiç İçin Para: Yönetim Kurullarının Başarısızlığı Amerikan Ticaretini Nasıl Mahvediyor ve Bize Trilyonlara Mal oluyor) adlı kitabın da yazarlarından olan Gillespie, 2008'de 85 yaşında olan E. F. Hutton'un servetinin varisi aktris Dina Merrill'in de Lehman'ın Hak ve Menfaatleri Belirleme Komitesi'nde olduğunu söylüyor.
Lehman kamu şirketi olarak 14 yıllık yarışını elinde bir simitle (sıfır değeri olan bir hisse senedi) bitirdiğinde, hissedar değeri yaklaşık 45 milyar dolar olan varlık yok oldu. Öteki dalavereler ise hissedarlar açısından daha iyi sonuçlanmadı. JP Morgan, ABD Merkez Bankası yardımıyla Bear-Stearns'ü defolu mal fiyatına satın alarak ipten de aldı. Morgan Stanley ve Goldman kendilerine devasa sübvansiyonlar sağlandığı için bağımsız ve borçlarını ödeyebilir durumdaydılar. Ocak sonunda Morgan Stanley hisseleri 1998'in başlarında olduğu seviyedeydi.
Ancak bu cılız dönüşler, işçilere ve yöneticilere yüksek tazminat ödemek zorunluluğunu beraberinde getirdiğinden hissedarlara çok pahalıya mal oluyor. Yatırım bankacılığı ortaklıklarında tazminat çekişmeli bir meseledir - her aralık ayında ortaklar primler üzerine görüşmeler yaparken, kahramanca tartışmalar yaşanır. Ancak bu münakaşalar kişiye özel ortamlarda gerçekleştirilir ve süreç esasen birbirlerinin cebinden para alan zengin insanları kapsar. Şimdi ise aristokratlar ve halk tabakası arasındaki oyun sıfıra sıfır sonlanırken tüm kirli çamaşırlarda ortalığa serildi.
Mağdurlar, vergi mükellefleri ve tasarruf sahiplerinden oluşan halkın, bankaların yöntem ve uygulamalarını sorgulamak için her türlü hakkı var. Eğer işlerine burnumuzu sokmamızı istemiyorlarsa, bilançolarını daraltsınlar, sübvanse edilmiş borçlarını piyasa borçlarına dönüştürsünler, finansman için Merkez Bankası'na güvenmeyi bıraksınlar ve endeks fonlarımızdan defolsunlar. Film dehası Samuel Goldwyn'in bir defasında dediği gibi: "Beni dışarıda bırakın!"



















