"Alis harikalar diyarında"

Tim Burton'ın "Alis"ini seyredecekseniz, hayal gücünüzü evde bırakabilirsiniz.

Lewis Carroll'un Alis Harikalar Diyarında'sının en eğlenceli yönlerinden biri (ki çok var, özellikle Çılgın Şapkacı'nın diyaloglarındaki her satır bir Monty Python filminden fırlamış gibi), saf genç kızımızın sürekli yiyip içmesiydi. Alis tavşan deliğinden aşağı düştüğünde, yaptığı ilk iş tadı kirazlı tarta benzeyen bir sıvıyı içmek ve üzerinde "beni ye" yazan bir keki mideye indirmektir. Nargilesini tüttüren tırtılla ilk karşılaştığında, tırtıl ona bir mantar verir ve Alis de onu epey bir zaman ufak ufak dişleyip durur. Alis elbette acıkabilir. Ama yemek burada esasında bir kurgu. Alis, Harikalar Diyarı'nda ne zaman bir şeyler yese, biçim değiştirir. Bir an boyu 25 cm'e iner, bir diğerindeyse öyle büyür ki, beyaz tavşanın evinden çıkamaz. Öykünün başlarında, tırtıl Alis'e "kimsin sen" diye basit bir soru sorar. Alis cevabı bilmediğini açık yüreklilikle söyleyebilir. Tanıma sığmamaktadır.

Alis'i anlamanın tek yolu hayal gücünüzü kullanmak. Bunu nasıl yaptığınızı hatırlayabilecek misiniz? İnternet bağlantıları, Wikipedia, Facebook ve reality TV'den ibaret toplumumuzda, herkes ve her şey bir etiket ve detaylı bir tanımla geliyor. Muğlaklık ve yorum için çok az yer var. 145 yıllık Harikalar Diyarı'nın sırrı, sizi çay partisine kendi yaratıcı karışımlarınızla gitmeye zorlaması. Carroll bunun işaretini Alis'i daha ilk satırda "yapacak hiçbir şeyi olmamasından usanmış" diye tanımlayarak veriyor. Onun bütün macerası bu miskinliğine karşı bir tepki. Alis yemeğe değil deneyime, kendi zihninin dışına gitmek için bir yol bulmaya aç aslında. Kısacası, öykü Alis'in sıkıntısını nasıl bastırdığının bir metaforu. Carroll en sevdiği deyişin "var sayalım ki" olduğunu söyler. Alis'in yaptığı bir şey de buna artık ne kadar az başvurduğumuzu bize hatırlatmak.

Harikalar Diyarı'nı zamanımızın ünlü çocuk hikâyesiyle, Harry Potter serisiyle karşılaştırın. J.K. Rowling'in yedi kitabı özgün olduğu kadar, ansiklopedik denecek ölçüde (Quidditch'in karmaşık kuralları, Hogwarts'taki sınıf ritüelleri, tüm o büyücü alet edevatı), titizlikle ayrıntılandırılmıştır. Filmler bu yüzden bu kadar iyi iş yapıyor; ayrıntılar hikâyenin yol haritası işlevini görüyor. Aynı filmler Harry'yi edebi bir karakter olmaktan çıkarıp, bir video oyunu yıldızına çevirdi. Alis Harikalar Diyarında'nın yeni üç boyutlu Tim Burton versiyonu, Alis'e daha da fazlasını yapıyor, onu bir Viktorya dönemi Lara Croft'una dönüştürüyor. Orijinal Alis ne kadar akıllı olduğunu göstermek için zahmet ederdi. Fatih William'la ilgili bir sohbeti dinlemekte zorlanmazdı mesela. Burton'un Alis'i ise kendi başına bir fatih. Daha beteriyse keşfettiği şeyler: Jabberwock, yani Carroll'un, içindeki her isim ve sıfatına kadar yoruma açık absürd şiirinden türeyen bir canavar. Jabberwock filmde, Alis'in öldürmesi gereken, pullarla kaplı bir ejderha rolünde. Burton her şeyi, en küçük ayrıntısına kadar görüntüye döküyor. Carroll'un öyküsündeki Diyar, nihayetinde Alis'in de uyanıp farkına vardığı gibi, tamamen hayaliydi. Burton'un dünyasında, Harikalar Diyarı gerçek bir yer. Eve döndüğünde, Alis'in kolunda Jabberwock'la verdiği kavganın çizikleri duruyor. Bu yönetmenin "Bakın! O gerçekten de oradaydı" demesinin bir yolu.

Alis'in hayali Harikalar Diyarı'nın yıllar içinde ne denli esnediğini düşündüğünüzde, durum özellikle umut kırıcı hale geliyor. Öykü baleye, kukla gösterilerine, bir operaya ve hatta pornografik bir müzikale uyarlandı. Sayısız çocuk öyküsü için de şablon oluşturdu. L. Frank Baum, Alis'i İngiltere'den Amerika'ya taşıyarak ve kedisi Dinah'ı da Toto isimli bir köpeğe çevirerek Oz Büyücüsü'nü yarattı. (Kitapta, Oz bir rüya değildir, ama 1939 tarihli sinema versiyonu bunu bile Carroll'dan arakladı.) Çocuk kitapları yazarı Maurice Sendak'ın stüdyosunda, Carroll'un öyküsüne ilham veren Alis Liddell'ın bir fotoğrafı asılıdır. Arkadaşım Canavar'ın (Where the Wild Things Are) aynı öykünün canavarlı bir çeşitlemesi olması acaba bundan mı? Tavşan deliği, Narnia kitaplarında koca bir dolapla, Harry Potter'daysa bir tren platformuyla yer değiştirdi. Yetişkinler de Alis'i sevmişti. John Lennon'ın en dumanlı şarkı sözlerini dile dökmesine Alis yardım etti; John Mayer'a en popüler şarkısını kazandıran da oydu (Mayer'dan nefret edenler, şöhretini Alis'den bilebilirsiniz.) Alis Harikalar Diyarında'ya tüm zamanların en etkili çocuk kitabı demek abartı sayılmaz.

Neden mi? Çünkü bütün büyük edebi figürler gibi o da zamana ayak uydurmayı hep becerdi. Alis yıllar içinde dikkat çekici biçimde değişti. Bu değişim çoğu kez karakterin kendisinin değil, onun yeniden tasavvur edildiği çağın özelliklerini ortaya seriyordu. Alis beyazperdeye ilk defa (küçük kızların işitilmesi değil, görülmesinin uygun kaçtığı bir zamanda) 1903 tarihli sessiz filmde yansıdı. 1933'teki live-action filmde (aslında animasyon olan bir işin gerçek oyuncularla uyarlanması bu filmde de Cary Grant, Mock Turtle'ı oynuyordu) daha çok hoppa bir Shirley Temple gibiydi. Walt Disney, çizgi prensesimizi bize 1951'de armağan etti. (Disney'in animasyonu, saykodelik rüya sahneleri ve halka halka dumanlarıyla, kafası iyi 60'ların esas malzemelerinden biri haline geldi.) Columbine vakasından sonra, American McGee'nin Alis ismini verdiği şiddet yüklü video oyunu, edebi kahramanı intikam heveslisi ve intihara meyilli bir genç kıza dönüştürdü.

Alis'in vücut bulduğu yeni halleri daha kavgacı ve daha az filozofikse, bu çağımızın da bir yansıması. Ama bu iyiye yönelik bir değişiklik demek değil. Aslında Alis tıpkı dergi kapaklarındaki yıldız adayı genç kızlar gibi az beslenmiş duruyor. Burton'ın filminde, hiç de öyle çok yemiyor mesela. Ünlü Atkins diyetindeki kadar küçük bir çöreği kemiriyor, birkaç yudum da iksir içiyor, ama tavşan deliğinden aşağı düştüğünde, iştahı da kesiliyor besbelli. Film gözleriniz için bir şölen olsa da, Alis açlıktan ölüyor. Kupa Kraliçesi onu idama mahkûm ettiğinde -Kraliçe Helena Bonham Carter'ın "tiz kellesi vurula" diye bağırırkenki hali, filmin birkaç keyifli sahnesinden biriydi. Cellât için üzülmekten kendinizi alamıyorsunuz. Birisi önce Alis'i beslemeli. Yoksa o cellât kızın boynunu hiç bulamayacak.

sayı: 72

Yorumlar
Member Comments

 
 
 

Geçen Temmuz'a kadar Rusya Devlet Başkanı'nın insan hakları danışmanlığını yapan Ella Pamfilova'yla röportaj...

 
 

Avrupa ve ABD'de yüksek kakao içerikli çikolata tüketimi yüzde 43 oranında arttı. Önceleri en pahalı ürün gamında sütlü çikolatalar yer ...

 

The Peek
 
 

Yılın en büyük güncel sanat etkinliğindeki provokasyona karşı koymak kolay değil.

 
 
 
 

Neden Andorra'lılar, Sardinya'lılar ya da Okinawa'lılar dünyadaki herkesten daha uzun yaşıyor?